

Kerem

Yeşim

Zişan Nene

-

-

-

-

Berrin

-

-
Kerem, başarılı bir mimardır ancak hayatı trajik bir trafik kazasıyla altüst olur. Kazada bir çocuğun ölümüne neden olan Kerem, yaşadığı ağır travma ve derin vicdan azabıyla başa çıkamaz. Şehir hayatının gürültüsünden ve anılarından kaçmak için uzak bir kasabaya, doğanın kalbine sığınır.
Gittiği bu kasabada Kerem’i sadece huzur değil, gizemli olaylar da beklemektedir. Kasabanın şifacı kadını ve oradaki insanların yardımıyla iyileşmeye çalışırken, Kerem kendisini mistik bir dünyanın içinde bulur. Geçmişin hayaletleriyle yüzleşmesi, suçluluk duygusundan arınması ve "emaneti" yerine ulaştırması gerekecektir.
Çağan Irmak, bu filmde de karakter derinliğine önem veren güçlü bir kadroyla çalışmıştır:
Engin Akyürek (Kerem): Karakterin yaşadığı şoku, sessiz çığlıklarını ve ruhsal çöküşünü son derece etkileyici bir oyunculukla yansıtıyor.
Şerif Sezer: Kasabanın bilge ve gizemli yaşlı kadını rolünde, filme masalsı ve mistik bir hava katıyor.
Hilal Altınbilek: Kerem’in hayatındaki önemli figürlerden birine hayat veriyor.
Osman Alkaş: Usta oyuncu, hikayenin geçtiği kasaba dokusuna güç katan karakterlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Çağan Irmak, Babam ve Oğlum veya Issız Adam gibi melodramlarından farklı olarak, bu filmde psikolojik gerilim ve mistik realizm türlerine yakın bir çizgide duruyor. Filmin çekildiği mekanlar (Assos civarı), doğanın hem iyileştirici hem de ürkütücü gücünü yansıtmak adına harika seçilmiş.
Sinematografik açıdan sisli manzaralar, karanlık ormanlar ve sembolik imgelerle yüklü olan yapım, teknik anlamda ses tasarımıyla da izleyiciyi o tekinsiz atmosferin içine çekiyor. Bir yerli film olarak tür denemesi açısından cesur olan yapım, bir platform filmi olarak dijital mecralarda Engin Akyürek hayranları tarafından yoğun ilgi görmeye devam ediyor.
Klasik Türk filmi kalıplarının dışında, daha gizemli ve metaforik hikayeleri sevenler için ideal bir seçim. Eğer vicdan azabı, ruhsal iyileşme ve Anadolu’nun o kadim mistik havasını birleştiren yapımlardan hoşlanıyorsanız, bu film sizi tatmin edecektir. Ancak temponun biraz yavaş olduğunu ve hikayenin semboller üzerinden ilerlediğini belirtmekte fayda var.
Film, insanın en büyük düşmanının yine kendi vicdanı olduğunu çok etkileyici bir görsellikle anlatıyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o çiğ ve karanlık kefaret yolculuğunun aksine; Çocuklar Sana Emanet, bu kefareti daha ruhani, daha mistik ve doğayla iç içe bir düzlemde sorguluyor. Engin Akyürek’in karakter dönüşümünü izlemek bile tek başına yeterli bir sebep.
Vicdan ve Suçluluk: Geçmişteki hataların insanın peşini bırakmaması.
İyileşme ve Arınma: Şehirli insanın doğaya ve öze dönerek huzur arayışı.
Doğaüstü ve Gerçeklik: Görünen dünyayla görünmeyen arasındaki ince bağ.
Gelecek Nesiller: "Çocuklar" imgesi üzerinden umudun ve masumiyetin korunması.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...