

Veronica Rawlings

Linda

Alice

Belle

Jack Mulligan

Tom Mulligan

Harry Rawlings

Jamal Manning

Jatemme Manning

David
Chicago’nun karanlık ve yozlaşmış sokaklarında geçen hikaye, bir soygun girişimi sırasında hayatını kaybeden dört suçlunun arkada bıraktığı eşlerine odaklanıyor. Veronica, kocasının ölümüyle sarsılmışken, onun çaldığı paranın sahibi olan yerel bir suç örgütü lideri tarafından tehdit edilir. Ödenmesi gereken milyonlarca dolarlık bir borç ve hayati tehlike altındaki bir gelecek söz konusudur.
Veronica, kendisiyle aynı kaderi paylaşan diğer dul kadınlarla bir araya gelerek imkansız gibi görünen bir karar alır: Kocalarının yarım bıraktığı soygunu tamamlamak. Ancak bu sadece bir para çalma işi değildir; her biri kendi içsel travmalarıyla boğuşurken, sistemin ve erkek egemen suç dünyasının kendilerine biçtiği "mağdur" rolünü reddetmek zorundadırlar. Film, güçlü bir suç draması olmasının yanı sıra, kadınların dayanışma ve güçlenme hikayesini politik bir zeminle harmanlayarak sunuyor.
Filmin başrolünde, Veronica karakterine hayat veren usta oyuncu Viola Davis yer alıyor. Davis, karakterinin hem yas tutan kırılganlığını hem de hayatta kalmak için kuşandığı sert zırhı olağanüstü bir otoriteyle yansıtıyor. Ona eşlik eden Elizabeth Debicki, Michelle Rodriguez ve Cynthia Erivo, farklı sosyal sınıflardan gelen kadınların ortak bir amaç uğruna nasıl kenetlendiğini başarıyla sergiliyorlar.
Kadrodaki erkek oyuncular da hikayenin tekinsiz atmosferini besliyor. Liam Neeson, Veronica'nın ölen kocası rolünde kısa ama etkili bir varlık gösterirken; Colin Farrell ve Robert Duvall yozlaşmış siyasetçileri, Daniel Kaluuya ise korkutucu bir suçluyu canlandırıyor. Özellikle Kaluuya'nın sergilediği performans, filmin gerilim dozunu her sahnede zirveye taşıyan bir suç filmi başarısı olarak nitelendirilebilir.
12 Yıllık Esaret filminin yönetmeni Steve McQueen, bu yapımıyla türün kalıplarını yıkan bir işe imza atıyor. Dul Kadınlar (Widows), sıradan bir soygun filmi olmanın çok ötesinde; ırkçılık, sınıfsal farklılıklar ve cinsiyet rollerine dair keskin bir eleştiri sunuyor. McQueen’in uzun plan sekansları ve atmosferik çekimleri, Chicago’nun kasvetini izleyicinin iliklerine kadar hissettiriyor. Senaryonun Gone Girl’ün yazarı Gillian Flynn ile birlikte kaleme alınmış olması, hikayeye zekice kurgulanmış ters köşeler ve derinlikli karakter analizleri katıyor.
Eğer sadece aksiyon değil, aynı zamanda güçlü bir alt metin ve karakter gelişimi arayan bir izleyiciyseniz bu film tam size göre. Sosyal adaletsizliklerin gölgesinde geçen bir gerilim filmi izlemek isteyenler için Dul Kadınlar, son yılların en nitelikli örneklerinden biri. Güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu, duygusal yükü ağır bir hikaye arayanlar bu yapımı mutlaka listelerine eklemeli.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, türün erkek egemen dünyasını kadınların perspektifinden yeniden tanımlamasıdır. Karakterler birer süper kahraman gibi değil, çaresizlikten güç doğuran gerçek insanlar olarak resmediliyor. Ayrıca filmin sinematografisi ve özellikle arabanın dışından çekilen o meşhur politik diyalog sahnesi gibi teknik dehalar, sinemaseverler için gerçek bir görsel şölen sunuyor.
Hayatta Kalma Mücadelesi: Çaresiz bırakılan bireylerin sistem içinde var olma çabası.
Kadın Dayanışması: Farklı dünyalardan gelen kadınların ortak kaderde buluşması.
Yozlaşma: Siyaset ve suç dünyası arasındaki görünmez kirli bağlar.
Yas ve İhanet: Kayıpların ardından ortaya çıkan şok edici gerçeklerle yüzleşme.
Bu filmin yarattığı gerçekçi ve sert suç atmosferini sevdiyseniz, yine bir soygunun ardından yaşananları konu alan Hırsızlar Şehri (The Town) veya suç dünyasındaki kadınların gücünü işleyen Beni Orada Aramayın (The Kitchen) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, derinlikli karakter analizleriyle dikkat çeken Büyük Hesaplaşma (Heat) da bu tarz kaliteli suç dramaları sevenler için uygun bir öneridir.
Film, 1980'li yıllarda İngiltere'de yayınlanan popüler bir televizyon dizisinden uyarlandı; ancak Steve McQueen hikayeyi modern Chicago'ya taşıyarak ona politik bir derinlik kazandırdı. Çekimler sırasında oyuncuların rollerine daha iyi odaklanabilmesi için Chicago'nun en tehlikeli ve en lüks bölgeleri arasındaki zıtlık gerçek mekanlarda vurgulandı. Viola Davis, canlandırdığı karakterin bir suçlunun eşi olarak alışılmış klişelerden uzak, güçlü ve bağımsız durması için senaryo üzerinde yönetmenle yakın çalıştı.
Hayır, soygun filmin aksiyon iskeletini oluştururken; arka planda ırkçılık, yozlaşmış siyaset ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi derin konular işlenmektedir.
Filmde bazı sert suç sahneleri ve silahlı çatışmalar yer alsa da, şiddet grafik bir amaçtan ziyade hikayenin gerçekçiliğini artırmak için kullanılmıştır.
Evet, hikaye ilerledikçe ortaya çıkan gizli sırlar ve karakterlerin aldığı kararlar, izleyiciyi son ana kadar ters köşeye yatıracak niteliktedir
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...