
Macera, Komedi, Bilim-Kurgu

Marty McFly

Emmett Brown

George McFly

Lorraine Baines

Jennifer Parker

Biff Tannen

Dave McFly

Linda McFly

Sam Baines

Stella Baines
Geleceğe Dönüş, 1985 yılında yaşayan lise öğrencisi Marty McFly’ın, eksantrik dostu Dr. Emmett "Doc" Brown ile birlikte tarihin akışını değiştiren serüvenini odağına alıyor. Doc, simgeleşmiş bir otomobil olan DeLorean'ı bir zaman makinesine dönüştürmeyi başarmıştır. Ancak işler ters gidince Marty, kendisini 1955 yılında, yani ailesinin henüz lisede olduğu dönemde bulur. Bu kazara yolculuk, Marty’nin henüz tanışmamış olan anne ve babasının arasındaki ilişkiyi tehlikeye atmasıyla bir varoluş krizine dönüşür.
Marty, 1955’in yabancısı olduğu dünyasında bir yandan geleceğe, kendi zamanına dönmenin yollarını ararken; diğer yandan birbirine tamamen zıt karakterdeki ebeveynlerini aşık etmek zorundadır. Eğer bunu başaramazsa, kendisi ve kardeşleri hiç doğmamış olacak ve tarih sahnesinden silineceklerdir. Film, zamanın paradokslarını eğlenceli, ritmik ve zekice kurgulanmış bir hikâye yapısıyla izleyiciye sunuyor.
Filmin kalbinde, Marty McFly rolüyle devleşen Michael J. Fox yer alıyor. Fox, karakterin enerjisini, şaşkınlığını ve pratik zekasını o kadar doğal bir dille yansıtıyor ki, Marty karakteri sinema tarihinin en sevilen figürlerinden biri haline gelmiştir. Dr. Emmett Brown rolündeki Christopher Lloyd ise "çılgın dahi" tiplemesini karikatürize etmeden, sarsıcı bir karizma ve mizahla canlandırarak unutulmaz bir performansa imza atıyor.
Crispin Glover, Marty'nin babası George McFly rolünde sergilediği tuhaf ama içten performansla filmin duygusal derinliğini artırırken, Lea Thompson ise Lorraine rolünde karakterin iki farklı dönemdeki değişimini başarıyla yansıtıyor. Thomas F. Wilson’ın canlandırdığı zorba Biff Tannen karakteri ise sinema dünyasının en ikonik kötü adamları arasında yerini almıştır.
Yönetmen Robert Zemeckis ve senarist Bob Gale, bu yapımla bilimkurgu türüne taze ve zamansız bir soluk getirmişlerdir. Steven Spielberg’in yapımcılığında hayata geçen film, mükemmel senaryo matematiğiyle dikkat çeker; filmdeki her küçük detay, ilerleyen sahnelerde hayati bir öneme kavuşur. Temposu hiç düşmeyen, mizahı ve gerilimi harika bir dengede tutan yapım, sadece bir eğlence sineması örneği değil, aynı zamanda kurgu ve anlatı sanatının bir başyapıtıdır.
Her yaştan izleyiciye hitap eden bu yapım, özellikle macera ve bilimkurgu tutkunları için bir temel taşıdır. Aile filmi kategorisinde yer almasına rağmen, sunduğu zeki paradokslar ve dönem tasvirleriyle yetişkinler için de oldukça doyurucudur. Nostaljik bir yolculuğa çıkmak isteyenler ve kült filmler listesini tamamlamak isteyen her sinemasever, Marty ve Doc’un bu efsanevi yolculuğuna mutlaka eşlik etmelidir.
Geleceğe Dönüş’ü benzerlerinden ayıran en büyük özellik, zaman yolculuğu temasını karmaşık teorilerle boğmak yerine, insani ilişkiler ve kader temasıyla harmanlamasıdır. "Eğer ebeveynlerinizle aynı yaşta olsaydınız onlarla arkadaş olabilir miydiniz?" sorusuna verdiği cevapla duygusal bir bağ kuran film, Alan Silvestri’nin ikonik müziği ve görsel efektleriyle tam bir sinema şöleni sunar. Ayrıca 1950'lerin ve 1980'lerin popüler kültürüne dair yaptığı enfes göndermelerle izleyiciyi her saniye uyanık tutar.
Kader ve İrade: Geleceğin önceden yazılmadığı, insanın kendi tercihlerine bağlı olduğu düşüncesi.
Kuşak Çatışması: Gençlerin ve ebeveynlerinin farklı dönemlerdeki benzerlik ve farklılıkları.
Dostluk: Marty ve Doc arasındaki yaş ve karakter farkına rağmen sarsılmaz olan bağ.
Cesaret: Korkak bir adamın (George McFly) hayatını değiştirmek için gösterdiği tek bir anlık cesaretin gücü.
Zaman yolculuğu ve macera dozunu sevdiyseniz, serinin devam filmleri olan Geleceğe Dönüş II ve III mutlaka izlenmelidir. Benzer bir atmosfer için bir grup çocuğun define avını anlatan Goonies veya Robert Zemeckis’in bir diğer başarılı yapımı olan Forrest Gump (tarihsel olaylara dokunuşu açısından) tercih edilebilir. Daha modern bir zaman paradoksu için ise Looper ilginç bir alternatif olabilir.
DeLorean otomobili seçilmeden önce, zaman makinesinin bir buzdolabı olması planlanmıştı; ancak çocukların özenip buzdolabına kilitlenebileceği korkusuyla bu fikirden vazgeçildi.
Michael J. Fox, o dönem bir dizide oynadığı için çekimlerin büyük çoğunluğunu gece saatlerinde, sadece birkaç saatlik uykularla tamamlamıştır.
Senaryo, aralarında Disney'in de bulunduğu 40'tan fazla stüdyo tarafından "fazla masum" veya "yeterince çarpıcı değil" gerekçeleriyle reddedilmişti.
Filmin adı için stüdyo yöneticisi "Plütonlu Uzaylı" ismini önermiş, ancak yapımcılar bunun bir şaka olduğunu varsayarak teklifi nazikçe reddetmiştir.
Zaman makinesinin 1955 yılına gittiğinde bir uzay gemisi gibi görünmesi ve fütüristik martı kanatlı kapı tasarımıyla o dönemin insanlarını şaşırtması için DeLorean modeli seçilmiştir.
Hayır, filmdeki ünlü saat kulesi ve kasaba meydanı, Universal Stüdyoları'nın arka bahçesinde inşa edilen devasa bir setten ibarettir.
Evet, çekimlere Eric Stoltz ile başlanmış ancak sahneler komedi dozu düşük bulunduğu için Michael J. Fox ile yeniden çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...