

Don Diego de Zama

Luciana Piñares de Luenga

Vicuña Porto / Gaspar Toledo

Ventura Prieto

Manuel Fernández

Malemba

El Oriental

Capitán Hipólito Parrilla

Gobernador II

Indalecio
Zama, Lucrecia Martel’in ellerinde sıradan bir dönem filmi olmaktan çıkıp, insanın zaman ve mekan içindeki kayboluşunu anlatan duyusal bir deneyime dönüşüyor. 18. yüzyılın sonlarında, Paraguay kıyılarındaki ücra bir kolonide görev yapan Don Diego de Zama, eşinin ve çocuklarının yanına dönebilmek için kraldan gelecek olan tayin mektubunu beklemektedir. Ancak bu bekleyiş, tropikal sıcağın, bataklık kokusunun ve sömürgeci bürokrasinin absürt çarkları arasında giderek bir kâbusa dönüşür.
Film, doğrusal bir hikâye anlatmak yerine izleyiciyi Zama’nın zihnine ve içinde bulunduğu tekinsiz atmosfere hapsediyor. Zaman mefhumunun yitirildiği bu coğrafyada, kahramanımız hem statüsünü korumaya çalışıyor hem de giderek silikleşen kimliğiyle yüzleşiyor. Bir umut ışığı ararken kendisini vahşi bir haydutun peşinde, medeniyetin bittiği noktada bulmasıyla hikâye bambaşka bir boyuta evriliyor.
Daniel Giménez Cacho, Don Diego de Zama rolünde kelimenin tam anlamıyla devleşiyor. Karakterin içindeki kibri, çaresizliği ve yavaş yavaş gelen deliliği, diyalogdan ziyade bakışları ve vücut diliyle yansıtmayı başarıyor. Cacho'nun performansı, filmin o ağır ve yapışkan atmosferini izleyiciye geçiren en temel unsur.
Lola Dueñas, Zama’nın arzuladığı ama ulaşamadığı asilzade Luciana Piñares de Luenga rolünde, sömürge toplumundaki yapay nezaketi ve gizli acımasızlığı harika bir soğukkanlılıkla sergiliyor. Yan rollerdeki yerli halk ve diğer memurlar ise, ana karakterin yalnızlığını ve yabancılaşmasını derinleştiren birer dekor gibi değil, yaşayan bir dünyanın parçaları olarak kurgulanmış.
Yönetmen Lucrecia Martel, Antonio di Benedetto’nun "uyarlanamaz" denilen romanını, sinemanın görsel ve işitsel imkanlarını sonuna kadar kullanarak beyazperdeye taşıyor. Filmin en dikkat çekici yanı, ses tasarımı. Arka plandaki hayvan sesleri, suyun uğultusu ve kulağa çalınan fısıltılar, izleyicide klostrofobik bir etki yaratıyor. Tempo kasten yavaş tutulmuş; bu sayede Zama’nın maruz kaldığı o bitmek bilmeyen bekleyiş hissi izleyicinin de iliklerine işliyor. Bu film, klasik bir olay örgüsünden ziyade bir sanat filmi estetiği ve derinliği sunuyor.
Sabırlı, görselliğin ve atmosferin gücüne inanan sinemaseverler için Zama eşsiz bir hazine. Eğer ana akım sinemanın hızlı kurgusundan yorulduysanız ve kendinizi bir yönetmenin vizyonuna bırakmak istiyorsanız bu film tam size göre. Özellikle Güney Amerika sineması meraklıları ve sömürgecilik sonrası temaları sevenler, filmin alt metinlerini keşfetmekten büyük keyif alacaktır.
Zama, tarihin tozlu sayfalarını anlatırken aslında insanın en temel trajedisine, "bekleme" haline odaklanıyor. Modern insanın kariyer, statü veya bir gelecek beklentisiyle bugününü nasıl heba ettiğini, 18. yüzyılın egzotik dekoru altında tokat gibi yüzümüze vuruyor. Martel’in kurduğu o benzersiz görsel dil, her karesi bir tabloyu andıran sinematografisiyle uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir seyir deneyimi vaat ediyor.
Varoluşsal Bekleyiş: Bir insanın hayatını gelmeyecek bir habere endekslemesinin yarattığı yıkım.
Sömürgecilik ve Bürokrasi: Krallık otoritesinin uzak diyarlardaki işlemezliği ve yarattığı absürt düzen.
Yabancılaşma: Bireyin hem içinde yaşadığı topluma hem de kendi doğasına karşı hissettiği kopukluk.
Zamanın Göreceliliği: Beklenti içindeki bir zihin için zamanın nasıl büküldüğü ve anlamsızlaştığı.
Eğer Zama'nın atmosferini sevdiyseniz, Werner Herzog imzalı Aguirre, Tanrı'nın Gazabı filmini mutlaka listenize eklemelisiniz. Her iki film de insanın doğa karşısındaki kibrini ve deliliğe sürüklenişini merkezine alıyor. Ayrıca Ciro Guerra'nın yönettiği Yılanın Kucağında, sömürgecilik ve yerli kültürü üzerine benzer bir şiirsel yaklaşıma sahip, izlenmesi gereken bir festival filmi olarak öne çıkıyor.
Film, Arjantin edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Antonio di Benedetto’nun 1956 tarihli aynı adlı romanından uyarlandı.
Yapımcı kadrosunda Pedro Almodóvar ve Gael García Bernal gibi dünya sinemasının dev isimleri yer alıyor.
Yönetmen Lucrecia Martel, filmin ses tasarımı için yıllarca süren titiz bir çalışma yürüterek kendine has bir işitsel dünya yarattı.
Film, 18. yüzyılın sonlarında İspanyol İmparatorluğu'nun Güney Amerika'daki sömürge yönetiminin hüküm sürdüğü yılları konu alıyor.
Hayır, Zama karakteri Antonio di Benedetto'nun romanı için yarattığı kurgusal bir karakterdir ancak o dönemdeki İspanyol bürokratların trajedisini temsil eder.
Filmin sonu, Zama'nın tüm sosyal statüsünden ve beklentilerinden arınarak en saf ve çıplak haliyle hayatta kalma mücadelesine, yani özüne dönüşüne işaret eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...