

Susan Morrow

Edward Sheffield / Tony Hastings

Bobby Andes

Ray Marcus

Laura Hastings

India Hastings

Hutton Morrow

Lou Bates

Steve 'Turk' Adams

Anne Sutton
Sanat galerisi sahibi Susan Morrow, dışarıdan bakıldığında ışıltılı ve kusursuz görünen ancak içten içe çürümeye yüz tutmuş bir hayat sürmektedir. Mevcut evliliğindeki soğukluk ve kariyerindeki tatminsizlikle boğuşurken, yirmi yıldır görüşmediği eski eşi Edward Sheffield’dan bir paket alır. Paketin içinden çıkan "Nocturnal Animals" adlı roman taslağı, Susan’ın hayatındaki tüm dengeleri altüst edecek bir sürecin fitilini ateşler.
Susan romanı okumaya başladığında, kendisini Teksas’ın ıssız otoyollarında bir ailenin başına gelen korkunç olayların içinde bulur. Kitaptaki hikâye o kadar vahşi ve klostrofobiktir ki, Susan bu kurgusal acının aslında kendi geçmişindeki bir ihanetin ve pişmanlığın metaforu olduğunu fark eder. Film, Susan’ın şimdiki zamanı, Edward ile olan geçmişi ve romanın karanlık dünyası arasında gidip gelerek izleyiciyi psikolojik bir labirente davet eder.
Amy Adams, Susan Morrow rolünde donuk, mutsuz ve melankolik ruh halini sadece bakışlarıyla yansıtarak kariyerinin en derin performanslarından birini sergiliyor. Karakterin zenginlik içindeki hapsolmuşluğunu iliklerimize kadar hissettiriyor. Jake Gyllenhaal ise hem Edward hem de kitaptaki Tony Hastings karakteriyle çift yönlü bir sınav veriyor; özellikle çaresizliği ve intikam arzusunu harmanladığı sahnelerdeki başarısı takdire şayan.
Filmin gizli kahramanı ise şerif Bobby Andes rolüyle Michael Shannon. Ölümcül bir hastalığın pençesinde, adaleti kendi yöntemleriyle arayan sert ama adil şerif portresiyle sahne aldığı her anın ağırlığını artırıyor. Aaron Taylor-Johnson ise tekinsiz ve ürkütücü Ray Marcus karakteriyle izleyicide gerçek bir huzursuzluk yaratmayı başarıyor.
Moda dünyasından sinemaya geçiş yapan Tom Ford, bu filmde görselliğin sadece bir süs değil, hikâye anlatımının temel bir parçası olduğunu kanıtlıyor. Filmin estetiği; steril bir modernizm ile Teksas’ın tozlu, vahşi doğası arasında keskin bir kontrast oluşturuyor. Abel Korzeniowski’nin dramatik müzikleri, filmin neo-noir atmosferini mükemmel bir şekilde besleyerek gerilimi her an taze tutuyor.
Psikolojik derinliği olan, karakter odaklı ve stilize görselliğe önem veren izleyiciler için bu yapım bir başyapıt niteliğindedir. Eğer bir gerilim filmi arayışındaysanız ancak bu gerilimin aksiyondan ziyade zihinsel bir huzursuzluktan beslenmesini istiyorsanız, bu film tam size göre. İntikamın fiziksel değil, edebi ve psikolojik boyutlarını merak edenler için kaçırılmaması gereken bir platform filmi deneyimi sunuyor.
Film, hikâye içinde hikâye (mise-en-abyme) tekniğini en başarılı kullanan modern yapımlardan biridir. Bir yazarın kelimelerle nasıl intikam alabileceğini, kağıt üzerindeki bir dünyanın gerçek bir insanın vicdanını nasıl kanatabileceğini görmek için izlenmelidir. Sadece bir suç hikâyesi değil, aynı zamanda aşkın, sadakatin ve sınıf farkının insan ruhunda açtığı yaraların anatomisidir.
İntikam ve Kefaret: Edward’ın yazdığı roman aracılığıyla Susan’dan aldığı duygusal intikam.
Pişmanlık: Susan’ın geçmişte verdiği kararların ve terk ettiği ideallerinin yarattığı boşluk.
Kurgu ve Gerçeklik: Okunan bir metnin, okuyucunun gerçek hayatıyla nasıl paralel bağlar kurabileceği.
Erkeklik ve Güç: Karakterlerin zayıflık, korkaklık ve güç gösterisi karşısındaki sınavları.
Austin Wright’ın "Tony ve Susan" romanından uyarlanan bu film gibi, atmosferiyle büyüleyen yapımlar arıyorsanız; David Fincher imzalı Gone Girl (Kayıp Kız) benzer bir psikolojik manipülasyon temasına sahiptir. Ayrıca yönetmen Tom Ford’un bir diğer eseri olan A Single Man (Tek Başına Bir Adam) estetik bütünlük açısından mutlaka listenizde olmalı. Eğer suçun psikolojik etkileri ilginizi çekiyorsa, Denis Villeneuve’ün Prisoners filmi de karanlık atmosferiyle sizi tatmin edecektir.
Filmin açılış sekansındaki tartışmalı dans sahnesi, Tom Ford'un modern sanat dünyasının absürtlüğüne ve beden algısına bir eleştirisi olarak tasarlanmıştır.
Jake Gyllenhaal, canlandırdığı karakterin yaşadığı travmayı daha iyi yansıtmak için çekimler boyunca fiziksel olarak kendini hırpalayan bir çalışma disiplini izlemiştir.
Filmin çekimleri sadece 38 günde tamamlanmış, bu da prodüksiyonun ne kadar planlı ve titiz ilerlediğinin bir kanıtıdır.
Hayır, filmdeki roman kurgusaldır; ancak Nocturnal Animals filmi, Austin Wright’ın 1993 yılında yayımlanan "Tony ve Susan" adlı romanından sinemaya uyarlanmıştır.
Filmin finali, Edward’ın Susan’a karşı kazandığı manevi zaferi simgeler. Edward, Susan’a yazdığı romanla onu en hassas yerinden vurmuş ve kendi yokluğuyla ona en büyük cezayı vermiştir.
"Gece Hayvanları" anlamına gelen bu terim, filmde Edward'ın Susan'a taktığı bir lakaptır. Susan’ın uykusuzluk problemine ve geceleri uyanık kalma alışkanlığına atıfta bulunur.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...