Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)

Gizem, Gerilim, Dram

Benjamín Espósito

Irene Menéndez Hastings

Ricardo Morales

Isidoro Gómez

Pablo Sandoval

Liliana Coloto

Compliment Girl

Pinche Mariano

Judge Fortuna Lacalle
Ordóñez
1999 yılında, yeni emekli olmuş adli sorgu müfettişi Benjamín Espósito, 25 yıl önce hayatını değiştiren vahşi bir cinayet vakasını romanlaştırmaya karar verir. 1974 yılında genç bir kadının tecavüz edilip öldürülmesiyle başlayan bu vaka, o dönemin Arjantin'indeki siyasi yozlaşma ve adaletsizlikler nedeniyle tam olarak aydınlatılamamıştır. Espósito, romanını yazarken eski iş arkadaşı ve gizli aşkı Irene ile yeniden bir araya gelir.
Hikâye, geçmiş ve günümüz arasında mekik dokurken; bir adamın bitmek bilmeyen aşkını, bir kocanın dindiremediği yasını ve adaletin sistem eliyle değil, kişisel takıntılarla nasıl sağlandığını sarsıcı bir dille anlatır. Filmin finali, sinema tarihinin en güçlü ve üzerine en çok konuşulan sahnelerinden biridir; adaletin ve mahkumiyetin ne anlama geldiğini yeniden tanımlar.
Arjantin sinemasının ikonu Ricardo Darín, Espósito rolünde karakterin hem gençliğindeki hırsı hem de yaşlılığındaki durgun melankoliyi muazzam bir yetkinlikle canlandırıyor. Soledad Villamil, Irene karakterinde sessiz bakışları ve güçlü duruşuyla aşkın en nahif halini sergiliyor.
Filmin gizli kahramanı ise Guillermo Francella. Espósito'nun alkolik ama sadık yardımcısı Sandoval rolünde, hem mizahi bir soluk getiriyor hem de filmin en kahramanca anına imza atıyor. Maktulün eşi rolündeki Pablo Rago ise, kaybın insanı nasıl dondurduğunu ve tek bir amaca kilitlediğini ürpertici bir sakinlikle yansıtıyor.
Juan José Campanella’nın yönettiği bu başyapıt, 2010 yılında "En İyi Yabancı Dilde Film" Oscar'ını kazanarak adını tarihe yazdırmıştır. Film, sadece bir polisiye değil; aynı zamanda bir politik dram ve imkansız bir aşk hikâyesidir. Sinematografik açıdan, stadyumda çekilen ve kesintisiz tek plan gibi görünen beş dakikalık kovalamaca sahnesi, teknik bir mucize olarak kabul edilir. Sadece bir suçlunun peşine düşmeyi değil, bir ülkenin karanlık geçmişiyle ve bireyin kendi pişmanlıklarıyla yüzleşmesini anlatan bu yapım, duygusal derinliğiyle izleyiciyi derinden etkiliyor.
Sadece bir katilin peşindeki polisiye kurguları değil, karakter analizlerini ve felsefi derinliği olan filmleri seven herkes bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer "zaman, takıntı ve adalet" temalı hikâyelerden hoşlanıyorsanız ve Latin Amerika sinemasının o tutkulu atmosferini solumak istiyorsanız bu drama filmi sizin için bir şölen olacaktır. Ters köşe finalleri ve "saf sinema" dediğimiz o teknik ustalığı arayan izleyiciler için de vazgeçilmez bir eserdir.
Bu filmi izlemek için en önemli sebep, insan ruhunun karanlık odalarına yapılan o eşsiz yolculuktur. "Tutku"nun (passion) bir insanı hem var edebilen hem de yok edebilen tek şey olduğu gerçeğini, Morales karakteri üzerinden izlemek sarsıcıdır. Adaletin bazen parmaklıklar ardında değil, sessizlikte saklı olduğunu gösteren finali, izleyiciye "Gerçek mahkumiyet nedir?" sorusunu sordurur.
Takıntı ve Tutku: Bir insanın hayatını bir anıya veya bir kişiye nasıl adayabileceği.
Bakışların Sırrı: Kelimelerin yetmediği yerde gözlerin sakladığı gerçekler.
Zamanın Geçiciliği: On yıllar geçse de değişmeyen duygular ve paslanmayan hesaplar.
Eğer bu filmin yarattığı o yoğun atmosferi sevdiyseniz, yine Ricardo Darín’in başrolünde olduğu Gümüş Şehir (Dokuz Kraliçe) veya Arjantin tarihine odaklanan Argentina, 1985 filmlerini izleyebilirsiniz. Polisiye ve dram dengesi açısından ise Prisoners veya The Girl with the Dragon Tattoo (Ejderha Dövmeli Kız) benzer bir tat bırakabilir.
Filmin meşhur stadyum sahnesi için 200'den fazla figüran kullanılmış ve çekimler tam üç günde tamamlanmıştır; ancak dijital düzenlemelerle sahne aylar süren bir çalışmanın ürünüdür.
Film, Eduardo Sacheri'nin "La pregunta de sus ojos" (Gözlerindeki Soru) adlı romanından uyarlanmıştır.
Hollywood tarafından 2015 yılında Nicole Kidman ve Julia Roberts ile yeniden çekilmiş olsa da (Secret in Their Eyes), orijinalinin derinliğine yaklaşamadığı genel kabul görmüştür.
Çünkü Espósito, katilin kimliğini bir fotoğraftaki bakışından çözer ve film boyunca aşkın da nefretin de dile gelmeyen sırrı hep gözlerde saklıdır.
Espósito’nun daktilosunda "A" harfi basmamaktadır. Yazdığı "TEMOR" (Korku) kelimesine el yazısıyla bir "A" eklediğinde kelime "AMOR" (Aşk) olur; bu, filmin duygusal dönüşümünün en zarif sembolüdür.
Bu cümle, katilin fiziksel olarak hayatta olsa bile, yıllardır süren mutlak sessizlik ve yalnızlık içinde gerçek bir "ölüden" farkı kalmadığını vurgular.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...