
Vahşi Batı, Korku, Gerilim

Johnny Madrid

Ambrose Bierce

Mary Newlie

Esmeralda

John Newlie

Ezra Traylor

Razor Charlie

Reece
Joaquin

The Hangman
1900'lerin başında, Meksika'nın tozlu ve tehlikeli topraklarında geçen hikâye, idamdan kurtulmayı başaran azılı haydut Johnny Madrid’in kaçışıyla başlar. Johnny, celladının güzel kızı Esmeralda’yı da yanına alarak çetesiyle birlikte sınıra doğru yol alır. Peşlerinde ise hem intikam ateşiyle yanan cellat hem de ünlü yazar Ambrose Bierce vardır. Yol yorgunu grup, geceyi geçirmek için ıssız bir çölde bulunan, dışarıdan sıradan bir han gibi görünen "La Tetilla del Diablo"ya sığınır.
Ancak bu han, sandıklarından çok daha karanlık bir sırra ev sahipliği yapmaktadır. Burası, yüzyıllardır insan kanıyla beslenen bir vampir klanının ana üssüdür. Johnny Madrid ve beraberindekiler, sabahın ilk ışıklarına kadar hayatta kalmak için silahlarına sarılırken; Esmeralda’nın kendi geçmişine dair öğreneceği dehşet verici gerçekler, tüm dengeleri değiştirecektir. Film, vahşi batı estetiğini vampir mitolojisiyle birleştiren bir aksiyon filmi olarak seriyi tamamlıyor.
Marco Leonardi, asi haydut Johnny Madrid rolünde serinin o bildik "suçlu karizmasını" başarıyla yansıtırken; Ara Celi, Esmeralda karakteriyle hikâyenin hem duygusal hem de gizemli odağını oluşturuyor. Michael Parks ise gerçek bir tarihi figür olan yazar Ambrose Bierce rolünde, entelektüel derinliği ve soğukkanlılığıyla filmin editoryal kalitesini artıran bir performans sergiliyor.
Serinin vazgeçilmezi Danny Trejo, bu kez "Charlie" karakteriyle karşımıza çıkarak seriye olan sadakatini perçinliyor. Rebecca Gayheart ve Temuera Morrison gibi isimler de, western atmosferinin o sert ve acımasız ruhunu vampir sahnelerindeki gerilimle harmanlayan etkileyici yan karakterlere hayat veriyorlar.
Yönetmen P.J. Pesce, bu üçüncü halkada seriyi modern zamanlardan koparıp "Western-Korku" türüne taşıyarak taze bir soluk getiriyor. İlk filmin o meşhur bar baskını konseptini 1900’lerin başına uyarlayan yapım, görselliğinde sarı ve toprak tonlarını kullanarak nostaljik bir hava yaratıyor. Robert Rodriguez’in hikâye üzerindeki etkisi, aksiyon sahnelerindeki dinamizmde ve pratik makyaj efektlerindeki çiğ gerçekçilikte hissediliyor. Spielberg sinemasının naifliğinden uzak, tamamen Tarantino evreninin o sert, kanlı ve ironik diline sadık kalan film, serinin hayranlarını vampirlerin kökenine dair tatmin edici bir yolculuğa çıkarıyor.
Western türünün o tozlu dünyasını sevenler ve vampir efsanelerinin tarihsel kökenlerini merak edenler için bu film ideal bir tercihtir. Eğer serinin ilk iki filmini izlediyseniz ve evrenin nasıl genişlediğini görmek istiyorsanız, bu gerilim filmi sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Ayrıca, bol silahlı çatışmanın doğaüstü bir hayatta kalma savaşına dönüştüğü bir suç filmi arayan aksiyon tutkunları için de oldukça keyifli bir seçenek.
Film, Santanico Pandemonium karakterinin ve o meşhur vampir barının kökenlerini açıklayarak serideki pek çok boşluğu dolduruyor. Western estetiğiyle birleşen vampir sahneleri, türün meraklıları için oldukça özgün ve karanlık bir atmosfer sunuyor. Ayrıca, gerçek hayatta gizemli bir şekilde kaybolan yazar Ambrose Bierce’ın hikâyeye dahil edilmesi, filme edebi ve entelektüel bir merak unsuru kattığı için izlenmeye değer.
Kader ve Soy: Esmeralda karakteri üzerinden işlenen kaçınılmaz geçmiş ve kimlik arayışı.
Vahşi Batı'nın Sonu: Eski dünyanın yasasızlığı ile doğaüstü güçlerin karanlık kesişimi.
Kurtuluş Mücadelesi: İdamdan kaçan bir mahkumun, çok daha büyük bir dehşete karşı onur savaşı vermesi.
Efsanelerin Doğuşu: Serinin ikonikleşen mekan ve karakterlerinin tarihsel arka planı.
Vahşi Batı ve doğaüstü unsurların birleşimini sevdiyseniz, Priest veya Jonah Hex gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca, kuşatma altındaki bir mekânda geçen aksiyonlar için orijinal Gün Batımından Şafağa veya The Hateful Eight (Nefret Sekizlisi) filmleri benzer bir klostrofobik gerilim sunacaktır.
Film, doğrudan video pazarı için çekilmiş olmasına rağmen, serinin ruhunu en iyi yansıtan devam halkası olarak kabul edilir.
Ambrose Bierce karakteri, gerçek hayatta da 1913 yılında Meksika Devrimi sırasında gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Amerikalı bir yazardır.
Filmin çekimleri sırasında, 1900’lerin başındaki Meksika atmosferini yakalamak için Güney Afrika’daki özel setler kullanılmıştır.
Senaryo, Robert Rodriguez ve Alvaro Rodriguez tarafından, serinin hayranlarına bir "hediye" olarak kurgulanmıştır.
Evet, hikâye zaman akışı olarak serinin en başındadır ve 20. yüzyılın başında geçerek efsanenin kökenlerini anlatır.
Evet, bu yapım aslında Santanico Pandemonium’un nasıl o bildiğimiz efsanevi vampire dönüştüğünün hikâyesini merkezine almaktadır.
Serinin diğer filmleriyle tutarlı olarak, bolca aksiyon, kanlı çatışma sahneleri ve görsel korku unsurları içermektedir; yetişkin izleyiciler (+18) için uygundur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...