

Kayra Ağman

Sertaç Aktunç

Ezgi

Ömer

Nihan

Arif Ağman

Gülsev Ağman

Elif Ağman

Halit Aktunç

Avukat
Film, 18 yaşındaki Kayra’nın intihar girişiminden sonra hayatını yeniden inşa etme sürecine odaklanıyor. Kayra, annesinin kaybıyla başa çıkmaya çalışırken bir yandan da babasıyla olan kopuk ilişkisini onarmaya, diğer yandan ise yetişkinliğin getirdiği belirsiz sorumluluklarla yüzleşmeye çalışır. Hayat onun için bir labirent gibidir ve o bu labirentten çıkmak için kendine has bir "hayatta kalma rehberi" oluşturur.
Hikâye, ağır bir dram konusunu ele almasına rağmen, Kayra’nın iç dünyasındaki renkli hayaller ve ironik bakış açısı sayesinde yer yer absürt bir komediye evrilir. Kayra’nın okul hayatı, ilk aşk denemeleri ve babasıyla kurmaya çalıştığı o eğreti bağ, izleyiciye büyüme sancılarının ne kadar evrensel olduğunu hatırlatır. Film, hayatta kalmanın sadece nefes almak değil, tutunacak bir neden bulmak olduğunu etkileyici bir şekilde işler.
Filmin başrolünde Kayra karakterine hayat veren Deniz Can Aktaş, bir gencin içsel karmaşasını ve kırılganlığını oldukça doğal bir performansla sergiliyor. Kayra’nın babası rolünde izlediğimiz Madit Erdemir ise otoriter ama kendi içinde yaralı baba figürünü başarıyla yansıtıyor.
Kadrodaki diğer oyuncular, Kayra’nın dünyasına giren arkadaşları ve öğretmenleri olarak hikâyeye dinamizm katıyor. Özellikle genç oyuncuların enerjisi, filmin tempo kaybetmeden ilerlemesini sağlıyor. Editoryal bir not olarak; oyuncu kadrosunun uyumu, filmin "bağımsız sinema" ruhunu besleyen en güçlü unsurlardan biri.
Yönetmenliğini Burak Sağyaşar'ın üstlendiği film, görsel diliyle ana akım Türk sinemasından ayrışıyor. Kullanılan renk paletleri ve Kayra’nın iç sesinin anlatıma dahil edilmesi, filme modern ve taze bir hava katıyor. Tempo, bir gencin zihnindeki gelgitleri yansıtacak şekilde bazen durağan bazen ise oldukça hareketli seyrediyor. Soundtrack seçimleri ise sahnelerin duygusal yoğunluğunu başarıyla destekliyor.
Gençlik dramlarını, "Coming-of-age" (büyüme hikâyesi) türündeki yapımları ve melankoli ile mizahın harmanlandığı hikâyeleri sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Özellikle hayatının bir döneminde kendini kaybolmuş hisseden ve yeniden başlama gücü arayan izleyiciler, Kayra’nın hikâyesinde kendilerinden çok şey bulacaktır.
Film, trajedinin içindeki komediyi ve karanlığın içindeki ışığı görmemizi sağladığı için izlenmeli. "Hayatta kalmak bir sanattır" önermesini, didaktik olmadan, karakterin yaşadığı hatalar ve zaferler üzerinden samimiyetle anlatıyor. Ayrıca, yerli sinemada gençlik sorunlarına bu denli modern ve cesur bir perspektifle yaklaşan nadir yapımlardan biri olması, filmi değerli kılıyor.
Yas ve Kayıp: Sevilen birinin gidişinden sonra kalan boşluğu doldurma çabası.
Baba-Oğul Çatışması: İletişimsizliğin yarattığı duygusal engeller ve uzlaşma arayışı.
Kendini Bulma: Toplumsal beklentiler ile bireysel arzular arasında sıkışan bir gencin kimlik inşası.
Eğer bu filmdeki büyüme sancılarını ve atmosferi sevdiyseniz, dünya sinemasından The Perks of Being a Wallflower (Saksı Olmanın Faydaları) veya yerli sinemadan gençlik ve hayata tutunma temalı Mavi Dalga gibi yapımları da listenize ekleyebilirsiniz.
Filmin çekimleri İstanbul’un daha sakin ve atmosferik semtlerinde gerçekleştirilmiştir. Yapım aşamasında, karakterin iç dünyasındaki karmaşayı yansıtmak adına pek çok sahne el kamerasıyla ve doğal ışıkla çekilmiştir. Ayrıca film, katıldığı festivallerde "en iyi genç yetenek" ve "senaryo" gibi dallarda dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...