

Ryan Bingham

Alex Goran

Natalie Keener

Maynard Finch

Kara Bingham

Craig Gregory

Julie Bingham

Bob

Jim Miller

Steve
Ryan Bingham, şirketlerin işten çıkarma süreçlerini yöneten profesyonel bir danışmandır. Yılın 322 gününü uçaklarda, otellerde ve havaalanlarında geçiren Ryan için hayat, sırt çantasına sığdırdığı kadardır. Gerçek bir eve veya köklü bir ilişkiye ihtiyaç duymayan Ryan'ın en büyük hayali, sadece çok az kişinin ulaşabildiği on milyon mil uçuş sınırını aşmaktır. Bu göçebe yaşam tarzı, onun için bir özgürlük biçimidir.
Ancak Ryan’ın bu steril dünyası, iki yeni gelişmeyle sarsılır. Birincisi, seyahat masraflarını kısmak amacıyla işten çıkarmaları video konferans üzerinden yapmayı öneren hırslı genç iş arkadaşı Natalie’dir. İkincisi ise kendisi gibi sürekli seyahat eden Alex ile yaşadığı tesadüfi ilişkidir. Ryan, Natalie’ye saha tecrübesi kazandırmak için onu bir tura çıkarırken, Alex ile kurduğu bağ sayesinde "yere inmenin" ve bir yere ait olmanın anlamını keşfetmeye başlar.
George Clooney, Ryan Bingham rolünde kariyerinin en karizmatik ve melankolik performanslarından birini sergiliyor. Clooney, karakterin içsel boşluğunu ve sahte neşesini izleyiciye geçirmekte o kadar başarılı ki, film boyunca onun yalnızlığını paylaşıyorsunuz. Bu performansıyla Oscar adaylığı alarak başarısını tescillemiştir.
Vera Farmiga, Ryan’ın kadın versiyonu diyebileceğimiz Alex rolünde büyüleyici bir sofistike hava katıyor. Anna Kendrick ise hayatı kitaplardan öğrenmiş ama gerçek dünyanın sertliğiyle tanışmamış Natalie rolünde filme taze bir enerji getiriyor. Kendrick’in Clooney ile olan zıtlık üzerine kurulu kimyası, filmin mizahi ve öğretici damarını besleyen en önemli unsur oluyor.
Yönetmen Jason Reitman, ekonomik krizin gölgesindeki bir dünyayı hem komik hem de yürek burkan bir dille anlatıyor. Film, uçakların ve lounge salonlarının pürüzsüz dünyasını, işini kaybeden insanların ham ve sert gerçekliğiyle çarpıştırıyor. Reitman’ın dinamik kurgusu ve temposu, Ryan’ın jet hızıyla geçen hayatını mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Ancak filmin asıl gücü, izleyiciyi "Sırt çantanızda ne taşıyorsunuz?" sorusuyla baş başa bırakan derin felsefesinden geliyor.
Modern dünyanın getirdiği yabancılaşma hissini merak edenler, psikolojik dram unsurları taşıyan akıllıca yazılmış senaryolardan hoşlananlar bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer kariyer, aidiyet ve yalnızlık temaları üzerine kurulu, hem düşündüren hem de eğlendiren bir komedi dram arıyorsanız, Up in the Air tam size göre bir seçim olacaktır.
Up in the Air, sadece bir adamın seyahatlerini değil, dijitalleşen dünyada insan ilişkilerinin nasıl anonimleştiğini de sorguluyor. İşten çıkarılma sahnelerinde kullanılan gerçek insanların hikayeleri, filme sarsıcı bir gerçekçilik katıyor. Sinematografisi ve müzikleriyle sizi bir bulutun üzerindeymiş gibi hissettiren ama finaliyle ayaklarınızı sertçe yere bastıran çok katmanlı bir yapım olduğu için izlenmeyi hak ediyor.
Aidiyet ve Bağlılık: Bir yere veya birine ait olmanın getirdiği sorumluluk ile özgürlük arasındaki denge.
Yalnızlık: Binlerce insanın arasında, sürekli hareket halindeyken bile hissedilen ruhsal izolasyon.
Ekonomik Dönüşüm: Şirket kültürünün ve teknolojinin insan hayatı üzerindeki soğuk etkisi.
Minimalizm: Ryan’ın felsefesi üzerinden, hayatımızdaki maddi ve manevi yüklerden kurtulma düşüncesi.
Eğer Ryan Bingham’ın içsel yolculuğunu ve modern yaşam eleştirisini sevdiyseniz, yine bir Jason Reitman filmi olan Thank You for Smoking filmine bakabilirsiniz. Karakter odaklı ve hüzünlü bir atmosfer arayanlar için Lost in Translation harika bir benzerlik taşır. Ayrıca kariyer ve kişisel hayat çatışmasını işleyen The Devil Wears Prada daha hafif ama benzer bir dram tonu sunabilir.
Filmdeki işten çıkarma sahnelerinde konuşan kişilerin birçoğu aktör değil, gerçek hayatta işini yeni kaybetmiş insanlardır; bu durum sahnelerin gerçekçiliğini artırmak için yapılmıştır.
George Clooney'nin karakterinin kullandığı tüm havaalanı ve otel kartları gerçek markalardır ve çekimler için özel izinler alınmıştır.
Film, 6 dalda Akademi Ödülü'ne aday gösterilerek 2009 yılının en çok konuşulan yapımlarından biri olmuştur.
Ryan, bağlılıkların insanı yavaşlattığına ve hayatın yüklerini artırdığına inanır. Kendi geliştirdiği "Sırt Çantası" felsefesiyle, ilişkilerin getirdiği manevi ağırlıktan kaçarak özgür kalmayı tercih eder.
Evet, film Walter Kirn'ün 2001 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmıştır. Jason Reitman senaryoyu yazarken kitabın özüne sadık kalarak modern ekonomik koşulları eklemiştir.
Alex, Ryan için kendi yansımasıdır. Hayatında ilk kez kendisine benzeyen ve onun hayat tarzını yargılamayan birini bulması, Ryan’ın duygusal duvarlarının yıkılmasına ve aslında bir bağ kurmaya ne kadar aç olduğunu fark etmesine neden olur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...