

Tony

María

Anita

Bernardo

Riff

Officer Krupke

Lieutenant Schrank

Valentina

Chino

Rosalía
1957 yılının New York’unda, kentsel dönüşümün gölgesinde kalan Upper West Side sokakları, iki rakip çetenin amansız mücadelesine sahne olmaktadır. Bir yanda kendilerini şehrin asıl sahibi gören beyazlardan oluşan "Jets", diğer yanda ise hayallerinin peşinden Porto Riko’dan gelen "Sharks" çetesi vardır. Bu iki grup arasındaki nefret, sadece bölge hakimiyeti değil, aynı zamanda kültürel bir kimlik savaşıdır.
Bu kaotik ortamda, Jets’in kurucularından olan ama artık sokaklardan uzak durmaya çalışan Tony ile Sharks’ın lideri Bernardo’nun kız kardeşi Maria, bir dansta tesadüfen karşılaşırlar. İlk görüşte başlayan bu aşk, iki çete arasındaki gerilimi geri dönülemez bir noktaya taşır. Tony ve Maria, çevrelerini saran nefret duvarlarını aşkla yıkmaya çalışırken; sokaklarda yankılanan müzik ve dans, yerini trajik bir hesaplaşmaya bırakacaktır.
Ansel Elgort, Tony rolünde masumiyeti ve geçmişinden kurtulma isteğini başarıyla yansıtırken; Maria karakterine hayat veren Rachel Zegler, büyüleyici sesi ve duru oyunculuğuyla filmin parlayan yıldızı oluyor. Zegler’ın Maria’sı, hem kırılgan hem de aşkı için dünyayı karşısına alacak kadar güçlü bir profil çiziyor.
Performansların zirve noktası ise Anita rolüyle Oscar kazanan Ariana DeBose. DeBose, karakterin enerjisini, acısını ve öfkesini muazzam bir dans ve oyunculuk performansıyla birleştiriyor. Ayrıca 1961 yapımı orijinal filmde Anita rolüyle Oscar alan efsane isim Rita Moreno, bu kez Valentina karakteriyle hikayeye dahil olarak filme nostaljik ve duygusal bir derinlik katıyor.
Steven Spielberg, kariyerinin ilk müzikalinde türün tüm kurallarını ustalalıkla uygularken kendi imzasını da her kareye yerleştiriyor. Janusz Kamiński’nin hareketli kamerası ve doygun renk paleti, 1950’lerin New York atmosferini adeta bir tabloya dönüştürüyor. Spielberg, orijinal Broadway klasiğine sadık kalırken, karakterlerin motivasyonlarını ve toplumsal çatışmaları günümüz perspektifiyle daha derinlemesine işliyor. Dans koreografilerinin çekim tarzı, izleyiciyi sadece bir seyirci olmaktan çıkarıp dansın bir parçası haline getiriyor. Film, teknik kusursuzluğu ve Leonard Bernstein’ın ölümsüz müzikleriyle, "remake" filmlere karşı olan önyargıları tamamen yıkan editoryal bir başarı örneği sunuyor.
Müzikal türünün tutkunları ve epik aşk hikayelerini sevenler için bu film bir görsel şölendir. Eğer klasik sinemanın görkemini modern bir anlatımla izlemek istiyorsanız, West Side Story sizin için doğru tercih olacaktır. Ayrıca toplumsal çatışmaların, göçmenlik sorunlarının ve "öteki" olmanın yarattığı trajedilerin sanatla nasıl işlendiğini görmek isteyen her sinemasever bu romantik film ve dram harmanını izleme listesine eklemelidir.
Film, Romeo ve Juliet hikayesinin modern bir yorumu olmasının ötesinde, günümüzde hala taze olan yabancı düşmanlığı ve aidiyet sorunlarına ayna tutuyor. Spielberg’ün kamerasından çıkan dans sahneleri o kadar dinamik ki, koltuğunuzda otururken müziğin ritmine kapılmamak imkansız. Ayrıca, sinema tarihinin en iyi yönetmenlerinden birinin, en büyük hayali olan bir müzikali nasıl hayata geçirdiğine tanıklık etmek için izlenmeli.
İmkansız Aşk: Nefretle örülü bir dünyada çiçek açmaya çalışan saf bir duygu.
Toplumsal Çatışma ve Irkçılık: Farklı kültürlerin birbirini anlama çabası yerine şiddeti seçmesi.
Aidiyet ve Göçmenlik: Yeni bir dünyada yer edinme mücadelesi ve "Amerikan Rüyası"nın karanlık yüzü.
İntikam ve Trajedi: Bir anlık öfkenin ve nefretin onarılamaz sonuçları.
Bu tür görkemli müzikal atmosferleri sevdiyseniz, modern bir klasik olan La La Land veya tiyatral dokusuyla ön plana çıkan Les Misérables (Sefiller) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, bu filmin 1961 yapımı orijinal versiyonunu izleyerek Spielberg’ün hikayeyi nasıl güncellediğini karşılaştırmak harika bir deneyim olabilir.
Rachel Zegler, 30.000 aday arasından seçilerek Maria rolünü kapmıştır; bu onun ilk sinema filmidir.
Steven Spielberg, filmde yer alan Porto Rikolu karakterlerin İngilizce konuşurken İspanyolca altyazı kullanılmamasını tercih etmiştir; bunun amacı her iki dile de eşit saygı göstermektir.
Rita Moreno, hem 1961 hem de 2021 versiyonunda oynayan ve her iki dönemde de projenin ruhunu taşıyan tek isimdir.
Filmin koreografileri, orijinal Jerome Robbins danslarına saygı duyularak Justin Peck tarafından yeniden tasarlanmıştır.
Spoiler vermeden söylemek gerekirse, film Shakespeare’in Romeo ve Juliet trajedisine benzer şekilde, nefretin sevgi üzerindeki yıkıcı etkisini gösteren hüzünlü bir finalle son bulur.
Evet, Ansel Elgort, Rachel Zegler ve Ariana DeBose dahil olmak üzere tüm ana kadro, filmdeki şarkıları bizzat kendi sesleriyle seslendirmişlerdir.
Hikaye ve müzikler aynı temellere dayanmaktadır; ancak Spielberg’ün versiyonu karakterlerin geçmişine daha fazla odaklanır ve tarihsel bağlamı daha güçlü bir şekilde işler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...