
Suriye’deki iç savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü bir dönemde geçen hikâye, orduda fotoğraflar üzerinden kayıt tutan Ahmet’in yaşadığı ahlaki dönüşümü konu alır. Ahmet’in görevi, çatışmalarda ölen ya da infaz edilen insanların fotoğraflarını çekmek ve bu kayıtları sisteme işlemektir. Başlarda sadece işini yapan bir asker olan Ahmet, objektifinden yansıyan acı dolu yüzlerin ve isimsiz cesetlerin sayısı arttıkça, bu vahşetin bir parçası olmayı reddetmeye başlar.
Ahmet, şahit olduğu insanlık suçlarını belgelemek ve dünyaya duyurmak için tehlikeli bir karar verir. Binlerce gizli fotoğrafı bir flaşbellek içerisine kopyalayarak ülkeden kaçırmayı planlar. Ancak bu yolculuk, sadece rejimin takibiyle değil; Ahmet’in kendi korkuları, ailesinin güvenliği ve savaşın her köşeye sinmiş güvensiz ortamıyla büyük bir mücadeleye dönüşür. Gerçek olaylardan esinlenen film, bir adamın vicdanını kurtarmak adına neleri feda edebileceğini gözler önüne seriyor.
Filmin başrolünde, Orta Doğu sinemasının güçlü isimlerinden Ali Suliman yer alıyor. Ahmet karakterinin yaşadığı içsel parçalanmayı, bakışlarındaki donukluk ve sessiz çığlıklarla seyirciye geçirmeyi başaran Suliman, filmin ağırlığını ustalıkla omuzluyor. Ona eşlik eden Saleh Bakri, karakterin bu tehlikeli yolculuktaki motivasyonunu ve savaşın insan ruhundaki tahribatını başarıyla yansıtıyor.
Husam Chadat gibi yetenekli oyuncuların da dahil olduğu kadro, Derviş Zaim’in titiz yönetimi altında son derece gerçekçi performanslar sergiliyor. Oyuncuların rollerindeki bu samimiyet, filmin bir kurgu olmaktan çıkıp bir tanıklık belgesine dönüşmesini sağlıyor.
Türk sinemasının usta yönetmeni Derviş Zaim, Flaşbellek ile kamerasını sınırın ötesine, Suriye’deki insanlık dramına çeviriyor. Zaim, bu yapımda estetik kaygılardan ziyade etik değerleri ve hakikat arayışını ön plana çıkarıyor. Aksiyon ve gerilim unsurlarını dramatik bir derinlikle harmanlayan yönetmen, savaşın sadece binaları değil, insanın hakikatle olan bağını da yıktığını gösteriyor. Filmin dili, şiddeti doğrudan göstermek yerine onun yarattığı boşluğu ve dehşeti hissettirmek üzerine kurulu; bu da yapımı çok daha sarsıcı bir noktaya taşıyor.
Politik dramlardan, gerçek yaşam öykülerinden ve vicdan temasını işleyen yapımlardan hoşlanan izleyiciler için bu film kaçırılmaması gereken bir eser. Savaşın insani boyutuna odaklanan, adaleti ve dürüstlüğü arayan bir aksiyon ve dram karışımı arıyorsanız, Flaşbellek sizi derin bir sorgulamaya itecektir. Ayrıca Derviş Zaim sinemasının evrimini merak eden sinefiller için de bu Türk yapımı oldukça değerli bir örnek sunuyor.
Film, Suriye’de yaşananları uzaktan izlemek yerine, o dehşetin içindeki bir bireyin gözünden bakma şansı veriyor. "Bir insan tek başına neyi değiştirebilir?" sorusuna cesur bir yanıt veren yapım, tarihe not düşen bir tanıklık niteliğinde. Hakikati saklamakla onu haykırmak arasındaki o ince çizgide yürüyen Ahmet’in hikâyesi, izleyiciye insanlık onurunun her türlü güçten üstün olduğunu hatırlatıyor.
Tanıklık ve Hakikat: Gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkma arzusu.
Vicdanın Sesi: Emir-komuta zinciri ile insani değerler arasındaki çatışma.
Savaşın Yıkımı: Çatışmaların insan psikolojisi ve toplumsal ahlak üzerindeki etkileri.
Cesaret ve Fedakarlık: Doğru olanı yapmak için hayatını riske atma teması.
Neredesin Gelecek (Where Do We Go Now?): Savaşın anlamsızlığını ve barış arayışını farklı bir perspektifle ele alması yönüyle benzerlik taşır.
Saul'un Oğlu (Son of Saul): Dehşetin merkezinde kişisel bir amaca odaklanan bir karakterin mücadelesini anlatması bakımından atmosfer olarak yakındır.
Kader (Incendies): Orta Doğu'daki trajedilerin insan hayatlarını nasıl derinden etkilediğini gösteren güçlü bir dram örneği.
Film, Suriye’deki iç savaş sırasında binlerce işkence fotoğrafını sızdıran ve "Caesar" kod adıyla bilinen askeri polisin gerçek hikâyesinden esinlenilmiştir.
Derviş Zaim, senaryo aşamasında gerçek tanıklarla görüşmüş ve hikâyenin inandırıcılığı için uzun süre araştırma yapmıştır.
Filmin çekimleri, Suriye sınırına ve atmosferine benzerliği nedeniyle Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde gerçekleştirilmiştir.
Evet, film Suriye ordusunda fotoğrafçı olarak görev yapan ve binlerce gizli infaz fotoğrafını sızdıran gerçek bir figürün yaşadıklarından esinlenerek kurgulanmıştır.
Film bir savaş dramı olmasına rağmen, fiziksel şiddetten ziyade şiddetin yarattığı psikolojik etkiyi ve fotoğraflar üzerinden verilen tanıklığı ön planda tutar.
Ahmet'in mücadelesi kişisel bir kurtuluşun ötesinde, bir toplumun yaşadığı acıları belgelemek üzerinedir; bu anlamda film, sonucun ötesinde verilen mücadeleyi yüceltir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...