
Londra’nın sisli sokaklarında, terk edilmiş ve üzerinde "Kiralık" levhası bulunan 17 numaralı evde tuhaf olaylar zinciri başlar. Bir dedektif, evde saklanan bir ceset ve kayıp bir elmas kolye etrafında dönen karmaşanın içine çekilir. Evin içinde yolları kesişen evsiz bir adam, gizemli bir genç kadın ve bir grup azılı hırsız; karanlık koridorlarda birbirlerine güvenmeye çalışırken aslında herkesin kendi gizli ajandası vardır.
Hikâye, klostrofobik bir ev atmosferinde başlayan bir kovalamacanın ardından, sinema tarihinin o dönem için en heyecan verici tren ve otobüs takibine evrilir. Çalınan mücevherlerin peşindeki bu tuhaf grubun mücadelesi, sadece fiziksel bir çatışma değil, aynı zamanda kimin kim olduğunu anlamaya çalışan zihinsel bir satranç oyununa dönüşür. Film, bir hırsızlık vakasının nasıl kontrolden çıkıp devasa bir aksiyona dönüştüğünü anlatan dinamik bir platform filmi örneğidir.
Leon M. Lion, evsiz Ben karakterinde sergilediği komik ve hafif ürkek tavırlarıyla filmin mizah yükünü başarıyla sırtlıyor. Lion'un performansı, gerilimin en yüksek olduğu anlarda bile izleyiciye nefes aldıracak bir neşe katıyor. Anne Grey ise gizemli ve dilsiz olduğu sanılan kadın rolünde, Hitchcock’un ileride çokça kullanacağı "tekinsiz sarışın" prototipinin erken bir örneğini sunuyor.
John Stuart, dedektif rolünde sergilediği kararlı duruşla olayların merkezindeki dengeleyici güç olurken; Donald Calthrop, şüpheli tavırlarıyla hikâyeye gerekli olan huzursuzluğu katıyor. Oyuncu kadrosu, dar alanlarda geçen sahnelerde fiziksel oyunculuğun sınırlarını zorlayarak atmosferi güçlendiriyor.
Hitchcock, bu filmde bir yandan klasik gerilim unsurlarını kullanırken diğer yandan bu unsurlarla dalga geçen bir kara mizah anlayışı sergilemiştir. Filmin ilk yarısındaki gotik ve gölgeli ev sahneleri, yönetmenin sessiz sinemadan kalma görsel yeteneğini yansıtır. Ancak asıl şov, filmin ikinci yarısındaki maketler ve yaratıcı kurgu teknikleriyle hazırlanan büyük takip sahnesidir. Bu klasik film, yönetmenin teknik imkansızlıkları nasıl birer avantaja çevirdiğinin en net kanıtıdır.
Hitchcock’un mizah anlayışını ve aksiyon kurgusundaki dehasını bir arada görmek isteyenler için bu yapım oldukça eğlencelidir. Klasik suç hikâyelerinden, gizemli ev temalı gerilimlerden ve eski usul takip sahnelerinden hoşlanan izleyiciler bu gerilim filmi klasiğini mutlaka izlemelidir. Ayrıca sinema tarihinde maket çekimlerinin ve özel efektlerin gelişimine ilgi duyanlar için de öğretici bir eserdir.
Number Seventeen, Hitchcock’un en "oyuncu" filmlerinden biridir. Yönetmenin seyirciyle oynamayı ne kadar sevdiğini, hikâyenin içine yerleştirdiği şaşırtmacalarla (twist) her an hissettirir. Özellikle filmin finalindeki tren sahnesi, o dönemdeki teknik kısıtlamalara rağmen yaratılan dinamizmle hala hayranlık uyandırıcıdır. Karanlık atmosferin içine serpiştirilen zekice diyaloglar, yapımı basit bir suç filminden çok daha yukarıya taşır.
Kimlik Karmaşası: Hiç kimsenin göründüğü gibi olmadığı, müttefik ve düşman kavramlarının birbirine karıştığı bir kaos işlenir.
Açgözlülük: Bir elmas kolye uğruna hayatlarını tehlikeye atan farklı karakterlerin ortak motivasyonu anlatılır.
Rastlantısal Kader: Birbirinden tamamen bağımsız insanların aynı mekanda ve zamanda kaderlerinin kesişmesi vurgulanır.
Eğer bir evde mahsur kalan yabancıların gizemli mücadelesini sevdiyseniz, bir başka Hitchcock eseri olan The Lady Vanishes (1938) benzer bir komedi-gerilim dengesi sunan harika bir polisiye film önerisidir. Ayrıca tren yolculuğu ve suç temalı hikâyeleri seviyorsanız, yönetmenin efsanevi Strangers on a Train (1951) filmi de mutlaka listenizde olmalıdır.
Hitchcock, filmin ikinci yarısındaki büyük tren kazası ve kovalamaca sahneleri için devasa maketler kullanmıştır. Bu çekimler o kadar başarılı olmuştur ki, bazı izleyiciler sahnelerin gerçek trenlerle çekildiğini sanmıştır. Film, Jefferson Farjeon’un bir oyunundan uyarlanmış olsa da, Hitchcock metne o kadar çok mizahi ve absürt unsur eklemiştir ki, yapım orijinalinden bambaşka bir kimliğe bürünmüştür.
Filmin başındaki atmosfer bir korku filmini andırsa da, aslında aksiyon dolu bir suç-komedi ve gizem filmidir. Korku unsurları daha çok görsel atmosferde saklıdır.
Hitchcock, hikâyenin temposunu hiç düşürmemek ve aksiyonun dinamizmini korumak için filmi oldukça kompakt ve hızlı akan bir yapıda kurgulamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...