
Komedi, Dram

Dominique

Louise

Diane

Pierre

Rémy

Claude

Danielle

Alain

Mario
Theresa
Le déclin de l'empire américain, Montreal'de bir grup akademisyenin seks, ilişkiler ve felsefe üzerine yaptıkları cüretkar sohbetler aracılığıyla modern toplumun çöküşünü masaya yatırıyor.
Göl kenarındaki bir yazlık evde dört erkek akademisyen, akşam yemeği hazırlığı yaparken büyük bir açık sözlülükle cinsel maceralarını, eşlerini nasıl aldattıklarını ve hayata dair kinik görüşlerini paylaşırlar. Aynı esnada şehirdeki bir spor salonunda dört kadın, benzer bir samimiyetle kendi arzuları ve erkekler hakkındaki düşünceleri üzerine konuşmaktadır. Akşam yemeğinde bu iki grup bir araya geldiğinde, entelektüel maskelerin ardındaki sırlar ve ihanetler birer birer dökülmeye başlar.
Denys Arcand’ın bu başyapıtı, kişisel hazların toplumsal ideallerin önüne geçtiği bir dönemi mercek altına alır. Karakterlerin birbirlerine karşı kullandıkları dil hem bir silah hem de bir itiraf aracıdır. Bu dram filmi, bir medeniyetin çöküşünün aslında bireylerin yatak odalarındaki ahlaki yozlaşmayla başladığını savunan kışkırtıcı bir tezi, spoilersız ama derinlikli bir diyalog örgüsüyle sunar.
Filmin başarısı, her biri Quebec burjuvazisinin farklı bir yönünü temsil eden geniş ve yetenekli oyuncu kadrosunda gizlidir. Dominique Michel, medeniyetlerin çöküşü ile haz arayışı arasındaki bağı teorize eden tarihçi Dominique rolünde filmin entelektüel ağırlığını sırtlar. Rémy Girard ise iflah olmaz bir çapkın olan Rémy karakteriyle, hem enerjik hem de trajik bir performans sergiler.
Dorothée Berryman, Louise Portal ve Pierre Curzi gibi isimler, karakterlerinin savunmasızlıklarını ve hayal kırıklıklarını büyük bir doğallıkla yansıtırlar. Oyuncuların arasındaki uyum, izleyiciyi adeta o akşam yemeğinde masadaki davetsiz bir misafir gibi hissettirecek kadar güçlüdür.
Denys Arcand tarafından yönetilen bu yapım, Kanada sinemasının uluslararası arenadaki en büyük başarılarından biridir ve 1987 yılında Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar'a aday gösterilmiştir. Film, aksiyondan ziyade diyalog üzerine kurulmuş olmasına rağmen, keskin zekası ve ironik diliyle izleyiciyi bir an bile bırakmaz. 80'lerin entelektüel atmosferini yansıtan sinematografisi, kapalı alan kullanımındaki ustalığıyla birleşerek hikayeyi bir toplumsal laboratuvar deneyine dönüştürür.
İnsan ilişkilerini, sadakati ve moderniteyi sorgulayan bol diyaloglu yapımlardan hoşlananlar için bu film bir hazine değerindedir. Woody Allen tarzı entelektüel mizahı ve psikolojik derinliği olan sanat filmleri seven sinemaseverler bu Quebec klasiğini mutlaka izleme listesine eklemelidir.
Bu film, akademik tartışmalar ile cinsel arzuların nasıl iç içe geçebileceğini gösteren nadir eserlerden biridir. "Amerikan İmparatorluğu'nun Çöküşü" başlığı altında, aslında batılı insanın içsel boşluğunu ve anlam arayışını ironik bir dille anlatır. Senaryosunun kalitesi ve karakterlerin dürüstlüğü, filmi aradan geçen yıllara rağmen hala güncel ve sarsıcı kılmaktadır.
Hédonizm: Kişisel hazzın yaşamın tek amacı haline gelmesi.
Sadakatsizlik: Evlilik kurumunun ve ikili ilişkilerin yalanlar üzerine kurulu yapısı.
Toplumsal Çöküş: Bireysel tatminin, kolektif değerlerin önüne geçmesinin yarattığı yozlaşma.
İletişim Paradoksu: Çok konuşup aslında hiçbir şey anlatamama hali.
Bu filmi sevdiyseniz, aynı karakterlerin yirmi yıl sonraki hallerini anlatan devam filmi Les Invasions barbares’ı (Barbarların İstilası) mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca entelektüel çevrelerin iç yüzünü deşen Who's Afraid of Virginia Woolf? veya Mike Nichols imzalı Closer gibi psikolojik dramlar bu yapımla benzer temalar taşır.
Denys Arcand senaryoyu yazmadan önce üniversite çevrelerinde gerçek akademisyenlerle özel hayatları üzerine derinlemesine görüşmeler yapmıştır.
Film, 1986 Cannes Film Festivali'nde Uluslararası Eleştirmenler Ödülü'nü (FIPRESCI) kazanmıştır.
Filmdeki karakterlerin çoğu, Arcand'ın daha sonraki filmlerinde de farklı formlarda karşımıza çıkan arketiplerdir.
Film doğrudan ABD siyasetiyle ilgili değildir; "Amerikan İmparatorluğu" terimiyle genel olarak Batı medeniyetinin ve onun değerler sisteminin çöküşüne atıfta bulunulur.
Film, izleyiciyi kahkahalarla güldüren keskin bir mizaha sahip olsa da, özünde modern insanın yalnızlığına ve boşluğuna dair hüzünlü bir dramdır.
Hayır, bu film kendi başına tamamlanmış bir eserdir; ancak karakterlerin yaşlılık dönemini anlatan Les Invasions barbares bu hikayeyi duygusal olarak tamamlayan muazzam bir halkadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...