

Dr. Ben McKenna

Jo McKenna

Lucy Drayton

Edward Drayton

Buchanan

Louis Bernard

Ambassador

Val Parnell

Jan Peterson

Hank McKenna
Dr. Ben McKenna, eşi Jo ve oğulları Hank ile birlikte Fas’ta huzurlu bir tatil yaparken, pazar yerinde bir adamın bıçaklanarak öldürülmesine tanık olurlar. Ölmek üzere olan adam, Ben’in kulağına Londra’da gerçekleşecek korkunç bir suikast planını fısıldar. Ancak bu bilgi, McKenna ailesi için bir kurtuluş değil, bir felaketin başlangıcı olur. Bilginin yayılmasını engellemek isteyen gizli bir örgüt, küçük Hank’i kaçırarak aileyi sessiz kalmaya zorlar.
Polise güvenemeyen ve çaresiz kalan Ben ve Jo, oğullarını kurtarmak için kendi imkanlarıyla Londra’ya giderler. Hikâye, Albert Hall’daki görkemli bir konserin en yüksek notasında patlayacak olan bir silahın gölgesinde, zamana karşı yarışa dönüşür. Hitchcock, bu gerilim dolu hikâyede sıradan bir ailenin sıra dışı şartlar altında ne kadar ileri gidebileceğini sorgular.
James Stewart, Dr. Ben McKenna rolünde, bir babanın yaşadığı dehşet ve kararlılığı her zamanki samimi oyunculuğuyla sergiler. Stewart’ın karakteri, Hitchcock’un "yanlış yerdeki doğru adam" temasını mükemmel bir şekilde taşır. Doris Day ise Jo McKenna rolünde, sadece bir anne olarak değil, eski bir sahne yıldızı olarak hikâyenin kilit ismi olur. Özellikle finaldeki vokal performansıyla filmin duygusal zirvesine imza atar.
Yardımcı rollerde Bernard Miles ve Brenda de Banzie, soğukkanlı ve tekinsiz kaçıran çift rollerinde izleyiciyi huzursuz eden bir performans sunarlar. Hitchcock’un oyuncu seçimi, ailenin içtenliği ile suç örgütünün mekanik soğukluğu arasındaki zıtlığı keskin bir şekilde vurgular.
Hitchcock, 1934 yılında çektiği kendi filmini 1956’da daha büyük bir bütçe ve teknicolor renk paletiyle yeniden yorumlamıştır. Film, Fas’ın egzotik sokaklarından Londra’nın aristokratik binalarına uzanan görsel bir zenginliğe sahiptir. Yönetmenin gerilimi müzikle birleştirdiği Albert Hall sahnesi, sinema tarihinin en iyi kurgulanmış sekanslarından biri olarak kabul edilir. Bernard Herrmann’ın yönettiği orkestranın temposuyla izleyicinin nabzı aynı anda yükselir. Bu sinema eseri, teknik kusursuzluğuyla bir başyapıttır.
Casusluk temalı klasiklerden, aile bağlarını merkezine alan dramlardan ve Hitchcock’un kedi-fare oyunlarından hoşlananlar için bu film bir zorunluluktur. Eğer bir çocuğun kurtarılma hikâyesi üzerinden ilerleyen yüksek tempolu bir gizem filmi arıyorsanız, bu yapım sizi fazlasıyla tatmin edecektir. James Stewart ve Doris Day’in ikonik performanslarını görmek isteyen her sinefil bu kült film deneyimini yaşamalıdır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, sinema tarihine geçen "Que Sera, Sera" şarkısının hikâye içindeki kritik kullanımıdır. Bir şarkının nasıl bir haberleşme ve kurtarma aracına dönüştüğünü görmek büyüleyicidir. Ayrıca, Albert Hall’daki 12 dakikalık neredeyse tamamen diyalogsuz geçen suikast sahnesi, saf sinema ve kurgu dehasının nasıl olması gerektiğine dair bir ders niteliğindedir.
Aile ve Koruma İçgüdüsü: Sıradan insanların çocukları için sınırlarını ne kadar zorlayabileceği.
İletişim ve Sessizlik: Kulağa fısıldanan bir sırrın hem bir silah hem de bir esaret aracı olması.
Kader ve Rastlantı: Bir tatilin bir anda uluslararası bir krizin merkezine dönüşmesi.
Müzik ve Gerilim: Sesin, sessizliğin ve ritmin bir gerilim unsuru olarak dâhice kullanımı.
Bu filmin casusluk ve kaçırılma temasını sevdiyseniz, yine bir Hitchcock şaheseri olan North by Northwest veya yönetmenin 1934 yapımı orijinal versiyonuna göz atabilirsiniz. Ayrıca bir çocuğun kaybolması üzerinden ilerleyen modern gerilimler ilginizi çekiyorsa Flightplan veya Taken bu gerilim türünün farklı dönemlerdeki yansımaları olarak izlenebilir.
"Que Sera, Sera" şarkısı bu filmle "En İyi Özgün Şarkı" Oscar'ını kazanmış ve Doris Day’in kariyerinin en büyük hiti olmuştur.
Albert Hall sahnesinde orkestrayı bizzat Hitchcock’un efsanevi bestecisi Bernard Herrmann yönetmiştir.
Hitchcock, bu yeniden çevrim için "İlki yetenekli bir amatörün işiydi, ikincisi ise bir profesyonelin" diyerek bu versiyona olan güvenini dile getirmiştir.
Suikast, Albert Hall’daki konserin en vurucu anında patlayacak zil sesine göre planlanmıştır; Jo McKenna’nın (Doris Day) durumu fark edip attığı çığlık tüm dengeleri değiştirir.
Şarkı filmin final sahnelerinde, Jo’nun kaçırılan oğluna sesini duyurmak ve yerini tespit etmek için elçilik binasında piyano eşliğinde söylediği sahnede yer alır.
Hitchcock, filmin Fas sahnelerinde pazar yerindeki akrobatları izleyen, sırtı kameraya dönük bir izleyici olarak kısa bir süre görünür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...