

Jack

Nelson
Gretchen

Trip

Cookie

Radford

Henry

Rose
The Reeker

The Mom
Bir grup üniversite öğrencisi, hafta sonu eğlencesi için yola çıktıklarında, ıssız bir otoyolun belirsiz bir sebeple kapatılmasıyla kendilerini ıssız bir çölün ortasında, terk edilmiş bir motelde mahsur kalmış bulurlar. Mahsur kaldıkları bu alanda zaman ve gerçeklik algıları bozulmaya başlar; çevrelerinde tuhaf kokular duymakta ve açıklanamaz olaylara tanık olmaktadırlar.
Gruptakiler, otelde akşam yemeği sırasında karısı kayıp olan ve dehşet dolu hikâyeler anlatan esrarengiz bir yabancıyla tanışırlar. Yabancı, karısının karanlık bir güç tarafından kaçırıldığını ve etrafta ölü insanların dolaştığını iddia etmektedir. Çok geçmeden gençler, "Reeker" (Kokulu) adı verilen, çürümüş bir koku yayan ve mekanik hareketlerle kurbanlarını avlayan kabus gibi bir varlığın hedefi haline gelirler. Grubun arasındaki görme engelli öğrenci Jack, diğer duyularının keskinliği sayesinde bu görünmez tehlikeye karşı ekibin en büyük umudu haline gelecektir.
Filmin başrolünde, görme engelli Jack karakterini canlandıran Devon Gummersall, duyusal hassasiyetlerini hayatta kalma stratejisine dönüştüren başarılı bir performans sergiliyor. Ona eşlik eden Derek Richardson, Tina Illman, Scott Whyte ve Arielle Kebbel, korku filmlerinin vazgeçilmez "arkadaş grubu" dinamiğini, artan gerilimle birlikte inandırıcı bir şekilde yansıtıyorlar.
Ayrıca, tecrübeli oyuncu Michael Ironside, hikâyeye derinlik katan gizemli yabancı Henry rolünde filme ağırlığını koyuyor. Oyuncuların performansları, filmin editoryal gücünü besleyen o "kapana kısılmışlık" hissini izleyiciye başarıyla geçiriyor.
Yönetmen ve senarist Dave Payne, bağımsız bir bütçeyle çektiği bu yapımda türün hayranlarını şaşırtacak özgün bir atmosfer yaratıyor. Davetsiz Gelen, sadece bir "katilden kaçış" hikâyesi değil, aynı zamanda sonundaki şaşırtıcı ters köşesiyle (twist) hafızalarda yer eden bir yapım. Filmin görsel dili, çölün sarı ve tozlu atmosferini, kokunun yarattığı bulanık görsellikle harmanlayarak izleyiciyi tekinsiz bir boyuta taşıyor. "Nefes alamazsan bağıramazsın" mottosu, filmin ses tasarımıyla desteklenen gerilim dolu yapısını özetliyor.
2000'lerin başındaki bağımsız korku estetiğini seven, klasik "slasher" unsurlarıyla doğaüstü gizemi birleştiren yapımlardan hoşlananlar için bu film gizli bir hazine. Eğer sürpriz finalleri seviyor ve görme engelli bir karakterin hayatta kalma mücadelesini (bkz: Don't Breathe öncesi dönem) merak ediyorsanız, bu korku ve gizem harmanı sizin için ideal bir platform filmi tercihi olacaktır.
Film, korku sinemasında pek işlenmeyen "koku" duyusuna odaklanmasıyla fark yaratıyor. Katilin yaklaştığının bir çürüme kokusuyla anlaşılması, izleyici için farklı bir gerilim unsuru oluşturuyor. Ayrıca, Michael Ironside gibi bir ismi izlemek her zaman bir keyifken, filmin son saniyelerine kadar sakladığı büyük sır, tüm hikâyeyi yeni bir bakış açısıyla tekrar değerlendirmenizi sağlıyor.
Duyusal Algılar: Görme engelli bir karakterin, diğerlerinin göremediği tehlikeyi hissetmesi.
Yaşam ve Ölüm Arasındaki İnce Çizgi: Karakterlerin gerçekte nerede olduklarına dair varoluşsal gizem.
Kaçınılmaz Son: Karanlık bir gücün elinden kurtulmaya çalışırken kaderle olan mücadele.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...