
Korku, Fantastik, Bilim-Kurgu, Gerilim

Debra Moynihan

Jason Creed

Tony Ravello

Tracy Thurman

Eliot Stone

Andrew Maxwell
Ridley Wilmott

Gordo Thorsen

Mary Dexter
Brody
Bir grup sinema öğrencisi, Pensilvanya ormanlarında düşük bütçeli bir korku filmi çekmekteyken, radyodan ve internetten gelen korkunç haberlerle gerçek bir kabusun başladığını anlarlar: Ölüler dirilmekte ve canlılara saldırmaktadır. Ekibin yönetmeni Jason, yaşanan bu kaosu bir kurgu projesi olarak değil, dünyanın sonunu belgeleyen ham bir gerçeklik olarak kaydetmeye karar verir.
Öğrenciler, bir yandan güvenli bir sığınak ararken bir yandan da toplumun, medyanın ve ordunun çöküşüne tanıklık ederler. Ancak Jason’ın "her şeyi kaydetme" tutkusu, zamanla bir takıntıya dönüşür ve grubun güvenliğini tehlikeye atar. Film, zombilerin yarattığı fiziksel dehşetten ziyade, insanların bu felaketi sosyal medya ve ekranlar aracılığıyla nasıl tükettiğine odaklanan editoryal bir eleştiri sunar.
Filmin başrollerinde Michelle Morgan, Joshua Close ve Shawn Roberts gibi genç isimler yer alıyor. Romero, bilindik yıldız isimler yerine daha az tanınan oyuncuları tercih ederek filmin "belgesel" havasını ve amatör ruhunu korumayı amaçlamıştır. Oyuncuların sergilediği panik ve kafa karışıklığı, filmin gerçekçilik dozunu artıran en önemli unsurlardan biridir.
Ayrıca, haber bültenlerinde ve dış seslerde Quentin Tarantino, Wes Craven, Guillermo del Toro ve Stephen King gibi korku dünyasının efsane isimleri küçük seslendirme sürprizleriyle (cameo) filme destek vermişlerdir. Bu detay, Romero’nun sinema camiasındaki saygınlığını ve filmin meta-anlatısını güçlendiren bir unsurdur.
George A. Romero, bu filmle köklerine dönerek zombi mitolojisini dijital çağın araçlarıyla yeniden tanımlıyor. "Diary of the Dead", sadece bir zombi filmi değil; bilginin kirlenmesi, haberlerin manipülasyonu ve insanın her şeyi bir "şov" olarak izleme dürtüsü üzerine sert bir yergidir. Kameranın bir silah mı yoksa bir kalkan mı olduğu sorusu film boyunca yankılanır. Görsel olarak çiğ ve sarsıntılı çekimler, izleyiciyi olayların tam merkezine, o çaresiz kaçışın içine hapseder.
Zombi türünün felsefi ve sosyolojik alt metinlerini sevenler, "Blair Witch Project" veya "Cloverfield" tarzı buluntu film (found footage) meraklıları bu yapımı kaçırmamalı. Eğer sinemanın toplumsal olayları nasıl belgelediği üzerine kafa yoran bir korku gerilim arıyorsanız, Romero’nun bu geç dönem başyapıtı size hitap edecektir. Ayrıca, zombi janrının evrimini takip eden sinefiller için bu film, türün modern dünyaya nasıl uyum sağladığının en net göstergesidir.
Bu film, "Neden hala çekiyorsun?" sorusunu merkezine alarak izleyiciyi kendi röntgenciliğiyle yüzleştiriyor. Romero’nun mizahi ama karanlık dili, zombi kıyametini sadece bir dehşet unsuru olarak değil, insanlığın iletişim beceriksizliğinin bir sonucu olarak sunuyor. Sosyal medyanın ve anlık paylaşım kültürünün henüz başlangıcında çekilen bu film, bugünün dünyasındaki "izlenme" arzusunu o günden öngördüğü için izlenmeye değer.
Medya ve Dezenformasyon: Gerçeğin, ana akım medya ve bireysel yayıncılar arasında nasıl bozulduğu.
Gözlemci Etkisi: Bir olayı kaydetmenin, o olaya müdahale etme sorumluluğunu nasıl engellediği.
Toplumsal Çöküş: Otoritenin yok olduğu bir dünyada insanın hayvani içgüdülerine dönüşü.
Teknolojiye Bağımlılık: Felaket anında bile ekranlardan kopamama hali.
Filmin çekim tekniğini ve yarattığı gerçeklik hissini sevdiyseniz, bir İspanyol korku klasiği olan [REC] veya devasa bir canavar istilasını bir kamera üzerinden anlatan Cloverfield (Canavar) filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca Romero’nun bu evreni başlatan kült eseri Night of the Living Dead (Yaşayan Ölülerin Gecesi) de türün temellerini anlamak için izlenmesi gereken ilk yapımdır.
Film, Romero’nun "Ölüler" serisinin beşinci filmidir ancak kronolojik olarak bir devam filmi değil, salgının ilk başladığı anlara dönen bir "reboot" niteliği taşır. Romero, filmin bütçesini düşük tutarak bağımsız ruhu korumak istemiş ve çekimleri sadece 23 günde tamamlamıştır. Filmin sonunda sorulan "İnsan ırkı kurtarılmaya değer mi?" sorusu, Romero'nun sinema kariyeri boyunca sorduğu en karamsar sorulardan biri olarak kabul edilir.
Hayır, görüntüler profesyonel ekipler tarafından "amatör kamera" hissi verecek şekilde titizlikle tasarlanmış ve kurgulanmıştır.
Yönetmen, dijital çağda herkesin bir "muhabir" haline gelmesini ve insanların olayları bizzat yaşamak yerine bir lensin arkasından izlemeyi tercih etmesini eleştirmek için bu tekniği kullanmıştır.
Romero geleneklerine sadık kalarak, zombileri yavaş, hantal ama sayıca üstün ve durdurulamaz varlıklar olarak betimlemeye devam etmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...