

Dr. Alan Grant

Paul Kirby

Amanda Kirby

Billy Brennan

Eric Kirby

Udesky

Cooper

Nash

Ellie

Mark
İlk filmdeki travmatik Isla Nublar olaylarının üzerinden yıllar geçmiş, Paleontolog Dr. Alan Grant çalışmalarına geri dönmüştür. Ancak yeni kazı çalışmaları için acil fona ihtiyaç duyduğu bir dönemde, Paul ve Amanda Kirby çiftinden reddedemeyeceği bir teklif alır. Zengin bir çift olduklarını iddia eden Kirby'ler, Grant'ten "Saha B" yani Isla Sorna adası üzerinde yapacakları uçak turunda kendilerine rehberlik etmesini isterler. Grant, adaya asla iniş yapmamak şartıyla bu teklifi kabul eder.
Ancak uçak adaya iniş yaptığında Grant, acı gerçeği öğrenir: Kirby'ler zengin birer turist değil, adada kaybolan oğullarını arayan çaresiz bir anne babadır. Adanın yeni ve daha ölümcül hakimi Spinosaurus’un saldırısıyla uçakları parçalanan ekip, Isla Sorna’nın derinliklerinde mahsur kalır. Artık sadece kaçırılan bir çocuğu bulmak değil, evrimleşen zekalarıyla Velociraptor’lar ve gökyüzünün kâbusu Pteranodon’lar arasında hayatta kalmak için amansız bir mücadele vereceklerdir.
Sam Neill, Dr. Alan Grant rolüyle seriye görkemli bir dönüş yapıyor. Karakterin dinozorlara karşı duyduğu temkinli saygı ve hayatta kalma tecrübesi, filme güçlü bir liderlik figürü katıyor. Neill’in performansı, serinin köklerine sadık kalırken karakterin olgunlaşmış halini başarıyla yansıtıyor.
William H. Macy ve Téa Leoni, çocuklarını kurtarmaya çalışan Kirby çifti olarak hikâyenin duygusal ve bazen kaotik yönünü üstleniyorlar. Alessandro Nivola ise Dr. Grant’in hırslı asistanı Billy Brennan rolünde, bilimin etik sınırlarını zorlayan kararlarıyla olay örgüsünde kilit bir rol oynuyor. Özellikle Dr. Grant ve Billy arasındaki usta-çırak çatışması, filmin alt metnini besleyen unsurlardan biri.
Yönetmen koltuğunu Steven Spielberg’den devralan Joe Johnston, seriye çok daha hızlı, daha sert ve safkan bir aksiyon dinamizmi kazandırıyor. Filmin süresi serinin diğer halkalarına göre daha kısa olsa da, bu durum aksiyon sahnelerinin yoğunluğunu ve gerilimi artırıyor. Spinosaurus’un T-Rex ile olan ikonik dövüşü, serinin güç dengelerini değiştiren cesur bir hamle olarak sinema tarihinde yerini alıyor. Pratik efektler ve dijital teknolojinin harmanlandığı yapım, özellikle kuş kafesi sekansıyla gerilim filmleri türünde teknik bir ustalık sergiliyor.
Dinozor temalı hikâyelerin hayranları ve Dr. Alan Grant karakterini özleyenler için bu film tam anlamıyla bir şölen sunuyor. Eğer yüksek tempolu, zamana karşı yarışılan ve bolca görsel efekt barındıran macera filmleri ilginizi çekiyorsa, bu halkayı kaçırmamalısınız. Ayrıca, Velociraptor’ların sosyal yapısı ve zekasına dair sunulan yeni bilgiler, serinin mitolojisine ilgi duyan izleyicileri de fazlasıyla memnun edecektir.
Bu film, serinin en korkutucu ve hızlı dinozor aksiyonlarına sahip olmasıyla öne çıkıyor. Spinosaurus gibi devasa bir yeni düşmanla tanışmak ve Pteranodon’ların o sisli, klostrofobik kafes sahnesindeki gerilimi hissetmek için bile izlenmeye değer. Saf bir hayatta kalma hikâyesi sunması, karmaşık teorilerden ziyade aksiyona odaklanması filmi oldukça sürükleyici kılıyor.
Aile Bağları: Çaresiz bir ailenin imkansız şartlar altında bir araya gelme çabası.
Etik Sınırlar: Bilimsel veri toplama hırsının hayati tehlikelerle olan çatışması.
Evrim ve Zeka: Velociraptor’ların iletişim kurma yetenekleri üzerinden zekanın gücü.
Doğada Hayatta Kalma: İnsanın, ekosistemin en alt basamağına düştüğü bir ortamda verdiği mücadele.
Isla Sorna’nın o tekinsiz orman atmosferini sevdiyseniz, yine bir adada mahsur kalma ve bilinmezlikle mücadele temasını işleyen King Kong (2005) filmini kesinlikle izlemelisiniz. Ayrıca, modern dinozor çağına geçiş yapmak için Jurassic World serisi veya doğanın vahşi yüzünü gösteren The Lost World: Jurassic Park filmleri, benzer bir aksiyon filmi deneyimi yaşatacaktır.
Filmin çekimleri sırasında henüz tam bir senaryo olmamasına rağmen prodüksiyona başlanmış, birçok sahne çekim esnasında şekillenmiştir. Filmde kullanılan Spinosaurus animatroniği, o döneme kadar yapılmış en büyük ve en hızlı hidrolik robotik figürlerden biriydi; tam 12 ton ağırlığındaydı. Ayrıca Dr. Alan Grant’in raptor iletişimini taklit ettiği "rezonans odası" aparatı, paleontolojik keşiflere dayanan gerçek bir teoriye gönderme niteliğindedir.
Filmde gösterilen dövüşte Spinosaurus galip gelmektedir. Yapımcılar, seriye yeni ve daha heybetli bir tehdit katmak amacıyla Spinosaurus'u T-Rex'ten daha büyük ve daha tehlikeli bir avcı olarak konumlandırmışlardır.
InGen şirketi, "Saha B" üzerinde gizlice deneyler yapmaya devam etmiş ve ekosistemi çeşitlendirmek için genetik modifikasyonlarla Spinosaurus gibi yeni türler üretmiştir.
Bu filmde raptorlar, paleontolojideki güncel bulgulara uygun olarak baş kısımlarında tüy benzeri yapılarla tasarlanmıştır. Bu durum, onların daha gelişmiş ve zeki bir alt tür olduğunu simgeler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...