

Captain James T. Kirk

Commander Spock

Dr. Leonard 'Bones' McCoy

Lieutenant Nyota Uhura

Lieutenant Commander Montgomery 'Scotty' Scott

Lieutenant Hikaru Sulu

Ensign Pavel Chekov

Krall

Jaylah

Manas
Atılgan gemisi, beş yıllık keşif görevinin ortasında, mürettebatın kendi içsel sorgulamalarıyla boğuştuğu bir dönemden geçmektedir. Kaptan James T. Kirk, babasının gölgesinden kurtulmaya çalışırken, Komutan Spock ise kişisel bir kayıpla kendi yolunu çizme aşamasındadır. Bu duygusal karmaşa içindeyken, gemi bilinmeyen bir düşman dalgası tarafından saldırıya uğrar. Krall adlı acımasız bir liderin komuta ettiği "Arı Sürüsü", Atılgan’ı paramparça ederek mürettebatı ıssız ve tehlikeli bir gezegene savurur.
Gezegenin farklı noktalarına dağılan Kirk, Spock, Bones, Uhura, Scotty ve Sulu; hem birbirlerini bulmak hem de Krall’ın Federasyon’u yok etmeye yönelik karanlık planını durdurmak zorundadır. Bu hayatta kalma mücadelesinde onlara, kendi halkı tarafından ihanete uğramış Jaylah adında gizemli bir savaşçı yardım eder. Star Trek: Sonsuzluk, mürettebatın gemileri olmadan da nasıl bir aile olduklarını kanıtlayan, nostaljiyle modern aksiyonu birleştiren bir hikâyedir.
Chris Pratt ve Zachary Quinto, Kirk ve Spock arasındaki o efsanevi dostluğu ve zıtlığı artık karakterlerle bütünleşmiş bir ustalıkla sergiliyorlar. Karl Urban, Dr. "Bones" McCoy rolünde huysuz ama sadık tavırlarıyla filmin mizah yükünü taşırken; Simon Pegg hem Scotty rolünde harikalar yaratıyor hem de senaryoya katkısıyla karakterine derinlik katıyor.
Filmin kötü karakteri Krall rolünde Idris Elba, ağır makyajının altında bile karakterin nefretini ve acısını izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Sofia Boutella ise Jaylah karakteriyle seriye taze ve güçlü bir soluk getiriyor; dövüş sahnelerindeki çevikliği ve karakterinin özgün tasarımıyla kısa sürede favori haline geliyor. Zamansız vedasıyla hayranlarını üzen Anton Yelchin ise Chekov rolünde son kez karşımıza çıkarak duygusal bir iz bırakıyor.
Hızlı ve Öfkeli serisinden tanıdığımız Justin Lin’in yönetmen koltuğuna oturmasıyla, seri çok daha dinamik ve kinetik bir enerji kazanıyor. J.J. Abrams’ın kurduğu modern temellerin üzerine, orijinal serinin ruhuna daha yakın bir keşif hikâyesi inşa ediliyor. Görsel efektlerin kalitesi, özellikle Yorktown üssünün tasarımı ve Atılgan’ın yok oluş sahnelerinde zirveye ulaşıyor. Film, 50. yıl dönümüne özel bir saygı duruşu niteliği taşıyarak hem eski hayranları hem de yeni nesli aynı heyecanda buluşturuyor.
Uzay operalarını, takım çalışmasına dayalı hikâyeleri ve yüksek tempolu bilim kurgu maceralarını seven herkes bu filmi izlemeli. Eğer görsel bir şölen eşliğinde felsefi dokunuşları olan bir bilim kurgu filmi arıyorsanız, bu yapım beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır. Atılgan mürettebatının aile bağlarını ve fedakarlıklarını ön plana çıkaran bu eser, kaliteli bir platform filmi arayanlar için de ideal bir seçim.
Film, serinin özündeki "bilinmeyene gitme" ve "insani değerleri koruma" felsefesini modern sinemanın tüm imkanlarıyla harmanlıyor. Özellikle müziğin (Beastie Boys - Sabotage) savaşın seyrini değiştirdiği o ikonik sahne, sinema tarihinin en eğlenceli ve yaratıcı aksiyon anlarından biri olarak hafızalara kazınıyor. Karakterlerin kendi sınırlarını zorladığı, mizahın ve dramın dengeli bir şekilde dağıldığı bu yapım, serinin en samimi halkalarından biridir.
Birliktelik ve Aile: Atılgan mürettebatının gemileri olmasa da birbirlerine duydukları sarsılmaz güven.
Keşif ve İlerleme: İnsanlığın sınırlarını aşma arzusu ve Federasyon’un barışçıl amaçlarının sorgulanması.
Geçmişle Yüzleşme: Krall karakteri üzerinden, geçmişte unutulmuş olmanın yarattığı öfke ve radikalleşme.
Kendi Yolunu Çizmek: Kirk ve Spock’ın miras aldıkları rollerin ötesinde kendi kimliklerini arama süreci.
Bu evrenin başlangıcına dönmek isterseniz 2009 yapımı Star Trek ve devamı olan Star Trek Into Darkness (Bilinmeze Doğru) serinin tamamlayıcılarıdır. Benzer bir ekip ruhu ve uzay macerası için Marvel’ın Guardians of the Galaxy (Galaksinin Koruyucuları) serisi harika bir alternatiftir. Daha ciddi ve epik bir uzay yolculuğu arayanlar için ise Christopher Nolan imzalı Interstellar (Yıldızlararası) önerilebilir.
Film, Star Trek serisinin 50. yılına özel olarak vizyona girmiştir ve orijinal dizideki oyunculara pek çok gizli selam gönderir.
Senaryoyu bizzat kaleme alan Simon Pegg, hikâyeyi oluştururken orijinal dizi bölümlerinin ruhunu yakalamak için yoğun çaba sarf etmiştir.
Filmin çekimleri sırasında hayatını kaybeden Anton Yelchin (Chekov) ve orijinal Spock olan Leonard Nimoy’un anısına filmde özel ithaf bölümleri yer alır.
Filmde tasarlanan Yorktown, devasa bir kar küresi içindeki fütüristik bir şehir gibidir ve yerçekimi manipülasyonu üzerine kurulu tasarımıyla bilim kurgu sinemasının en özgün mekanlarından biridir.
Krall, Federasyon’un barışçıl yöntemlerinin insanlığı zayıflattığına inanır ve çatışmanın insanı güçlendirdiğini savunarak Federasyon’u yok etmek ister.
"Reboot" olarak adlandırılan Kelvin zaman çizelgesinin üçüncü filmidir ve serinin geleceği hakkında çeşitli projeler konuşulmaya devam etmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...