

Andrew Kaulder

Samantha Wynden
Ticket Seller

Homeless Woman

Marine

Marine

Marine
Marine
Marine
Marine
İstila (Monsters), alışılagelmiş uzaylı istilası filmlerinden farklı olarak, istilanın bir "arka plan" olduğu, insani duygulara ve hayatta kalma çabasına odaklanan distopik bir hikâye sunuyor. Altı yıl önce NASA tarafından gönderilen bir araştırma aracının Meksika üzerine düşmesiyle, bölgeye dünya dışı devasa yaşam formları yayılmıştır. Bu canlıların kontrol edilemez bir hızla büyümesi üzerine Meksika’nın büyük bir bölümü "Enfeksiyon Bölgesi" ilan edilerek karantinaya alınır. Amerika ve Meksika orduları, duvarlar örerek bu devasa yaratıkları hapsetmeye çalışsa da kaos sürmektedir.
Hikâye, fotoğrafçı Andrew Kaulder’ın, patronunun kızı Samantha’yı bu tehlikeli bölgeden çıkarıp güvenli ABD sınırına ulaştırma görevini üstlenmesiyle başlar. İkili, sadece devasa yaratıklarla değil, aynı zamanda ordunun hava saldırılarıyla, yıkılmış şehirlerle ve doğanın bu yeni canlılarla olan tuhaf uyumuyla da yüzleşmek zorundadır. Meksika’nın balta girmemiş ormanlarından geçerek sınıra ulaşmaya çalışan Andrew ve Samantha için bu yolculuk, dünyadaki yerlerini ve insanlığın doğa karşısındaki kibrini sorguladıkları bir keşfe dönüşür.
Filmin başrollerini paylaşan Scoot McNairy ve Whitney Able, gerçek hayatta da evli olmalarının getirdiği doğal kimyayı ekrana başarıyla taşıyorlar. Scoot McNairy, pragmatik ama içten içe sarsılmış fotoğrafçı Andrew rolünde, olaylara sadece vizöründen bakan bir adamın değişimini ustalıkla sergiliyor. Whitney Able ise Samantha karakteriyle, zengin bir hayatın konforundan çıkıp dünyanın en tehlikeli bölgesinde hayata tutunmaya çalışan genç kadının kırılganlığını ve gücünü dengeli bir şekilde yansıtan editoryal bir performans sunuyor.
Filmin kadrosu oldukça kısıtlıdır; zira hikâye tamamen bu iki karakterin arasındaki etkileşime ve sessiz anlara dayanmaktadır. Bölgedeki yerel halkı canlandıran oyuncuların çoğu profesyonel değildir ve bu durum filme belgesel vari bir gerçekçilik katmaktadır. Oyuncuların sergilediği sade ve abartısız performanslar, filmin bilim-kurgu öğelerinin ötesindeki insani derinliği ön plana çıkarıyor.
Yönetmen Gareth Edwards, ilk uzun metrajlı filminde mucizeler yaratıyor. Çok kısıtlı bir bütçeyle, görsel efektlerini kendi bilgisayarında hazırlayarak çektiği İstila, Hollywood'un gürültülü uzaylı aksiyonlarına karşı sessiz ama etkileyici bir cevap niteliğinde. Film, devasa yaratıkları sürekli göstermek yerine, onların yarattığı yıkımı ve ekolojik değişimi hissettirerek gerilimi tırmandırıyor. Sinematografik açıdan Orta Amerika’nın puslu ormanları ve terk edilmiş kasabaları, filmin gerilim ve yalnızlık temasını mükemmel bir şekilde destekliyor. Tempo, bir yol hikâyesinin gerektirdiği şekilde dingin ilerliyor.
Görsel şölenden ziyade atmosferik derinliğe ve karakter gelişimine önem veren izleyiciler bu filmi kesinlikle kaçırmamalı. Eğer District 9 gibi sosyal alt metni güçlü veya Annihilation gibi doğa ile bilinmezliği harmanlayan yapımları seviyorsanız İstila sizin için doğru tercih olacaktır. Sadece bir yaratık filmi değil, aynı zamanda bir dram ve yol hikâyesi arayan sinemaseverler için kaliteli bir platform filmi seçeneğidir. Minimalist bilim-kurgunun en başarılı örneklerinden birini deneyimlemek isteyenler için listenin başında yer almalı.
Filmi izlemek için en büyük sebep, "canavar" kavramına getirdiği farklı bakış açısıdır. İnsanların duvarlar örerek dışladığı canlıların mı, yoksa o canlıları bombalayarak doğayı yok eden insanların mı daha canavarca olduğu sorusunu çok naif bir dille soruyor. Ayrıca, büyük bütçeli yapımların veremediği o "gerçeklik hissini", kısıtlı imkanlarla nasıl bu kadar güçlü yansıtabildiğini görmek büyüleyicidir. Final sahnesindeki o şiirsel ve mistik karşılaşma, sinema tarihinin en unutulmaz uzaylı sahnelerinden birini sunuyor.
Doğa ve İstilacı Türler: Dünyanın yeni ekosistemine uyum sağlayan yabancı canlılar ve insanın buna direnci.
Sınırlar ve Duvarlar: Fiziksel duvarların ötesinde, insanların birbirine ördüğü duygusal ve siyasi duvarlar.
Medyanın Bakış Açısı: Bir trajediyi fotoğraflamakla o trajediyi yaşamak arasındaki etik fark.
İzolasyon ve Bağ Kurma: Dünyanın sonu gelmiş gibi görünen bir coğrafyada iki yabancının birbirine tutunması.
Bu filmin sakin ve distopik atmosferini sevdiyseniz, Jeff Nichols imzalı Midnight Special veya uzaylı temasını dil ve iletişim üzerinden işleyen Arrival filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, ıssız bir dünyada yolculuk temasını sevenler için The Road benzer bir gerilim ve hüzün sunacaktır. Bilim-kurgu ve dramın iç içe geçtiği, görselden ziyade hislere odaklanan bu tarz yapımlar, her izleyicide farklı bir sorgulama yaratır.
Yönetmen Gareth Edwards, filmin görsel efektlerini dizüstü bilgisayarındaki hazır yazılımlarla tek başına hazırlamıştır.
Film çekilirken ekip sadece 7 kişiden oluşuyordu ve Meksika boyunca bir minibüsle gezerek, izin almadan pek çok gerçek mekanda çekim yapılmıştır.
Filmin başarısı, Gareth Edwards’a sonrasında Godzilla ve Rogue One: A Star Wars Story gibi dev bütçeli yapımların kapısını açmıştır.
Hayır, İstila bir aksiyon filmi değildir. Yaratıklar hikâyenin bir parçasıdır ancak odak noktası iki karakterin yolculuğu ve psikolojik durumlarıdır.
NASA aracının taşıdığı uzaylı organizmalar Meksika ormanlarına yayıldığı ve oradaki ekosistemi değiştirerek devasa canlıların üremesine sebep olduğu için bölge karantinaya alınmıştır.
Film, onların ABD sınırına ulaşma çabasını anlatıyor; ancak final, kurtuluştan ziyade dünyadaki değişime dair çarpıcı bir farkındalık sunuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...