

John McClane

Holly McClane

Stuart

Major Grant

General Ramon Esperanza

Richard Thornberg

Capt. Carmine Lorenzo

Leslie Barnes

Trudeau

Marvin
New York polis departmanının en nev-i şahsına münhasır dedektifi John McClane, ilk filmdeki Nakatomi krizinden tam iki yıl sonra, yine bir Noel arifesinde kendisini imkansız bir kaosun ortasında bulur. Eşini karşılamak üzere Washington Dulles Uluslararası Havalimanı'na giden McClane, kar fırtınasının hayatı felç ettiği bir gecede, profesyonel bir paralı asker grubunun tüm iletişim sistemlerini ele geçirdiğini fark eder.
Teröristlerin amacı, ABD'ye iade edilen bir uyuşturucu baronunu kurtarmaktır. Havalimanının kulesini devre dışı bırakan ve havada iniş sırası bekleyen düzinelerce uçağı adeta birer yakıt bombasına dönüştüren bu ekip, McClane’in kişisel sınırlarını zorlayacaktır. Zaman daralırken ve uçakların yakıtı tükenirken, McClane hem yerdeki bürokrasiyle hem de karlar üzerindeki ölümcül düşmanlarıyla tek başına savaşmak zorundadır.
Bruce Willis, John McClane karakteriyle bir kez daha "yanlış zamanda yanlış yerde olan adam" imajını mükemmelleştiriyor. Willis’in sergilediği performans, karakterin fiziksel yorgunluğunu ve mizahi direncini harika bir dengede tutarak bir aksiyon filmi ikonunu sağlamlaştırıyor.
Kötü adam koltuğunda oturan William Sadler, soğukkanlı ve disiplinli Albay Stuart rolünde, McClane’in kaotik tarzına zıt, ürpertici bir profesyonellik sergiliyor. Bonnie Bedelia, Holly McClane rolüyle hikayenin duygusal ağırlığını korurken, Franco Nero ve Dennis Franz gibi isimler kadronun niteliğini artıran güçlü performanslar sunuyor.
Renny Harlin’in yönetmen koltuğuna geçtiği bu devam filmi, ilk filmin klostrofobik atmosferini geniş bir havalimanı sahasına ve karlı dış mekanlara taşıyor. Temponun bir an bile düşmediği yapım, 90’lı yılların gerilim filmleri arasında teknik başarısı ve pratik efekt kullanımıyla ayrılıyor. Özellikle karda geçen takip sahneleri ve uçak patlama sekansları, dönemine göre oldukça iddialı bir sinematografi sunuyor.
Safkan aksiyon tutkunları ve 90'lar sinemasının o kendine has sert dokusunu özleyenler için bu yapım kaçırılmaması gereken bir klasik. Eğer suç filmleri ve zamana karşı yarış temalı hikayelerden keyif alıyorsanız, McClane'in bu karlı macerası sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Ayrıca serinin ilk halkasını sevenler için karakter gelişimini görmek adına mutlaka izlenmesi gereken bir devam halkasıdır.
Film, "devam filmi sendromuna" yakalanmadan, aksiyonun dozajını artırmayı başaran nadir yapımlardan biri. Sadece bir çatışma filmi değil, aynı zamanda mühendislik ve zeka gerektiren bir kedi-fare oyunu sunuyor. McClane’in sistemin hantallığına karşı verdiği bireysel mücadele, filmi sadece bir tür örneği olmaktan çıkarıp bir kahramanlık destanına dönüştürüyor.
Bireysel Direniş: Sistemin yetersiz kaldığı noktada tek bir adamın inisiyatif alması.
Zamana Karşı Yarış: Tükenen yakıt ve yaklaşan felaketle örülü kronometrik gerilim.
İzolasyon: Kalabalık bir havalimanında iletişim kanalları kesildiğinde yaşanan çaresizlik.
Yozlaşma ve Görev: Paralı askerlerin sadakati ile McClane'in etik anlayışı arasındaki çatışma.
Eğer bu tempoyu sevdiyseniz, yine bir ulaşım aracında geçen gerilim dolu Speed (Hız Tuzağı) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, terörle mücadele ve kapalı alan temasını başarıyla işleyen Air Force One ve serinin diğer halkaları, özellikle Die Hard with a Vengeance, listeye eklenmesi gereken macera filmleri arasındadır.
Filmin çekimleri sırasında kar yağışı beklenenden az olduğu için prodüksiyon ekibi birçok sahnede sahte kar kullanmak zorunda kalmıştır. Ayrıca film, o dönem için "en yüksek vücut sayısına" sahip aksiyon filmlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Bruce Willis'in meşhur "Yippee-ki-yay" repliği, bu filmle birlikte bir popüler kültür fenomenine dönüşmüştür.
Hikaye, ilk filmdeki Nakatomi binası olaylarından tam iki yıl sonraki Noel gecesini konu alıyor. John McClane artık Los Angeles'ta değil, New York'ta polislik yapmaktadır.
Filmde kullanılan uçak sahneleri, gelişmiş maket teknikleri ve kontrollü patlamalarla çekilmiştir. CGI teknolojisinin henüz çok yeni olduğu o dönemde, bu sahneler büyük bir teknik başarı olarak kabul edilmiştir.
Evet, ilk film gibi bu film de bir roman uyarlamasıdır. Film, Walter Wager'ın "58 Minutes" adlı kitabından senaryoya aktarılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...