

Catherine Deane

Peter Novak

Carl Rudolph Stargher

Anne Marie Vicksey

Teddy Lee

Edward Baines

Henry West

Dr. Miriam Kent

Dr. Barry Cooperman

Ella Baines
Catherine Deane (Jennifer Lopez), çocuk psikolojisinde uzmanlaşmış bir psikoterapisttir. Gelişmiş bir nörolojik teknoloji sayesinde hastalarının zihinlerine girip, onların bilinçaltlarını tıpkı bir rüya gibi bizzat deneyimleyebilmektedir.
FBI ajanı Peter Novak (Vince Vaughn), son kurbanını kaçıran ancak komaya girdiği için kurbanın yerini söyleyemeyen sadist seri katil Carl Stargher'ın (Vincent D'Onofrio) zihnine girmesi için Catherine'den yardım ister. Catherine, katilin zihnine girdiğinde, Stargher'ın çocukluk travmalarından beslenen, hem görkemli hem de kabus dolu bir dünyayla karşılaşır. Katilin parçalanmış kişiliği içinde kurbanın yerini bulmaya çalışırken, kendi gerçeklik algısını kaybetme ve katilin dünyasında hapsolma riskiyle karşı karşıya kalır.
Jennifer Lopez: Catherine Deane rolünde, empati yeteneği yüksek ve cesur bir karakteri canlandırır. Kariyerinin en ciddi ve sanatsal rollerinden biridir.
Vincent D'Onofrio: Seri katil Carl Stargher rolünde, kelimenin tam anlamıyla ürkütücüdür. Hem bir canavarı hem de kendi zihninde hapsolmuş çaresiz bir çocuğu aynı başarıyla yansıtır.
Vince Vaughn: Alışık olduğumuz komedi rollerinin dışına çıkarak, kararlı bir FBI ajanını canlandırır.
Filmin asıl yıldızı yönetmen Tarsem Singh'tir. Müzik klibi kökenli olan Singh, bu ilk uzun metrajlı filminde sinemayı adeta bir tabloya dönüştürmüştür. Filmdeki kostümler, efsanevi tasarımcı Eiko Ishioka'ya aittir ve her biri başlı başına bir sanat eseridir.
The Cell, sadece bir polisiye değil; Salvador Dalí, Damien Hirst ve Odd Nerdrum gibi sanatçıların eserlerinden esinlenen görsel referanslarla dolu bir bilinçaltı yolculuğudur. 2000 yılında En İyi Makyaj dalında Oscar adaylığı kazanmıştır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, eşi benzeri olmayan görsel tasarımıdır. Bir insanın (özellikle de bir katilin) zihninin ne kadar karmaşık, korkutucu ama aynı zamanda büyüleyici olabileceğini tasvir eder. "Hücre", sinemanın sadece hikâye anlatmak değil, aynı zamanda görsel bir vizyon yaratma sanatı olduğunu kanıtlayan, estetik açıdan kusursuz bir yapımdır.
Bilinçaltı ve Travma: Çocuklukta yaşanan acıların yetişkinlikte nasıl canavarlara dönüştüğü.
İyilik ve Kötülük: Bir katilin zihnindeki "masum çocuk" ile "canavar" arasındaki çatışma.
Gerçeküstücülük: Rüyaların ve kabusların mantık dışı ama kendi içinde tutarlı görselliği.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...