
Dram, Macera
Film, 40 yıl arayla Kolombiya Amazonları'na gelen iki batılı bilim insanının (Alman etnograf Theodor Koch-Grunberg ve Amerikalı botanikçi Richard Evans Schultes) hikayesini birbirine paralel olarak anlatır. Her iki adam da kendi dönemlerinde, kutsal ve nadir bulunan "yakruna" adlı bitkinin peşindedirler.
Onlara bu tehlikeli yolculukta eşlik eden kişi ise, kabilesinden hayatta kalan son kişi olan şaman Karamakate'dir. Karamakate, gençliğinde Theo ile kurduğu mesafeli ilişkiden, yaşlılığında Richard ile kurduğu unutkanlık ve bilgelik arasındaki bağa kadar, Amazon'un hafızasını temsil eder. Film, beyaz adamın getirdiği yıkımı, dinin yarattığı travmaları ve doğanın insan ruhuyla olan kopmaz bağını epik bir nehir yolculuğu üzerinden işler.
Yönetmen Ciro Guerra, filmde yerel halkın dillerini (dokuz farklı yerli dili) ve kültürünü merkeze alan bir kadro kurmuştur. Genç Karamakate rolünde Nilbio Torres ve yaşlı Karamakate rolünde Antonio Bolívar, karakterin vakur ve sert duruşunu muazzam bir doğallıkla sergilerler. (Antonio Bolívar, gerçek hayatta da Amazon'un son şamanlarından biriydi). Batılı bilim insanlarını canlandıran Jan Bijvoet ve Brionne Davis, karakterlerinin merak ile kibri arasındaki ince çizgiyi başarıyla yansıtırlar.
2016 yılında "En İyi Yabancı Dilde Film" dalında Oscar adaylığı kazanan yapım, Kolombiya sineması için tarihi bir dönüm noktasıdır. Siyah-beyaz tercih edilmesi, Amazon'un o bildik "yeşil egzotizmini" elinden alarak izleyiciyi formlara, gölgelere ve ruhsal bir derinliğe odaklar. Sinematografisi o kadar güçlüdür ki, ormanın sesleri ve nehrin akışı izleyiciyi adeta transa sokar. Bu yapım, sadece bir macera filmi değil, antropolojik bir sanat filmi ve sömürgeciliğe karşı sert bir manifestodur.
Doğa ile insan arasındaki spiritüel bağı, sömürgecilik tarihini ve antropolojiyi seven her sinemasever bu filmi mutlaka izlemelidir. Hızlı tüketilen aksiyon filmlerinden ziyade, derinliği olan ve izleyiciyi düşünmeye sevk eden bağımsız sinema örneklerini takip edenler için bir hazine niteliğindedir. Ayrıca Amazon'un gizemli dünyasına dair farklı bir perspektif arayanlar için sarsıcı bir deneyimdir.
Film, dünyayı "beyaz adamın" değil, ormanın ve onun kadim koruyucularının gözünden görmemizi sağlıyor. Bilimin tek başına yetersiz kaldığı noktalarda, sezginin ve geleneğin nasıl devreye girdiğini anlatıyor. Özellikle kauçuk katliamları ve misyoner okulları sahneleri, tarihin karanlık yüzüyle yüzleşmek adına oldukça değerlidir. Finaldeki o kozmik ve rüya benzeri sekans için bile bu nehir yolculuğuna çıkılmalıdır.
Kültürel Kıyım: Beyaz adamın gelişiyle yok olan diller, inançlar ve topluluklar.
Doğa ve Bilgi: Bitkilerin sadece fiziksel değil, ruhsal şifa kaynağı oluşu.
Zamanın Döngüselliği: Geçmiş ve geleceğin aynı nehir üzerinde, Karamakate'nin zihninde buluşması.
Unutuş ve Hafıza: Bir kültürün son temsilcisi olmanın getirdiği ağır yük.
Eğer Amazon'un bu mistik ve sert atmosferini sevdiyseniz, Werner Herzog'un efsanevi yapımları Aguirre, the Wrath of God (Aguirre, Tanrının Gazabı) veya Fitzcarraldo filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca doğa ve insan çatışmasını işleyen The Mission veya daha modern bir anlatım sunan The Lost City of Z benzer frekansta yapımlardır.
Film, 1909 ve 1940 yıllarında Amazon'da araştırma yapan iki gerçek bilim insanının günlüklerinden esinlenilerek senaryolaştırılmıştır.
Çekimler boyunca ekip, Amazon'un zorlu şartlarıyla mücadele etmiş ve bölgedeki yerli topluluklarla yakın iş birliği yapmıştır.
Antonio Bolívar (Yaşlı Karamakate), bu filmdeki rolünden birkaç yıl sonra maalesef COVID-19 nedeniyle hayatını kaybetmiş, geride Amazon'un sesi olan unutulmaz bir performans bırakmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...