

Parzival / Wade

Art3mis / Samantha

Sorrento

Aech / Helen

I-R0k (voice)

Curator / Ogden Morrow

Anorak / Halliday

Sho

Daito

F'Nale Zandor
2045 yılında dünya, çevre kirliliği, aşırı nüfus ve sefaletin pençesinde kıvranan yaşanılamaz bir yer haline gelmiştir. İnsanlar, bu gri ve umutsuz gerçeklikten kaçmak için dahi yazılımcı James Halliday tarafından yaratılan OASIS adlı devasa bir sanal gerçeklik dünyasına sığınırlar. OASIS, sınırları sadece hayal gücüyle çizilen, herkesin istediği kimliğe bürünebildiği ve her türlü macerayı yaşayabildiği dijital bir cennet niteliğindedir.
Hikâyemiz, Columbus'un "sefalet mahallelerinde" yaşayan genç Wade Watts'ın, Halliday'in ölmeden önce OASIS'in derinliklerine gizlediği üç anahtarı arama sürecini anlatır. Bu anahtarları bulan kişi, hem Halliday’in devasa mirasına sahip olacak hem de OASIS'in tam kontrolünü ele geçirecektir. Wade ve arkadaşları, bu arayışta sadece zorlu bulmacalarla değil, sanal dünyayı tekelleştirip paraya dönüştürmek isteyen acımasız kurumsal dev IOI ile de amansız bir savaşa girerler.
Wade Watts (ve sanal dünyadaki avatarı Parzival) rolünde Tye Sheridan, içine kapanık bir gencin kahramana dönüşme sürecini oldukça samimi bir performansla yansıtıyor. Ona eşlik eden Olivia Cooke, Art3mis karakteriyle sadece bir aksiyon figürü değil, aynı zamanda direnişin duygusal ve stratejik zekası olarak karşımıza çıkıyor.
Kötü adam rolünde, IOI CEO'su Nolan Sorrento’yu canlandıran Ben Mendelsohn, kurumsal hırsı ve acımasızlığı karikatürize etmeden başarıyla canlandırıyor. Mark Rylance ise OASIS'in yaratıcısı James Halliday rolünde, sosyal becerileri zayıf ama dahi bir vizyonerin melankolisini izleyiciye derinden hissettiriyor. Simon Pegg'in de eşlik ettiği kadro, hem fiziksel hem de dijital performanslarıyla hikâyenin çift katmanlı yapısını güçlendiriyor.
Usta yönetmen Steven Spielberg, Ernest Cline’ın çok satan romanını beyaz perdeye taşırken nostalji ile fütürizmi kusursuz bir dengede buluşturuyor. Film, görsel efekt teknolojisinin sınırlarını zorlayan bir aksiyon filmi olmanın ötesinde, 80’lerin popüler kültürüne yazılmış dev bir aşk mektubu niteliği taşıyor. Hızlı temposu, bir an bile düşmeyen heyecanı ve her karesine gizlenmiş sürpriz yumurtalarıyla (Easter Eggs) sinematik bir oyun parkı hissi yaratıyor. Sanal dünya ile gerçek dünya arasındaki geçişler, hem teknik hem de kurgusal olarak çok akıcı işlenmiş.
Video oyunlarına tutkuyla bağlı olanlar, 80’li ve 90’lı yılların sinema ve müzik kültürünü özleyenler için bu yapım kaçırılmaması gereken bir cevher. Özellikle sanal gerçeklik teknolojilerine ilgi duyan teknoloji meraklıları ve sürükleyici bir bilim kurgu filmi arayan izleyiciler bu maceradan büyük keyif alacaktır. Ayrıca, görsel bir şölen eşliğinde kahramanlık hikâyesi izlemek isteyen aileler için de harika bir macera filmi seçeneğidir.
Bu filmi izlemek, sadece bir hikâye takip etmek değil, aynı zamanda sinema tarihinin ikonik karakterleriyle dolu bir karnavala katılmak gibidir. Spielberg'in vizyonu sayesinde, dijital bir dünyada bile gerçek dostlukların ve insani değerlerin ne kadar kıymetli olduğu vurgulanıyor. Film, sizi bir yandan "Geleceğe Dönüş"ün DeLorean'ı ile hız yapmaya, diğer yandan devasa bir savaşın tam ortasında King Kong ile yüzleşmeye davet ediyor.
Gerçeklikten Kaçış: İnsanların zorlu yaşam koşullarından kurtulmak için dijital dünyalara sığınma ihtiyacı.
Kurumsal Açgözlülük: Dev şirketlerin özgür platformları kontrol etme ve paraya dönüştürme çabası.
Nostalji ve Kültürel Miras: Geçmişin popüler kültür öğelerinin, geleceğin inşasındaki duygusal etkisi.
Arkadaşlık ve Takım Ruhu: Fiziksel dünyada hiç tanışmamış insanların, ortak bir amaç uğruna sanal dünyada kurdukları derin bağlar.
Eğer sanal dünyalar ve teknolojik distopyalar ilginizi çekiyorsa, sanal gerçeklik temasını farklı bir boyuta taşıyan The Matrix serisi mutlaka listenizde olmalı. Daha hafif ve eğlenceli bir perspektif için bir video oyun karakterinin uyanışını anlatan Free Guy iyi bir alternatif olabilir. Ayrıca, teknoloji ve toplumsal etkilerini daha karanlık bir tondan izlemek isterseniz Tron: Legacy görsel dünyasıyla sizi etkileyecektir.
Filmin yönetmeni Steven Spielberg, telif hakları nedeniyle kendi çektiği eski filmlere (E.T. veya Jaws gibi) ait referansları özellikle azaltarak, filmin kendi başına bir nostalji ögesi olmasını istemiştir.
Filmdeki "The Shining" sekansı, Stanley Kubrick'in kült sahnelerinin dijital ortamda birebir yeniden yaratılmasıyla oluşturulmuştur ve çekilmesi en zor bölümlerden biri olmuştur.
Kitapta çok daha uzun ve karmaşık olan bulmacalar, film temposunu korumak adına Spielberg ve senaristler tarafından daha görsel odaklı yarışlar ve savaşlarla değiştirilmiştir.
Filmde Iron Giant, Back to the Future'dan DeLorean, Akira'nın motosikleti, King Kong ve çok sayıda video oyunu karakteri (Halo, Street Fighter vb.) yer almaktadır. Her izleyişte yeni bir detay keşfetmek mümkündür.
Kitabın yazarı Ernest Cline, "Ready Player Two" adlı devam kitabını yayımladı. Filmin başarısının ardından bir devam filmi üzerinde çalışıldığına dair söylentiler olsa da henüz resmi bir çekim tarihi açıklanmamıştır.
Günümüzdeki VR gözlükleri ve Metaverse çalışmaları OASIS'in ilkel adımları olarak görülebilir; ancak filmdeki gibi tüm duyuları simüle eden ve milyarlarca insanı aynı anda barındıran kusursuz bir yapı için henüz teknolojik zamana ihtiyaç vardır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...