

Gabrielle 'Coco' Chanel

Étienne Balsan

Arthur 'Boy' Capel

Adrienne Chanel

Émilienne d'Alençon

Alec, Jockey

Balsan Butler

Maurice de Nexon

Shop Boss

Jean, Groom
Gerçek adı Gabrielle olan bir yetim, gündüzleri dikiş dikip geceleri ucuz barlarda şarkı söyleyerek hayata tutunmaya çalışmaktadır. Söylediği "Qui qu'a vu Coco?" şarkısı nedeniyle kendisine takılan "Coco" lakabı, onun ileride dünyayı sarsacak ismi olacaktır. Sosyal sınıf farklarının aşılmaz olduğu bir dönemde Coco, ne birinin karısı olmayı ne de fakirliğe boyun eğmeyi kabul eder.
Zengin bir aristokrat olan Etienne Balsan’ın himayesine girmesiyle şatoların ve gösterişli davetlerin dünyasına adım atar. Ancak Coco bu dünyada bir sığıntı değil, aykırı bir figürdür. Dönemin kadınlarını kısıtlayan korselere, ağır tüylere ve karmaşık şapkalara karşı çıkarak; erkek kıyafetlerinden ilham alan yalın ve özgür tasarımlar yapmaya başlar. Hayatının aşkı "Boy" Capel ile tanışması ise onun hem duygusal dünyasını hem de ticari geleceğini kökten değiştirecektir. Film, bir ikonun doğuşundan ziyade, bir kadının hayatta kalma ve kendini var etme savaşını işler.
Audrey Tautou, Coco Chanel rolünde kariyerinin en karakteristik performanslarından birine imza atıyor. Tautou, karakterin inatçı, gururlu ve yer yer sert olan mizacını, ikonik bakışlarıyla mükemmel bir şekilde harmanlıyor. Chanel'in içindeki o bitmek bilmeyen tatminsizliği ve özgürlük tutkusunu izleyiciye en saf haliyle geçirmeyi başarıyor.
Etienne Balsan rolünde Benoît Poelvoorde, Chanel'i keşfeden ama onu bir türlü tam olarak anlayamayan aristokratı büyük bir doğallıkla canlandırıyor. Alessandro Nivola ise "Boy" Capel karakteriyle filmdeki romantik ve hüzünlü damarın temsilcisi oluyor. Nivola ve Tautou arasındaki kimya, filmin biyografik bir anlatıdan güçlü bir aşk filmi atmosferine evrilmesini sağlıyor.
Yönetmen Anne Fontaine, Chanel’in hikayesini bir peri masalı gibi değil, gerçekçi bir karakter çalışması olarak ele alıyor. Filmin görsel dili, Chanel'in kendi stilini yansıtır şekilde; sade, şık ve gereksiz süsten arınmış bir estetiğe sahip. Kostüm tasarımı dalında Oscar adaylığı bulunan yapım, moda tarihinin nasıl değiştiğini kumaşlar ve iğneler üzerinden ustalıkla görselleştiriyor. Temposu karakterin ruh haline göre ağırlaşan film, sinematografisiyle izleyiciyi 20. yüzyıl başındaki Fransız taşrasına ve yüksek sosyetesine davet ediyor.
Modaya, tasarıma ve güçlü kadın karakterlerin başarı hikayelerine ilgi duyan herkes bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer biyografi türündeki yapımları seviyor ve bir ikonun arkasındaki insanı merak ediyorsanız bu film sizi tatmin edecektir. Sanatsal derinliği olan, görselliğiyle büyüleyen ve duygusal derinliği yüksek bir dram arayanlar için Coco Chanel’den Önce ideal bir tercih.
Bu film, Chanel’i sadece ünlü bir modacı olarak değil, döneminin normlarına meydan okuyan bir devrimci olarak tanımamızı sağlıyor. Siyahın bir yas renginden zarafetin sembolüne nasıl dönüştüğünü, kadınların pantolon giyme cesaretini nereden aldığını görmek oldukça ilham verici. Ayrıca Audrey Tautou’nun duru oyunculuğu ve filmin melankolik atmosferi, onu sıradan bir başarı öyküsünden çok daha öteye taşıyor.
Sosyal Sınıf ve Kimlik: Bir yetimin aristokrasi içinde kendi yerini ve ismini yaratma mücadelesi.
Kadın Özgürlüğü: Dönemin kısıtlayıcı moda ve ahlak anlayışına karşı geliştirilen bireysel başkaldırı.
Stil ve Sadelik: Estetik anlayışın gösterişten arınarak işlevsellik ve zarafet üzerine yeniden inşası.
Aşk ve Fedakarlık: Kişisel hırslar ile kalp arasındaki zorlu denge.
Chanel'in hikayesini sevdiyseniz, yine bir moda devini anlatan Yves Saint Laurent filmine göz atabilirsiniz. Güçlü bir kadının sanat dünyasındaki mücadelesini işleyen Frida veya benzer bir Fransız atmosferi ve müzik dünyasından bir başarı hikayesi sunan Kaldırım Serçesi (La Vie en Rose) harika birer biyografik dram alternatifidir.
Film, Edmonde Charles-Roux'nun yazdığı "L'Irrégulière" adlı biyografik romandan uyarlanmıştır.
Audrey Tautou, Chanel'in o dönemdeki ünlü fotoğraflarına benzemek için makyaj ve saç tasarımında bizzat titizlikle çalışmıştır.
Filmin finalindeki defile sahnesinde kullanılan kıyafetlerin bir kısmı, Chanel modaevinin arşivlerinden getirtilen orijinal tasarımlardır.
Hayır, isminden de anlaşılacağı üzere film, Gabrielle'in moda dünyasında zirveye tırmanmadan önceki, kendini ve stilini keşfettiği gençlik yıllarına odaklanır.
Gençliğinde barlarda kız kardeşiyle birlikte söylediği "Qui qu'a vu Coco?" (Coco'yu kim gördü?) adlı popüler şarkıdan dolayı arkadaşları ve askerler tarafından ona bu lakap takılmıştır.
Evet, Arthur "Boy" Capel, Chanel'in hayatındaki en büyük aşkı ve iş hayatındaki ilk yatırımcısıdır. Onun trajik ölümü Chanel'in hayatını ve siyah rengi tasarımlarında kullanma sıklığını derinden etkilemiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...