

Sidney Young

Alison Olsen

Lawrence Maddox

Sophie Maes

Clayton Harding

Eleanor Johnson

Vincent Lepak

Bill Nathanson

Richard Young

Mrs. Kowalski
Sidney Young, Londra'da yaşayan, her türlü otoriteye ve popüler kültüre düşman, hırslı ama başarısız bir magazin yazarıdır. Kendi çıkardığı Post Modern Review dergisinde ünlüleri yerden yere vururken, kaderin bir cilvesi olarak New York’un en prestijli magazin dergisi Sharps’ın genel yayın yönetmeni Clayton Harding’den bir iş teklifi alır.
Sidney, küçümsediği bu dünyanın tam kalbine, New York’a yerleşir. Ancak taktığı "asi" maskesi, plazaların soğuk duvarları ve halkla ilişkiler (PR) uzmanlarının stratejileri arasında hızla erimeye başlar. Bir yandan yükselen yıldız Sophie Maes’in dikkatini çekmeye çalışırken, diğer yandan iş arkadaşı Alison Olsen ile girdiği çatışmalar onu hiç beklemediği bir aşka ve ahlaki bir ikileme sürükler. Film, "Başarı için ruhunuzu ne kadar satabilirsiniz?" sorusunu absürt durumlar üzerinden sorar.
Filmin en büyük kozu, karakterler arasındaki zıtlıklardan doğan mizahı harika taşıyan yıldız kadrosudur:
Simon Pegg (Sidney Young): Sakar, patavatsız ama özünde sempatik İngiliz karakterinde, fiziksel komedinin sınırlarını zorlayan bir performans sergiliyor.
Kirsten Dunst (Alison Olsen): Sidney'in tam zıttı, disiplinli ve gerçekçi iş arkadaşı rolünde filme duygusal bir denge katıyor.
Megan Fox (Sophie Maes): Yükselmekte olan, boş kafalı ama büyüleyici film yıldızı parodisiyle Hollywood klişelerini başarıyla canlandırıyor.
Jeff Bridges (Clayton Harding): Derginin babacan ama otoriter patronu rolünde karizmasıyla sahneyi dolduruyor.
Gillian Anderson: Hırslı bir PR yöneticisi olarak, sektörün acımasız yüzünü temsil eden soğukkanlı bir performans sunuyor.
Toby Young’ın aynı adlı otobiyografik kitabından uyarlanan film, The Devil Wears Prada (Şeytan Marka Giyer) filminin erkek versiyonu ve daha absürt bir mizahla işlenmiş hali gibi düşünülebilir. 1 saat 50 dakikalık süresi boyunca film; kırmızı halıların arkasındaki yapaylığı, ödül törenlerinin ikiyüzlülüğünü ve medyanın gücünü sert bir dille eleştiriyor. Sinematografik açıdan New York'un ihtişamını çok iyi yansıtan yapım, Simon Pegg’in "sudaki balık" (fish out of water) haliyle izleyiciyi sürekli güldürmeyi başarıyor.
Magazin dünyasının iç yüzünü merak edenler, Simon Pegg tarzı İngiliz mizahından hoşlananlar ve "nefretle başlayan aşklar" (enemies-to-lovers) temalı romantik komedileri sevenler bu filmi kaçırmamalı. Eğer Notting Hill veya Morning Glory gibi yapımları beğendiyseniz, Dost Kazığı sizin için son derece eğlenceli bir platform filmi seçeneği olacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, ünlülerin o ulaşılmaz görünen dünyasının aslında ne kadar kırılgan ve trajikomik olduğunu görmektir. Sidney'in bir "kaybeden" olarak başladığı yolculukta, sisteme ayak uydurma çabası ile özündeki dürüst adamı koruma savaşı hem komik hem de düşündürücü. Ayrıca Simon Pegg ve Kirsten Dunst arasındaki kimya, filmi sadece bir parodi olmaktan çıkarıp sıcak bir hikâyeye dönüştürüyor.
Kültürel Çatışma: İngiliz ironisi ile Amerikan hırsının New York plazalarındaki çarpışması.
Yozlaşma ve Şöhret: Başarı uğruna insanın kendi değerlerinden ne kadar ödün verebileceği.
Dürüstlük vs. Strateji: İçten gelen duyguların, kurgulanmış PR dünyasıyla mücadelesi.
Gerçek Aşkın Keşfi: Parıltılı ama boş hayatlar yerine, samimi ve gerçek bir bağın önemi.
Bu filmin mizah ve medya eleştirisini sevdiyseniz; The Devil Wears Prada, Morning Glory (Günaydın) veya yine Simon Pegg'in başrolde olduğu Run Fatboy Run filmlerine göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...