
Korku, Gerilim
Daniel ve Susan, iş stresinden uzaklaşmak ve ilişkilerini canlandırmak için Karayipler’e tatile giderler. Tatillerinin bir parçası olarak, kalabalık bir turist grubuyla birlikte açık denizde tüplü dalış turuna katılırlar. Ancak dalış rehberlerinin yanlış sayı yapması ve yaşanan bir dizi talihsizlik sonucu, tekne çifti suyun altında unutup kıyıya geri döner.
Daniel ve Susan yüzeye çıktıklarında, ufuk çizgisinde uzaklaşan tekneden başka hiçbir şey göremezler. Başlangıçta teknenin geri döneceğinden emin olsalar da, saatler geçtikçe durumun vahameti ortaya çıkar. Okyanusun ortasında, yanlarında sadece dalış kıyafetleri ve sınırlı ekipmanlarıyla baş başa kalan çift; susuzluk, akıntı, güneş yanığı ve suyun altındaki görünmez yırtıcılarla mücadele etmek zorundadır. Film, çaresizliğin ve insan doğasının en uç noktada nasıl tepki verdiğinin minimalist ama sarsıcı bir portresini çizer.
Filmin başrollerini Blanchard Ryan (Susan) ve Daniel Travis (Daniel) paylaşıyor. Filmin başarısı, bu iki oyuncunun sergilediği son derece doğal ve abartısız performanslara dayanıyor. İzleyiciye bir "film" izliyormuş hissinden ziyade, gerçek bir trajediyi dikizliyormuş duygusu veren oyuncular, suyun içinde saatlerce süren çekimlerde büyük bir fiziksel direnç göstermişlerdir.
Kadroda başka belirgin bir isim bulunmaması, çiftin izolasyon hissini ve dünyadan kopukluğunu daha da pekiştiriyor. Oyuncuların film boyunca yaşadığı panik, yorgunluk ve aralarındaki suçlama döngüsü, izleyiciyi karakterlerle özdeşleşmeye zorlayan en güçlü unsurlardan biri.
Yönetmen Chris Kentis, çok düşük bir bütçeyle çektiği bu filmle, dev bütçeli yapımların yaratamadığı bir gerilimi başarmıştır. Korku filmleri içinde genellikle canavarların fiziksel varlığına odaklanılırken, Açık Deniz "ya gerçekten başıma gelirse?" sorusunun yarattığı psikolojik dehşete odaklanır. Dijital video kamera ile çekilen görüntüler, filme belgesel tadında bir gerçekçilik katarken, müzik yerine sadece rüzgar ve dalga seslerinin kullanılması tekinsizlik hissini en üst seviyeye çıkarıyor.
Psikolojik gerilimi, aksiyon sahnelerine tercih eden izleyiciler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer gerilim filmleri içerisinde klostrofobik mekanlar (burada sonsuz deniz bir hapishane görevi görüyor) ve çaresizlik teması ilginizi çekiyorsa, Açık Deniz sizi derinden sarsacaktır. Köpekbalığı filmlerini seviyor ancak gerçekçilikten ödün vermeyen yapımlar arıyorsanız, bu film türün en iyi örneklerinden biridir.
Filmi izlemek için en etkileyici neden, filmde kullanılan köpekbalıklarının tamamen gerçek olmasıdır. Oyuncular, etraflarında canlı köpekbalıkları dönerken çekim yapmışlardır; bu da sahnelerdeki korku ifadesinin yapaylıktan uzak olmasını sağlamıştır. Sinema tarihinin en düşük maliyetli ama en etkili finallerinden birine sahip olan yapım, izleyiciyi filmin sonundan sonra bile uzun süre okyanusun ortasında bırakıyor.
İzolasyon: Modern dünyanın tüm imkanlarından bir anda kopup vahşi doğanın ortasında yalnız kalmak.
İletişim ve Suçluluk: Hayatta kalma mücadelesi verirken çiftlerin birbirini suçlaması ve ardından gelen kabullenme.
Doğanın Kayıtsızlığı: İnsan hayatının doğa ve okyanus ekosistemi karşısındaki önemsizliği.
Zaman Algısı: Bekleyişin getirdiği psikolojik yıkım ve zamanın yavaşlaması.
Bu filmin yarattığı gerçekçi hayatta kalma atmosferini sevdiyseniz, yine denizde geçen ve benzer bir çaresizliği anlatan Adrift (Sürükleniş) veya bir kanyonun ortasında sıkışan adamın hikayesini konu alan 127 Hours (127 Saat) gibi yapımları izleyebilirsiniz. Ayrıca, daha kurgusal bir köpekbalığı gerilimi için The Reef de korku filmleri listenizde yer alabilir.
Film, 1998 yılında Avustralya'da dalış yaparken denizde unutulan Tom ve Eileen Lonergan çiftinin gerçek hikayesinden esinlenilmiştir.
Çekimler sırasında oyuncuları köpekbalıklarından korumak için suyun altına ince bir koruyucu ağ gerilmiş olsa da, köpekbalıklarıyla aralarındaki mesafe bazen birkaç santimetreye kadar düşmüştür.
Film, Sundance Film Festivali'nde gösterildikten sonra büyük ilgi görmüş ve dünya çapında dev bir gişe başarısı yakalamıştır.
Filmde CGI (bilgisayar efekti) neredeyse hiç kullanılmamıştır; oyuncuların etrafında yüzen köpekbalıkları gerçektir ve çekimler sırasında uzman eğitmenler gözetiminde sahneler tamamlanmıştır.
Yönetmen ve eşi (aynı zamanda yapımcı), filmi hafta sonları ve tatillerinde yaklaşık iki yıllık bir süreçte, çok kısıtlı bir ekipmanla tamamlamışlardır.
Lonergan çiftine gerçekte ne olduğu hiçbir zaman tam olarak bilinmiyor; sadece dalış kıyafetleri ve not defterleri kıyıya vurmuştur. Film, bu belirsizliği dramatik bir kurguyla sonlandırmayı seçmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...