

Pedro

Carlos Acosta (Actual)

Carlos Acosta (Joven)

Carlos Acosta (1983)

Maestra Chery
María
Enrique

Berta

Amiga Inglesa

Julieta
Yuli, klasik bale dünyasının kurallarını yıkan ve Londra Kraliyet Balesi’nde başdansçı olan ilk siyah sanatçı Carlos Acosta’nın otobiyografik hikâyesini merkezine alıyor. Ancak bu, alışılagelmiş bir başarı öyküsü değil; aksine, dans etmek istemeyen bir çocuğun, babası tarafından zorla yeteneğine mahkûm edilişinin dramatik anlatısıdır. Babası Pedro, oğlunun sokaklardaki tehlikelerden kurtulması için onda gördüğü cevheri sert bir disiplinle işlemeye karar verir ve ona savaşçı bir tanrının adı olan "Yuli" lakabını takar.
Film, Carlos’un çocukluğu, gençliği ve bizzat kendisini canlandırdığı yetişkinlik dönemi arasında ustaca geçişler yapar. Küba’nın fakir mahallelerinden çıkan bu genç adamın, köklerine olan özlemi ile küresel bir yıldız olmanın getirdiği yalnızlık arasındaki çatışma, etkileyici dans koreografileriyle harmanlanır. Yuli, bir sanatçının kendi geçmişiyle barışma ve yeteneğini bir hapishaneden bir özgürlük alanına dönüştürme çabasının şiirsel bir yansımasıdır.
Filmin en dikkat çekici özelliği, Carlos Acosta’nın yetişkinlik döneminde bizzat kendisini oynamasıdır. Kendi hayatını dans yoluyla sahnede yeniden canlandıran Acosta, sadece bir dansçı değil, aynı zamanda derinlikli bir aktör olduğunu da kanıtlıyor. Genç Carlos’u canlandıran Keyvin Martínez ve çocukluğunu hayat veren Edilson Manuel Olbera Núñez, karakterin masumiyetini ve isyanını izleyiciye büyük bir başarıyla aktarıyor.
Babanın otoritesini ve oğluna duyduğu sert sevgiyi canlandıran Santiago Alfonso, filmin duygusal yükünü sırtlayan isimlerden biri. Alfonso’nun performansı, karakterin hem bir tiran hem de ileri görüşlü bir rehber arasındaki ince çizgisini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Oyuncuların performansları, koreografilerle birleştiğinde ortaya editoryal bir sanat şöleni çıkıyor.
Yönetmen Icíar Bollaín, bir biyografi filmini sadece kronolojik olaylarla anlatmak yerine, dansı bir anlatım dili olarak kullanmayı tercih ediyor. Filmin temposu, Carlos’un hayatındaki dönüm noktalarını temsil eden çağdaş dans gösterileriyle yükseliyor. Senarist Paul Laverty, karakterin iç dünyasındaki travmaları ve Küba’nın siyasi atmosferini hikâyeye başarıyla yedirmiş. Görsel dil, Havana’nın sıcak renkleri ile bale salonlarının disiplinli soğukluğu arasında gidip gelerek izleyiciye zengin bir perspektif sunuyor.
Dansın bir ifade biçimi olduğuna inananlar ve bir sanatçının varoluş mücadelesini merak edenler için Yuli kaçırılmaması gereken bir yapım. Hem bir müzik filmi estetiği arayanlar hem de baba-oğul çatışması üzerine kurulu güçlü bir dram izlemek isteyen sanatseverler bu filmde kendilerinden çok şey bulacaktır. Başarıya giden yolun her zaman tutkuyla döşenmediğini, bazen zorunlulukların da efsaneler yarattığını görmek isteyen her izleyici bu hikâyeye davetli.
Yuli, bale filmlerine dair tüm klişeleri yerle bir ediyor. Parlak kostümlerin ve alkışların ötesinde; ırkçılık, vatan hasreti ve bir babanın oğluna biçtiği zorlu kaderin ağırlığını hissettiriyor. Filmi benzerlerinden ayıran en temel yön, geçmişin acılarının sahnede dansla nasıl sağaltıldığını bizzat o acıyı yaşayan sanatçının gözünden izleme şansı sunmasıdır. Gerçekçilik ve estetik, bu filmde kusursuz bir dengede buluşuyor.
Yetenek ve Zorunluluk: Bir çocuğun istemediği bir yetenekle kurduğu sancılı ilişki.
Baba ve Oğul Çatışması: Sert disiplin ile gelecek kaygısı arasındaki çatışmalı sevgi.
Kökler ve Vatan Özlemi: Dünyanın en iyi sahnelerinde bile Küba’nın sokaklarını özlemek.
Irkçılık ve Bariyerler: Klasik sanat dallarında siyahi bir birey olarak var olma mücadelesi.
Bu etkileyici biyografi ve başarı hikâyesinden sonra, yine bir dansçının hayatına odaklanan Billy Elliot filmini izleyebilirsiniz. Benzer şekilde, bir müzisyenin sert bir disiplin altında şekillenmesini konu alan Whiplash veya bir başka efsanevi sanatçının hayatını anlatan La Vie en Rose (Kaldırım Serçesi), Yuli’nin bıraktığı duygusal izi pekiştirecek niteliktedir.
Carlos Acosta, Londra Kraliyet Balesi tarihinde başdansçı pozisyonuna yükselen ilk siyahi sanatçıdır.
Film, Carlos Acosta’nın "No Way Home" (Eve Dönüş Yok) adlı otobiyografik kitabından sinemaya uyarlanmıştır.
Filmde görülen modern dans sahneleri, aslında Carlos Acosta’nın kendi dans kumpanyası için tasarladığı gerçek koreografilerden oluşmaktadır.
Evet, yetişkinlik dönemini bizzat canlandıran Carlos Acosta, filmdeki tüm zorlu koreografileri kendisi sergiliyor.
Evet, film Carlos Acosta’nın çocukluğundan emekliliğine kadar olan süreci, gerçek hayat hikâyesine sadık kalarak anlatıyor.
Yönetmen, Carlos’un geçmişte yaşadığı travmaları ve duygularını kelimelerle anlatamadığı yerlerde dansı bir dışavurum yöntemi olarak kullanmayı seçmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...