
Tarih, Dram

Marie de la Mesa
Anna de la Mesa

Fernando de la Mesa

un témoin
François de la Mesa

Bonne Maman

Bon Papa

Isabelle

Mathieu

Marga
1970'lerin başında Paris'te geçen hikâye, dokuz yaşındaki Anna’nın gözünden anlatılır. Anna, burjuva bir ailenin çocuğu olarak son derece düzenli, katolik geleneklerine bağlı ve konforlu bir hayat sürmektedir. Ancak İspanya’daki amcasının siyasi nedenlerle tutuklanması ve ardından gelen Şili ziyareti, Anna’nın anne ve babasının ideolojik bir uyanış yaşamasına neden olur. Bir sabah uyandığında, dadısının kovulduğunu, evlerinin küçük bir apartman dairesiyle değiştirildiğini ve salonun her yerinde sakallı, yabancı devrimcilerin tartışmalar yaptığını görür.
Anna için bu yeni hayat; alışık olduğu düzenin, inançlarının ve sahip olduğu her şeyin ellerinden alınması demektir. Ebeveynleri dünyayı kurtarmaya kararlıyken, Anna sadece eski dadısını ve bahçeli evini geri istemektedir. Film, çocukluk masumiyetinin politik gerçeklerle çarpışmasını, bir çocuğun dünyayı anlama çabası üzerinden hem trajik hem de mizahi bir dille işliyor.
Filmin yükünü, Anna karakterine hayat veren genç oyuncu Nina Kervel-Bey muazzam bir başarıyla sırtlıyor. Kervel-Bey, bir çocuğun yaşadığı öfkeyi, kafa karışıklığını ve inatçılığı o kadar sahici yansıtıyor ki, izleyici onun dünyasındaki yıkımı derinden hissediyor. Anne rolünde Julie Depardieu ve baba rolünde Stefano Accorsi, idealist birer aktiviste dönüşen ebeveynlerin yaşadığı içsel çatışmaları ve heyecanı editoryal bir derinlikle sergiliyorlar.
Özellikle Julie Depardieu’nun, geleneksel bir kadından özgürlükçü bir aktiviste dönüşüm süreci, filmin en güçlü oyunculuk performanslarından biri olarak öne çıkıyor. Kadro, 70'lerin o kaotik ama umut dolu entelektüel atmosferini izleyiciye aktarmada oldukça başarılı.
Yönetmen Julie Gavras, siyaseti büyük sloganlar üzerinden değil, bir evin mutfağındaki değişimler üzerinden anlatmayı tercih ediyor. Filmin en etkileyici yanı, ideolojilere taraflı bir bakış atmak yerine, bu değişimlerin bireyler ve özellikle çocuklar üzerindeki psikolojik etkisine odaklanmasıdır. Tempo, Anna'nın anlamlandırma sürecine paralel olarak ağır ama istikrarlı ilerliyor. Anlatım dili, bir çocuğun sınırlı bakış açısını merkeze alarak yetişkinlerin "büyük dünyasını" sorgulayan, zekice kurgulanmış bir yapıya sahip.
Siyasi tarihle ilgilenen ama olaylara farklı bir perspektiften bakmak isteyenler ile çocuk gelişimi ve aile dinamikleri üzerine odaklanan yapımları sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Fransız sineması tutkunuysanız ve ideolojilerin bireysel hayatları nasıl şekillendirdiğini merak ediyorsanız, bu yapım sizin için doyurucu bir deneyim olacaktır. Dram türündeki bu film, özellikle büyüme sancılarını ve adaptasyon sürecini ustalıkla işliyor.
Bu film, dünyayı değiştirmeye çalışan yetişkinlerin, bazen kendi çocuklarının dünyasını nasıl yıktığını gösteren çarpıcı bir ayna tutuyor. Didaktik bir siyasi film olmanın çok ötesinde, empati duygusunu körükleyen ve "doğru" ile "yanlış" kavramlarını bir çocuğun mantık süzgecinden geçiren nadir yapımlardan biri.
Değişim ve Adaptasyon: Konfor alanından zorla çıkarılan bir çocuğun yeni dünyaya ayak uydurma süreci.
İdeoloji ve Aile: Siyasi inançların aile bağları ve günlük yaşam üzerindeki dönüştürücü gücü.
Çocukluk Perspektifi: Dünyadaki büyük olayların bir çocuğun küçük dünyasındaki yansımaları.
Sınıf Çatışması: Burjuva bir yaşamdan kolektif bir yaşam tarzına geçişin sancıları.
Siyaseti çocukların gözünden anlatan yapımlara ilginiz varsa, İran sinemasının başyapıtlarından olan animasyon türündeki Persepolis veya Nazi Almanyası'na bir çocuğun saf dünyasından bakan Jojo Rabbit benzer duyguları hissettirebilir. Ayrıca, çocukluktan yetişkinliğe geçiş evrelerini ve aile içi dönüşümleri başarıyla işleyen Boyhood gibi sinema eserleri de ilginizi çekebilir.
Film, Domitilla Calamai’nin yarı otobiyografik romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır.
Yönetmen Julie Gavras, ünlü yönetmen Costa-Gavras’ın kızıdır; bu da filmin politik damarının ne kadar köklü bir yerden geldiğini açıklamaktadır.
Filmdeki Anna karakteri, dönemin karmaşık politik figürlerini ve olaylarını (Fidel Castro, Şili darbesi vb.) kendi çocuksu mantığıyla yorumlayarak filmin ismine de ilham kaynağı olmuştur.
Anna, hayatındaki tüm olumsuz değişikliklerin (evden taşınma, dadısının gitmesi) ebeveynlerinin hayranlık duyduğu siyasi figürler ve onların savunduğu fikirler yüzünden olduğuna inandığı için tepkilidir.
Film, özellikle 1970 ile 1974 yılları arasındaki dönemi, Şili’de Salvador Allende’nin yükselişi ve düşüşü gibi önemli siyasi olayların gölgesinde anlatıyor.
Film, klasik bir mutlu sondan ziyade, Anna’nın yeni hayatını ve ailesinin dönüşümünü kabullendiği, olgunlaştığı açık uçlu ve duygusal bir farkındalık anıyla sonlanıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...