

Ruth Bader Ginsburg

Martin D. Ginsburg

Mel Wulf

Erwin Griswold

Dorothy Kenyon

Jane C. Ginsburg

James Steven Ginsburg

James H. Bozarth

Professor Brown

Professor Gerald Gunther
1950’lerin sonunda Ruth Bader Ginsburg, Harvard Hukuk Fakültesi’ndeki az sayıdaki kadın öğrenciden biridir. Üstün zekasına ve akademik başarısına rağmen, mezuniyet sonrası cinsiyeti nedeniyle hiçbir hukuk firmasında iş bulamaz. Toplumun kadına biçtiği "ev hanımı" rolü ile hukuk dünyasının katı erkek egemen yapısı arasında sıkışan Ruth, akademik kariyerine profesör olarak devam eder.
Ancak eşi Martin Ginsburg’un getirdiği bir vergi davası, Ruth için beklediği fırsatı yaratır. Bu dava, sadece bir vergi meselesi değil, yasaların cinsiyet temelli ayrımcılığına karşı açılmış bir savaşın ilk adımıdır. Ruth, kızı ve eşinin desteğiyle, anayasal düzeyde eşitliği sağlamak için mahkemelere meydan okur. Eşitlik Savaşçısı, bir kadının azmiyle bir ülkenin hukuk sistemini nasıl değiştirebileceğini anlatan, adaletin cinsiyetinin olmadığını savunan bir başarı öyküsüdür.
Filmin başrolünde, Ruth Bader Ginsburg karakterine hayat veren Felicity Jones yer alıyor. Jones, Ruth’un entelektüel gücünü, sarsılmaz kararlılığını ve toplumsal baskılar karşısındaki kırılganlığını büyük bir zarafetle canlandırıyor. Onun performansı, filmi sadece bir biyografi olmaktan çıkarıp izleyiciyle duygusal bir bağ kuran bir kahramanlık hikâyesine dönüştürüyor.
Ruth’un en büyük destekçisi ve eşi Martin rolünde ise Armie Hammer karşımıza çıkıyor. Hammer, modern ve ilerici bir eş profilini başarıyla yansıtarak hikâyenin duygusal dengesini sağlıyor. Ayrıca kadroda yer alan Justin Theroux ve Kathy Bates gibi usta isimler, hukuk dünyasının farklı yüzlerini temsil eden kilit rollerde hikâyeye derinlik katıyorlar. Oyuncu kadrosunun uyumu, dönemin ruhunu ve hukuki mücadelenin ciddiyetini editoryal bir titizlikle yansıtıyor.
Yönetmen Mimi Leder, bu yapımda hukuki terimlerin ağırlığı ile insani duyguların sıcaklığını dengeli bir şekilde harmanlıyor. Dram filmleri kategorisinde yer alan yapım, özellikle 1960 ve 70’lerin Amerika’sındaki sosyal değişimi ve feminizmin yükselişini etkileyici bir görsellikle sunuyor. Film, sadece bir mahkeme salonu draması değil, aynı zamanda bir aile ve dayanışma hikâyesi olarak öne çıkıyor.
Sinematografik açıdan bakıldığında, Ruth’un hukuk fakültesindeki "mavi takım elbiseli erkekler" arasındaki yalnızlığını gösteren sahneler, görsel bir dil olarak ayrımcılığı çok iyi özetliyor. Senaryo, Ruth Bader Ginsburg’un gerçek yaşam öyküsünden yola çıkarak, toplumsal tabuların nasıl yıkılabileceğine dair umut verici bir genel değerlendirme sunuyor.
Bu film, özellikle hukuk, sosyal adalet ve kadın hakları temalı hikâyeleri seven izleyiciler için biçilmiş kaftandır. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham almak isteyenler, azmin ve eğitimin gücüne inanan sinemaseverler bu yabancı film seçeneğinde kendilerinden bir parça bulacaklardır. Ayrıca dönem filmlerini ve biyografileri seven izleyiciler için de oldukça tatmin edici bir yapım.
On the Basis of Sex, günümüzdeki birçok hak ve özgürlüğün hangi zorluklarla kazanıldığını hatırlattığı için izlenmeli. Ruth Bader Ginsburg’un sadece kadınlar için değil, her iki cinsiyet için de eşitliği savunması, filmi evrensel bir boyuta taşıyor. Felicity Jones’un etkileyici mahkeme sahneleri ve filmin sonundaki gerçek Ruth Bader Ginsburg karesi, izleyicinin zihninde kalıcı bir yer ediniyor.
Hukuki Eşitlik: Yasaların cinsiyet temelinde insanları ayırmasının yarattığı adaletsizlik.
Kadın Hakları ve Feminizm: Toplumun kadına biçtiği rolleri reddetme ve var olma mücadelesi.
Aile Desteği: Başarıya giden yolda eş ve çocukların verdiği moral ve dayanışma.
Azim ve Kararlılık: Reddedilmelere rağmen doğru bildiği yoldan dönmemek.
Eğer Ruth Bader Ginsburg’un hikâyesinden etkilendiyseniz, yine güçlü kadınların gerçek hayat mücadelelerini anlatan Hidden Figures (Gizli Sayılar) veya Erin Brockovich filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca aynı figürün hayatını belgesel dilinde anlatan RBG de ilginizi çekebilir.
Filmin senaryosu, Ruth Bader Ginsburg’un öz yeğeni Daniel Stiepleman tarafından kaleme alınmıştır, bu da hikâyeye büyük bir sahicilik katmaktadır.
Filmin çekimleri sırasında gerçek Ruth Bader Ginsburg set ekibine danışmanlık yapmış ve senaryonun hukuki doğruluğunu denetlemiştir.
Filmin adı olan "On the Basis of Sex", Amerikan yasalarındaki ayrımcılık ifadelerine doğrudan bir göndermedir.
Ruth Bader Ginsburg, Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi'nin ikinci kadın yargıcıdır ve hayatını cinsiyet eşitliği ile sivil haklar mücadelesine adamış ikonik bir figürdür.
Film kurgusal bir biyografi olsa da, mahkeme sahnelerindeki argümanlar ve Ruth’un savunduğu tezler gerçek dava dosyalarına dayanmaktadır.
Hayır, film teknik hukuk dilinden ziyade Ruth’un insani mücadelesine ve aile yaşamına odaklandığı için her kesimden izleyiciye hitap eden sürükleyici bir dramdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...