
16 Şubat 2026
Emerald Fennell’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve başrollerini Margot Robbie ile Jacob Elordi’nin paylaştığı Uğultulu Tepeler (2026), edebiyat tarihinin en vahşi aşk hikayesini modern bir "estetik" süzgecinden geçirerek sunuyor. Film, vizyona girmesiyle birlikte izleyiciyi ve eleştirmenleri tam ortadan ikiye bölmeyi başardı.
Emerald Fennell, Emily Brontë’nin kasvetli romanını kelimesi kelimesine uyarlamak yerine, onu stilize edilmiş, neredeyse sürreal bir görsellikle yeniden yorumlamayı seçmiş.
Görüntü yönetmeni Linus Sandgren’in ( La La Land) yüksek kontrastlı, sisli ve kırmızı tonların ağırlıkta olduğu sinematografisi tek kelimeyle büyüleyici. Yorkshire fundalıkları hiç bu kadar tekinsiz ve aynı zamanda davetkar görünmemişti. Charli XCX imzalı modern dokunuşlu müzikler, filme alışılmadık bir enerji katıyor.
Bazı eleştirmenlere göre bu görsellik, hikayenin ruhundaki o "toprak ve çamur" kokan gerçekçiliği öldürüyor. Film, zaman zaman derinliği olan bir dramadan ziyade, yüksek bütçeli bir moda çekimi veya uzun bir müzik videosu hissi veriyor.
Casting süreci başladığından beri tartışılan bu ikili, ekranda oldukça farklı bir dinamik sergiliyor.
Margot Robbie, Catherine’in o ele avuca sığmaz, bencil ve tutkulu doğasını başarıyla yansıtıyor. Jacob Elordi ise Saltburn’den gelen tekinsiz karizmasını Heathcliff’in intikam dolu sessizliğine iyi yedirmiş. İkilinin arasındaki gerilim, özellikle ilk yarıda ekranı adeta yakıyor.
Kitaptaki Heathcliff karakterinin etnik kökeni ve sınıfsal ezilmişliği düşünüldüğünde, Elordi’nin bu rol için "fazla pürüzsüz" kaldığına dair ciddi eleştiriler var. Ayrıca, filmin ikinci kuşağı (Cathy ve Hareton’ın hikayesi) tamamen dışarıda bırakması, Catherine ve Heathcliff’in trajedisini bir nebze sığlaştırıyor ve karakterleri birer "rom-com" figürüne yaklaştırıyor.


Dram, Romantik
11.02.2026
Uğultulu Tepeler, Emily Brontë’nin ölümsüz eserini modern bir sinematografi ve vahşi bir tutkuyla yeniden yorumlayan, aşkın intikama dönüştüğü epik bir dramdır.
Fennell, kitabın yarısını atmayı tercih ederek hikayeyi sadece Catherine ve Heathcliff arasındaki yıkıcı saplantıya odaklamış.
Bu tercih, filmi daha akıcı ve odaklanmış kılıyor. Kitabı okumamış bir izleyici için 136 dakikalık bu yoğun aşk ve nefret döngüsü son derece sürükleyici olabilir.
Brontë’nin romanını bir nesiller arası intikam destanı yapan unsurların (miras kavgaları, sonraki kuşağın şifası) budanması, hikayeyi "toksik bir lise aşkı" seviyesine indirgeme riski taşıyor. Bazı sahnelerdeki "erotizm" dozu, romanın o platonik ama ruhsal derinliği olan yapısını zedeliyor.
Uğultulu Tepeler (2026), klasik bir dönem filmi değil; Emerald Fennell’ın kişisel, kışkırtıcı ve bir o kadar da tartışmaya açık vizyonunun bir ürünü.
Görsel bir şölen arıyorsanız, Margot Robbie’nin performansını merak ediyorsanız ve klasiklerin modern yorumlarına (örneğin Baz Luhrmann tarzına) açıksanız bu film size göre.
Eğer Emily Brontë’nin gotik karanlığına, sınıfsal öfkesine ve romanın orijinal dokusuna sadık bir iş bekliyorsanız, bu "parlak" uyarlama sizi hayal kırıklığına uğratabilir.
Kısacası: Uğultulu Tepeler (2026), sinema salonundan görsel sahneleriyle aklınızda yer edecek, 2026’nın en çok konuşulan yapımlarından biri olmaya aday.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...