
Film, kaderin garip bir cilvesiyle Ölüm Vadisi'ndeki ıssız bir benzin istasyonunda yolları kesişen bir grup insanın hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Bir yanda görevini yapmaya çalışan bir şerif ve oğlu, diğer yanda ise kaçmakta olan üç suçlu... Aralarında çıkan şiddetli çatışma büyük bir patlamaya neden olur. Ancak asıl kabus patlamadan sonra başlar.
Toz bulutu dağıldığında karakterler, zamanın ve mekanın büküldüğü, mantığın sınırlarını zorlayan bir dünyada uyanırlar. Kasaba tamamen terk edilmiş, radyo sinyalleri kesilmiş ve yollar adeta bir döngüye girmiştir. Hayatta kalan altı kişi, birbirlerine duydukları nefreti ve güvensizliği bir kenara bırakıp, havada asılı duran o keskin ve çürümüş kokunun (Reeker) kaynağı olan görünmez, ölümcül bir güçle yüzleşmek zorundadır. Bu ıssız çöl kasabası, aslında yaşam ile ölüm arasındaki o tekinsiz duraktır.
Film, karakter odaklı gerilimi besleyen, türün meraklılarının aşina olduğu bir kadroya sahip:
Stephen Martines: Kasaba şerifi olarak otoriteyi ve hayatta kalma içgüdüsünü temsil ediyor.
Desmond Askew: Suçlu karakterler arasındaki gerilimi ve kaosu tetikleyen performansıyla dikkat çekiyor.
Mircea Monroe: Grubun içindeki garson kız rolünde, çaresizlik ile cesaret arasındaki o ince çizgiyi başarıyla yansıtıyor.
Robert Pine: Şerif figürüyle filme tecrübeli bir ağırlık katıyor.
Yönetmen Dave Payne, bu filmde klasik bir "katilden kaçış" hikâyesini, doğaüstü ve metafizik öğelerle harmanlıyor. 1 saat 28 dakikalık süresiyle film, izleyiciyi sürekli bir "neler oluyor?" sorusuyla meşgul tutan bir gizem yapısına sahip. Patlama sonrası değişen gerçeklik algısı ve karakterlerin kendi geçmişlerindeki günahlarla yüzleşmeleri, yapımı sıradan bir korku filminden ayırıp psikolojik bir derinliğe taşıyor. Çölün sonsuzluğu ve sessizliği, filmde klostrofobik bir hapishane hissi yaratmak için ustaca kullanılmış.
Identity (Kimlik) veya Dead End (Ölüm Çıkmazı) gibi, karakterlerin kapalı bir mekanda mahsur kaldığı ve finalinde büyük bir "ters köşe" barındıran filmleri sevenler bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer doğaüstü varlıkların ve paralel gerçekliklerin işlendiği gerilim filmlerinden hoşlanıyorsanız, bu film sizin için gizemli bir platform filmi seçeneği olacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, "ölüm anı" üzerine kurulu olan o tekinsiz atmosferdir. Film boyunca karakterlerin neden orada olduklarına ve dış dünyayla bağlarının neden kesildiğine dair verilen küçük ipuçları, merak unsurunu son ana kadar diri tutuyor. Ayrıca, "kokunun" (Reeker) bir korku öğesi olarak kullanılması, izleyicinin duyularına hitap eden farklı bir dehşet türü sunuyor.
Araf ve Geçiş: Yaşam ile ölüm arasındaki o belirsiz bölgede mahsur kalma metaforu.
Zoraki İttifak: Birbirine düşman olan grupların (polis ve suçlu), ortak bir "kötülük" karşısında birleşme zorunluluğu.
Kaçınılmaz Son: Kaderden ve yapılan hataların sonuçlarından kaçmanın imkansızlığı.
Zaman ve Mekan Algısı: Gerçekliğin parçalandığı bir ortamda hayatta kalma çabası.
Davetsiz Gelen 2'nin (veya Reeker serisinin) sunduğu o tekinsiz mahsur kalma hissini sevdiyseniz; Reeker (2005), Legion (Kıyamet Melekleri) veya The Mist (Öldüren Sis) filmlerine göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...