

Sebastien

Jacky

Le maître de cérémonie

Alain
Romain

M. Schloendorf

Ludo

Christine Godon

José
Jean-François Godon
Gürcü asıllı genç bir göçmen olan Sebastian, Fransa'da yoksulluk içinde yaşayan ve çatılarda tamirat yaparak ailesine bakmaya çalışan dürüst bir işçidir. Bir gün, üzerinde çalıştığı evin sahibinin gizemli bir mektup aldığını ve bu mektubun büyük bir servet vaat ettiğini öğrenir. Ev sahibi aşırı dozdan ölünce, çaresizlik içindeki Sebastian mektubu çalar ve onun yerine bu gizemli randevuya gitmeye karar verir.
Ancak Sebastian’ın büyük bir umutla takip ettiği işaretler, onu lüks bir malikanede düzenlenen, zenginlerin üzerine bahis oynadığı yeraltı dünyasının en vahşi oyununa götürür: Toplu Rus Ruleti. Bir numara takılan ve 13. oyuncu olan Sebastian, artık sadece bir piyon değil, hayatta kalmak için tetiği çekmek zorunda olan bir kurbandır. Kaçışı olmayan bu ölüm çemberinde Sebastian, paraya giden yolun aslında kendi ruhunu ve hayatını ne kadar ucuza satmak olduğunu dehşetle fark eder.
Filmin başrolünde, yönetmenin kardeşi olan George Babluani yer alıyor. Babluani, Sebastian karakterinin yaşadığı masumiyet kaybını ve oyun ilerledikçe yüzüne yerleşen o saf dehşeti kelimelere ihtiyaç duymadan, sadece titreyen elleri ve donuk bakışlarıyla muazzam bir şekilde yansıtıyor.
Kadrodaki diğer oyuncular, özellikle oyunun acımasız organizatörlerini ve üzerine bahis oynayan duygusuz zenginleri canlandıran isimler, filmin tekinsiz havasını güçlendiriyor. Her bir oyuncu, o rutubetli ve karanlık odadaki gerilimi izleyicinin iliklerine kadar hissettirecek kadar çiğ ve gerçekçi performanslar sergiliyor.
Yönetmen Gela Babluani, ilk uzun metrajlı filminde noir (kara film) estetiğini modern bir gerilimle harmanlıyor. Filmin siyah-beyaz tercih edilmesi, sadece bütçe kısıtlılığı değil, aynı zamanda hikayenin ahlaki gri alanlarını ve karakterlerin üzerindeki klostrofobik baskıyı vurgulayan sanatsal bir tercihtir. "13", şiddeti bir aksiyon öğesi olarak kullanmak yerine, o şiddetin yarattığı beklenti gerilimini zirveye taşıyor. Silahların namlularına yerleştirilen mermiler ve yanan ampullerin altındaki sessizlik, sinema tarihinin en gergin sahnelerinden bazılarını sunuyor. Film, 2006 Sundance Film Festivali’nde "Dünya Sineması Jüri Büyük Ödülü"nü kazanarak başarısını kanıtlamıştır.
Psikolojik gerilim türünün sınırlarını zorlayan, atmosferin diyalogdan daha fazla konuştuğu ve "neo-noir" tarzı yapımlardan hoşlananlar için bu film bir zorunluluktur. Eğer Fight Club’ın yeraltı dünyasını ya da Funny Games gibi rahatsız edici ama sürükleyici yapımları seviyorsanız, 13 (Tzameti) sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Hızlı tüketilen aksiyon filmlerinden sıkılan ve daha derin, karanlık ve vurucu bir hikaye arayan izleyiciler için ideal bir seçim.
Bu film, insanın para ve güç uğruna ne kadar canavarlaşıp, ne kadar alçalabileceğini tokat gibi yüzümüze vuruyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, seyirciyi de o ölüm çemberindeki bir oyuncuymuş gibi hissettirmesidir. Sebastian’ın elindeki silahın tetiğine her basışında, siz de onunla birlikte nefesinizi tutuyorsunuz. Estetik bir şiddet değil, son derece rahatsız edici ve gerçekçi bir trajedi sunduğu için izlenmeli.
Şans ve Kader: Bir insanın hayatının tek bir merminin namluda nerede durduğuna bağlı olması.
Yozlaşmışlık: Zenginliğin, insan hayatını bir eğlence aracına dönüştürecek kadar ahlaki yıkıma yol açması.
Çaresizlik: Yoksulluğun, insanı sonunu bilmediği karanlık yollara sapmaya zorlaması.
Masumiyetin Yitişi: Sıradan bir gencin, sistemin çarkları arasında bir katile ya da kurbana dönüşme süreci.
Bu filmin yarattığı gerginliği ve yeraltı oyun temasını sevdiyseniz, bir grup insanın hayatta kalmak için birbirini öldürmek zorunda kaldığı The Condemned veya çok daha popüler bir hayatta kalma hikayesi olan Squid Game ilginizi çekebilir. Ayrıca stilize gerilimiyle Nightcrawler (Gece Vurgunu) da benzer bir huzursuzluk hissi yaratacaktır.
"Tzameti", Gürcüce'de "13" anlamına gelmektedir.
Film o kadar ses getirmiştir ki, 2010 yılında Hollywood tarafından Jason Statham ve Mickey Rourke gibi isimlerle yeniden (13 adıyla) çekilmiştir; ancak orijinali kadar başarılı bulunmamıştır.
Gela Babluani, filmin gerginliğini artırmak için bazı sahnelerde oyunculara ne zaman ateş edeceklerini söylemeyerek onların gerçek tepkilerini kaydetmiştir.
Yönetmen, hikayenin karanlık doğasını vurgulamak ve izleyicinin dikkatini renklerin dikkat dağıtıcılığından uzaklaştırıp sadece gerilime ve karakterlerin yüzlerindeki ifadeye odaklamak için bu tekniği kullanmıştır.
Hayır, film bir aksiyon filminden ziyade ağır tempolu ama yüksek gerilimli bir psikolojik dram ve neo-noir örneğidir.
Evet, filmdeki toplu Rus Ruleti sistemi, türün diğer örneklerinden çok daha sistematik, soğuk ve prosedürel bir şekilde anlatılarak gerçekçilik dozu artırılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...