

Sam Bloom

Carolyn Dunn

Gordon Dunn

Todd

Lawton

Wendy

Jane Dunn

Freddie

Mike Buckland

Norma Myers
Ünlü bir bilim insanı olan Gordon Dunn, insanların anılarını olduğu gibi kaydeden ve hiçbir filtreleme olmadan geri oynatabilen devrim niteliğinde bir cihaz icat eder. Ancak bu icadın tanıtımından kısa bir süre sonra Dunn, ofisinde gizemli bir şekilde ölü bulunur.
Dunn’ın ölümüyle hayatı kesişen Sam Bloom (Peter Dinklage), bu olayın ardındaki gizemi çözmeye karar verir. Sam, bilim insanının evine girerek bu hafıza cihazını çalar ve Dunn’ın geçmişteki anılarını izlemeye başlar. Ancak anılar yanıltıcı olabilir; zira her kayıt, farklı bir bakış açısını ve gizlenmiş acıları barındırmaktadır. Sam, bir yandan cinayeti çözmeye çalışırken bir yandan da kendi geçmişindeki travmatik bir anıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Film, oldukça etkileyici ve dramatik gücü yüksek bir kadroya sahip:
Peter Dinklage (Sam Bloom): Karakterin içsel huzursuzluğunu ve melankolisini muazzam bir derinlikle yansıtıyor.
Julia Ormond: Bilim insanının dul eşi rolünde, yas sürecini ve gizli kalan gerçekleri başarıyla canlandırıyor.
Anton Yelchin: Film, genç yaşta hayatını kaybeden yetenekli oyuncu Anton Yelchin’in son performanslarından birini barındırması açısından ayrı bir hüzün ve öneme sahip.
Martin Donovan (Gordon Dunn): Hafıza teknolojisinin mimarı olarak hikayenin merkezindeki gizemi temsil ediyor.
Yönetmenliğini Mark Palansky’nin üstlendiği yapım, "Hafızalarımız bizi biz yapan şey midir yoksa bizi hapseden bir zindan mı?" sorusunu soruyor. Film, Black Mirror bölümlerini anımsatan bir teknolojik distopya atmosferine sahip olsa da, aslında daha çok bir "modern kara film" (neo-noir) tadında ilerliyor.
Sinematografik açıdan soğuk renklerin, loş ışıkların ve anıların iç içe geçtiği puslu görüntülerin hakim olduğu yapım, teknik anlamda izleyiciyi Sam’in zihinsel karmaşasına ortak ediyor. Bir bilimkurgu-gizem filmi olarak, aksiyondan ziyade diyaloglara ve karakter analizlerine odaklanıyor.
Inception veya Eternal Sunshine of the Spotless Mind tarzı hafıza ve zihin temalı filmleri sevenler.
Peter Dinklage’ın dramatik oyunculuğunu takdir edenler.
Ağır tempolu ama merak uyandıran gizem/dedektiflik hikayelerinden hoşlananlar.
Film, teknolojinin insan duygularını ve geçmişini nasıl manipüle edebileceğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o fiziksel ve ruhsal çöküşü gibi; Rememory’de de karakterler geçmişin ağırlığı altında eziliyorlar. Ancak buradaki fark, geçmişin bir cihaz aracılığıyla tekrar tekrar yaşanabiliyor olması. Anton Yelchin’in hatırasına tanıklık etmek de filmi izlemek için duygusal bir neden sunuyor.
Anıların Güvenilmezliği: Gördüğümüz şeyin gerçeklik mi yoksa sadece bizim algımız mı olduğu.
Yas ve Travma: Geçmişteki acıları unutmanın mı yoksa onlarla yaşamanın mı daha zor olduğu.
Teknolojik Etik: İnsan zihnine müdahale etmenin doğurabileceği tehlikeli sonuçlar.
Kefaret: Kendi hatalarıyla yüzleşerek huzur arayışı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...