

Jessica Holland

Karen Holland

Juan Ospina

Mateo Ospina

Young Hernán Bedoya

Agnes Cerkinsky

Vendor

Doctor Constanza

Older Hernán Bedoya

Anthropologist Assistant (uncredited)
Memoria, İskoç bir kadın olan Jessica’nın, Medellin’de yaşayan kız kardeşini ziyaret ettiği sırada, sadece kendisinin duyabildiği tuhaf ve metalik bir "patlama" sesiyle uyanmasıyla başlıyor. Bu ses, Jessica’nın zihninde bir saplantı haline gelirken, izleyiciyi de karakterin bu sesin kaynağını aradığı sessiz ama derin bir arayışa sürüklüyor. Film, alışıldık bir gizem hikâyesinden ziyade, sesin izini sürerken geçmişin hayaletleriyle ve doğanın kadim hafızasıyla kurulan bir bağa dönüşüyor.
Hikâye ilerledikçe Jessica, Bogota’nın modern stüdyolarından Amazon ormanlarının derinliklerine kadar uzanan bir yol kat ediyor. Bu süreçte karşılaştığı insanlar ve doğanın içinde saklı olan anılar, duyduğu sesin sadece fiziksel bir olgu olmadığını, aynı zamanda evrensel bir hatırlama eylemi olduğunu hissettiriyor. Memoria, izleyiciye sabırlı bir seyir vaat eden ve her karesiyle "orada olma" hissini yaşatan metaforik bir dram deneyimi sunuyor.
Filmin başrolünde, her zamanki gibi büyüleyici ve ruhani bir performans sergileyen Tilda Swinton yer alıyor. Swinton, Jessica karakterinin içsel karmaşasını ve sesin yarattığı şaşkınlığı, asgari diyalogla ama muazzam bir beden diliyle yansıtıyor. Oyuncunun o kendine has, zamanın dışındaymış gibi duran duruşu, filmin mistik atmosferiyle kusursuz bir uyum sağlıyor.
Yan kadroda yer alan Elkin Díaz ve Jeanne Balibar, Jessica’nın yolculuğundaki kilit durakları temsil ediyor. Özellikle orman derinliklerinde karşılaştığı karakterle olan sahneler, oyunculuktan ziyade ruhsal bir aktarım gibi hissettiriyor. Profesyonel olmayan oyuncuların da dahil olduğu bu oyuncu kadrosu, yönetmenin yarattığı hiper-gerçekçi evreni destekleyen en önemli unsurlardan biri haline geliyor.
Taylandlı usta yönetmen Apichatpong Weerasethakul’un yönettiği Memoria, sinemanın sadece görme değil, aynı zamanda işitme ve hissetme sanatı olduğunu kanıtlıyor. Uzun planlar, sabit kamera çekimleri ve sessizliğin bir enstrüman gibi kullanıldığı anlatım dili, izleyiciyi meditatif bir ruh haline sokuyor. Film, sinema salonunun karanlığında deneyimlenmesi gereken, zamansal algıyı yıkan bir sanat eseri niteliği taşıyor.
Teknik açıdan filmin en büyük başarısı kuşkusuz ses tasarımıdır. Jessica’nın duyduğu o metalik sesin her seferinde farklı bir yankıyla verilmesi ve ormanın doğal seslerinin bir koro gibi filme eşlik etmesi, teknik mükemmelliği duygusal bir derinlikle birleştiriyor. Başka Sinema dağıtımıyla vizyona giren yapım, ana akım sinemanın kalıplarına meydan okuyan, izleyicisinden tam konsantrasyon bekleyen sarsıcı bir deneyim.
Sabırlı bir izleyici kitlesine hitap eden, atmosferik ve şiirsel sinemayı seven herkes Memoria’yı mutlaka görmeli. Eğer aksiyon ve hızlı kurgu yerine, seslerin ve görüntülerin içinde kaybolduğunuz bir platform filmi veya festival yapımı arıyorsanız bu film size hitap edecektir. Ayrıca, hafıza, zaman ve insan ruhunun derinliklerine dair felsefi sorgulamalardan keyif alan izleyiciler için benzersiz bir keşif olacaktır.
Bu film, modern sinemada görmeye alışık olmadığımız kadar özgün bir ses kullanımı sunduğu için izlenmeli. Weerasethakul, izleyiciyi bir hikâyeyi takip etmeye değil, bir "anı" yaşamaya davet ediyor. Tilda Swinton’ın devleşen sadeliği ve Kolombiya’nın mistik doğasının birleşimi, Memoria’yı sadece bir film olmaktan çıkarıp, sinematik bir ayine dönüştürüyor.
Kolektif Hafıza: Toprağın, taşın ve doğanın sakladığı kadim anıların bugüne sızması.
Ses ve Algı: Dünyayı sadece görerek değil, seslerin titreşimiyle hissetme.
İzolasyon: Modern hayatın içinde yabancılaşan bireyin, kendi iç sesini arayışı.
Zamanın Akışkanlığı: Geçmişin, şimdinin ve geleceğin aynı anda var olabilme olasılığı.
Eğer bu yapımın yarattığı mistik ve yavaş atmosferi sevdiyseniz, yine aynı yönetmenin imzasını taşıyan Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives veya Tarkovsky’nin ruhani derinliğini andıran Stalker gibi filmleri beğenebilirsiniz. Ayrıca, bu tarz sanat filmi örnekleri sinema ufkunuzu genişletecek birer deneyim sunar.
Film, 74. Cannes Film Festivali'nde Jüri Ödülü'ne layık görülmüştür.
Yönetmen Weerasethakul, filmin senaryosunu bizzat Tilda Swinton’ı düşünerek ve onunla uzun süreli fikir alışverişleri yaparak yazmıştır.
Filmin ses tasarımı süreci, senaryonun yazımından çok daha uzun sürmüş; hedeflenen "patlama" sesini bulmak için aylarca çalışılmıştır.
Film, geleneksel anlatı yapısının dışına çıktığı ve çok yavaş ilerlediği için her izleyiciye hitap etmeyebilir; ancak sabırlı bir seyirci için ödüllendirici bir deneyimdir.
Sesin anlamı net bir şekilde açıklanmasa da, izleyicinin yorumuna bağlı olarak geçmişin bir yankısı veya evrensel bir bağlantı noktası olarak kabul edilebilir.
Evet, film Kolombiya’nın başkenti Bogota’da ve çevresindeki kırsal bölgelerde, yerel doku ve kültürle iç içe bir şekilde çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...