

Quentin

Ruby

Commissioner Vernet

Prison psychiatrist

Vogel

Katia / Sandra

Lambert

Mauricet

Rocco

Raffi
Ruby, az konuşan, çelik gibi sinirlere sahip ve tek amacı sevdiği kadının ölümüne sebep olan mafya lideri Vogel'dan intikam almak olan profesyonel bir suçludur. Quentin ise tam zıttıdır; bir saniye bile susmak bilmeyen, çocuksu bir saflığa sahip, aşırı yardımsever ama bir o kadar da devasa bir sakarlık abidesidir.
Yolları hapishane hücresinde kesiştiğinde, Quentin bu sessiz ve sert adamı "hayatının en yakın arkadaşı" ilan eder. Ruby, intikam planı için kaçmaya çalışırken Quentin’i de yanında sürüklemek zorunda kalır. Ruby’nin arkasında hem polisler hem de mafya vardır; ancak onun için en büyük tehdit, her adımıyla Ruby’yi çileden çıkaran, planlarını altüst eden ve Ruby’nin "kiralık katil" karizmasını yerle bir eden Quentin’dir. Francis Veber’in yönettiği yapım, suç ve komedi türünü mükemmel bir dengeyle sunar.
Filmin başarısının %90'ı, sinema tarihinin en karizmatik aktörlerinden Jean Reno ile Fransız sinemasının dev ismi Gérard Depardieu arasındaki muazzam kimyada yatar.
Jean Reno (Ruby): "Léon" filmindeki soğukkanlı katil imajını bu filmde müthiş bir komedi unsuru haline getiriyor. Sadece bakışlarıyla Quentin’e duyduğu "sessiz çığlığı" izleyiciye geçirmeyi başarıyor.
Gérard Depardieu (Quentin): Belki de kariyerinin en sempatik rolünde. Quentin’in o sınırsız iyimserliğini ve aptallığını o kadar doğal oynuyor ki, karakterden hem nefret ediyor hem de ona kıyamıyorsunuz.
Kadroda yer alan mafya üyeleri ve polis şefleri, editoryal olarak bu iki kaotik karakterin yarattığı yıkımı tamamlayan, ciddiyetleri ile komediyi besleyen unsurlar olarak öne çıkıyor.
Yönetmen Francis Veber (ki kendisi Salaklar Sofrası gibi klasiklerin de mimarıdır), bu filmde "saf aptallığın" en tehlikeli silahtan bile daha yıkıcı olabileceğini kanıtlıyor. Film, sadece diyaloglara dayalı bir komedi değil; aynı zamanda aksiyon sahneleriyle de oldukça tatmin edici. Quentin’in Ruby’yi "koruma" çabaları sırasında çıkan kaos, sinema tarihinin en komik kovalama sahnelerine dönüşüyor. Sinematografik açıdan temiz, hızlı ve karakterlerin yüz ifadelerine odaklanan bir anlatımı var.
Gülmekten karnına ağrılar girmesini isteyenler, Jean Reno ve Gérard Depardieu ikilisini daha önce yan yana görmemiş olanlar ve kaliteli Fransız komedilerinden hoşlananlar bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer film izle listenizde "moralimi düzeltecek, zekice kurgulanmış bir absürt komedi" arıyorsanız, bu film tam bir ilaç niteliğindedir.
Bu film, "arkadaşlık" kavramına çok tuhaf ve komik bir pencereden bakıyor. Quentin’in tüm dünya Ruby’nin düşmanıyken, Ruby’ye duyduğu sarsılmaz (ve sinir bozucu) sadakat, filmin kalbinde yatan en güçlü duygu. Ruby’nin karizmasının, Quentin’in "at kafası" hikayeleri ve çocuksu oyunları karşısında nasıl eridiğini izlemek paha biçilemez.
Zıt Karakterlerin Çatışması: Sessiz bir profesyonel ile durdurulamaz bir gevezenin zoraki ortaklığı.
Sadakat ve Dostluk: Quentin’in Ruby’yi ne olursa olsun yalnız bırakmaması.
Sabır Sınırı: Bir insanın, başka birinin aptallığı karşısında dayanabileceği uç nokta.
İntikam ve Kaos: Ciddi bir intikam planının, absürt olaylarla nasıl bir curcunaya dönüştüğü.
Bu filmi sevdiyseniz, Francis Veber’in bir diğer şaheseri olan Le Dîner de Cons (Salaklar Sofrası) veya Jean Reno’nun zamanda yolculuk komedisi Les Visiteurs (Ziyaretçiler) ilginizi çekebilir. Ayrıca Hollywood’dan benzer bir dinamik sunan Due Date (Git Başımdan) iyi bir alternatiftir.
Filmin orijinal adı olan "Tais-toi!", Türkçe'de "Sus artık!" veya "Kes sesini!" anlamına gelir ki bu, Ruby’nin film boyunca en çok söylemek istediği cümledir.
Jean Reno ve Gérard Depardieu, bu filmde sergiledikleri performanslarla Fransız sinemasının en iyi komedi ikililerinden biri olarak tescillenmiştir.
Filmdeki "mont" değiştirme sahnesi ve Quentin'in polis telsizinden yaptığı konuşmalar, filmin en ikonik sahneleri arasındadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...