
Komedi, Dram, Romantik

Xavier Rousseau

Martine

Isabelle

Wendy

Ju

Isabelle

les philosophes allemands

Xavier's Dad

Xavier's Mom

Nancy
Xavier Rousseau, kırk yaşına merdiven dayamış, hayatını hala düzene koymaya çalışan bir yazardır. Fransız Üçlemesi'nin son halkası olan bu hikayede Xavier, hayatının en büyük "bilmecesini" çözmek zorunda kalır. Karısı Wendy’nin kendisini terk edip çocuklarını da alarak New York’a yerleşmesiyle Xavier’in dünyası altüst olur. Çocuklarından ayrı kalmaya dayanamayan kahramanımız, her şeyi arkasında bırakıp Manhattan’ın karmaşasına atılır.
Ancak New York’ta hayat bir Fransız için hiç de kolay değildir. Kağıt üzerinde bir evlilik, lezbiyen bir arkadaşına sperm bağışçısı olma süreci ve Çin Mahallesi’nde geçen zorlu bir yaşam Xavier’i beklemektedir. Üstelik eski aşkı Martine’in yeniden hayatına dahil olması, zaten karışık olan kafasını iyice karıştıracaktır. Film, hayatın mükemmel bir şekilde kurgulanamayacağını, aksine o karmaşanın içinde mutluluğun gizli olduğunu samimi bir dille işliyor.
Romain Duris, Xavier karakteriyle yine müthiş bir enerji sergiliyor. Karakterin olgunlaşma sancılarını ve o meşhur şaşkınlığını izleyiciye geçirmekte oldukça başarılı. Audrey Tautou, Martine rolünde Xavier’in hayatındaki nostaljik ve güvenli limanı canlandırırken, serinin hayranları için nostaljik bir rüzgar estiriyor.
Cécile de France, Xavier’in en yakın dostu Isabelle olarak hikayeye modern ve özgürlükçü bir dinamizm katıyor. Wendy karakterine hayat veren Kelly Reilly ise, hikayenin çatışma noktasını oluşturan "soğuk ama haklı" anne figürünü başarıyla yansıtmış. Kadronun bu denli uyumlu olması, onca karmaşık olay örgüsünün bile doğal görünmesini sağlıyor.
Yönetmen Cédric Klapisch, "L'Auberge Espagnole" ile başladığı yolculuğu bu filmle olgunluk dönemine taşıyor. Yönetmenlik dili, New York’un çok kültürlü yapısını ve Xavier’in zihnindeki kaosu yansıtmak için grafik öğeler ve hızlı kurguyla desteklenmiş. Tempo oldukça yüksek ve anlatım dili, izleyiciyi bir dostun dertleşmesine ortak ediyormuş gibi sıcak. Film, hayatın planlandığı gibi gitmemesinin bir başarısızlık değil, aksine hayatın ta kendisi olduğunu vurgulayan editoryal bir derinliğe sahip.
Hayatın dönüm noktalarında bocalayanlar, "yaş krizi" yaşayanlar ve karmaşık ilişkiler yumağını izlemeyi sevenler için bu film biçilmiş kaftan. Eğer Klapisch’in önceki filmlerini sevdiyseniz, bu finali kaçırmamalısınız. Avrupa sineması ve özellikle Fransız ekolünün o kendine has hafifliğini sevenler ile romantik dram türünde daha ayakları yere basan hikayeler arayan izleyici profili için ideal bir seyirliktir.
Bu film, mükemmeliyetçiliğin insanı nasıl mutsuz ettiğini ve kusurların hayatı nasıl güzelleştirdiğini gösteriyor. New York’un sadece turistik yüzünü değil, arka sokaklarındaki gerçek yaşam mücadelesini Xavier’in gözünden izlemek oldukça keyifli. Modern çağın getirdiği aile modellerini ve dostluk kavramını yargılamadan, olduğu gibi sunduğu için izlenmeyi hak ediyor.
Modern Aile Yapısı: Klasik çekirdek aile modelinin dışında kalan, sevgi temelli yeni birliktelikler.
Kırk Yaş Krizi: Hayatın ortasında yeniden başlama cesareti ve olgunlaşma süreci.
Göçmenlik ve Adaptasyon: Yeni bir şehirde kimlik arayışı ve bürokratik engellerle mücadele.
Yaratıcılık Sancıları: Bir yazarın kendi hayatını kurgularken yaşadığı tıkanıklıklar.
Xavier’in önceki maceralarını anlatan L'Auberge Espagnole (İspanyol Pansiyonu) ve Les Poupées Russes (Rus Bebekler) filmleri bu hikayeyi tamamlamak için ilk duraklarınız olmalı. Ayrıca New York’taki göçmen ve ilişki çıkmazlarını benzer bir nahiflikle işleyen Frances Ha ve hayatın karmaşasına felsefi bir bakış atan Midnight in Paris gibi komedi filmleri de ilginizi çekebilir.
Film, yönetmen Cédric Klapisch’in "İspanyol Pansiyonu" üçlemesinin final filmidir. Çekimlerin büyük bölümü New York'un meşhur Chinatown (Çin Mahallesi) bölgesinde yapılmıştır. Romain Duris ve Audrey Tautou, karakterleriyle birlikte gerçek hayatta da 10 yıldan fazla yaşlanmış ve rollerine bu doğal süreci yansıtmışlardır.
Her ne kadar bağımsız bir hikaye olarak izlenebilse de, karakterlerin geçmişindeki bağları anlamak için serinin ilk iki filmini izlemek seyir zevkini ve duygusal derinliği kat kat artıracaktır.
Hikaye Paris'te başlayıp ağırlıklı olarak New York'un farklı mahallelerinde, özellikle de Chinatown ve Brooklyn taraflarında devam ediyor.
Xavier, mutluluğun durağan bir son değil, sürekli değişen ve çözülmesi gereken bir bilmece olduğunu fark ederek kendine has bir huzura kavuşuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...