

Owen Grady

Claire Dearing

Eli Mills

Franklin Webb

Zia Rodriguez

Benjamin Lockwood

Mr. Eversoll

Ken Wheatley

Ian Malcolm

Dr. Wu
Jurassic World temasının yıkılmasından üç yıl sonra, Isla Nublar adasındaki uykuda olan devasa yanardağın faaliyete geçmesiyle adadaki dinozorlar ikinci bir yok oluş tehdidiyle burun buruna gelir. Claire Dearing, artık bu canlıların hayatta kalma hakkını savunan bir aktivisttir ve adadaki dinozorları güvenli bir sığınağa taşımak için Sir Benjamin Lockwood’un sağladığı imkanlarla bir kurtarma operasyonu başlatır. Bu tehlikeli görevde, özellikle Blue adındaki Velociraptor ile kurduğu özel bağı kullanması için Owen Grady’yi de ikna eder.
Ancak adaya vardıklarında, bu yardımsever görünen operasyonun arkasında çok daha karanlık ve ticari bir planın yattığını fark ederler. Dinozorlar, doğayı korumak için değil, dünyanın en zenginlerine açık artırmada satılmak üzere toplanmaktadır. Dahası, genetik bilimi yine sınırlarını aşmış ve Indoraptor adında, sadece saf bir öldürme içgüdüsüyle tasarlanmış hibrit bir tür üretilmiştir. Owen ve Claire, bu vahşi yaratıkların birer silaha dönüşmesini engellemek için Lockwood malikanesinde hapsoldukları kedi-fare oyununda hayatta kalmaya çalışırken, dünyanın geleceğini değiştirecek etik bir kararla yüzleşeceklerdir.
Chris Pratt, Owen Grady rolünde bu kez sadece bir eğitmen değil, türler arası bir dostluğun koruyucusu olarak karşımıza çıkıyor. Pratt’in Blue ile olan duygusal bağını yansıtan sahneler, filmin kalbini oluşturuyor. Bryce Dallas Howard ise Claire Dearing karakterini, kurumsal bir yöneticiden aksiyonun göbeğindeki bir savaşçıya dönüştürerek güçlü bir gelişim sergiliyor.
Rafe Spall ve Toby Jones, açgözlü iş insanları rollerinde hikayenin antagonistleri olarak başarılı bir performans sunarken, usta oyuncu James Cromwell Sir Benjamin Lockwood rolüyle seriye duygusal bir ağırlık katıyor. Ayrıca, orijinal serinin efsanevi ismi Jeff Goldblum’un Dr. Ian Malcolm olarak geri dönmesi ve "Hayat bir yolunu bulur" felsefesini modern çağın krizlerine uyarlaması, hayranlar için unutulmaz bir an yaratıyor.
Yönetmen J.A. Bayona, seriye kendi imzasını taşıyan gotik ve karanlık bir atmosfer katıyor. Filmin ilk yarısı devasa patlamalar ve kaotik bir ada tahliyesiyle tam bir aksiyon filmi görseli sunarken, ikinci yarısı Lockwood malikanesinin klostrofobik koridorlarında geçen bir korku ve gerilim filmleri havasına bürünüyor. Görsel efektlerin mükemmelliği, özellikle yanardağ patlaması sahnelerindeki hüzünlü görsellikle birleşince, yapım serinin en duygusal halkalarından biri haline geliyor. Bayona’nın ışık ve gölge oyunları, Indoraptor’u serinin en ürkütücü canavarlarından birine dönüştürüyor.
Hayvan hakları, genetik etik ve ekolojik dengeler üzerine düşünen izleyiciler için bu film derinlikli bir alt metin sunuyor. Elbette serinin hayranları ve dinozorların o ihtişamlı dünyasını beyaz perdede görmekten keyif alan macera filmleri tutkunları için de görsel bir şölen niteliğinde. Özellikle aksiyonun içine gizlenen korku ögelerini sevenler, malikanede geçen final sekansından büyük keyif alacaktır.
Yıkılmış Krallık, seriyi alışılagelmiş "adada mahsur kalma" kalıbından çıkarıp, dinozorları insanların dünyasına, evlerimize kadar getiren cesur bir viraj alıyor. Filmin sonunda verilen kritik karar, serinin geleceğini bambaşka bir boyuta taşıyor. Ayrıca Blue’nun bebeklik sahneleri ve Owen ile olan etkileşimi, aksiyonun ötesinde gerçek bir duygusal bağ kurmanızı sağlıyor.
Nesil Tükenmesi ve Etik: İnsan yapımı canlıların yaşama hakkı olup olmadığı sorunsalı.
Açgözlülük: Doğanın ve teknolojinin askeri/finansal çıkarlar uğruna istismar edilmesi.
İzolasyon ve Korku: Gotik bir malikanede kısıtlı alanda hayatta kalma mücadelesi.
Empati: Farklı türler arasındaki sadakat ve sevgi bağı.
Bu karanlık ve gerilim dolu hayatta kalma atmosferini sevdiyseniz, J.A. Bayona’nın bir diğer etkileyici yapımı olan The Impossible filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca, genetik deneylerin kontrolden çıkışını anlatan Splice veya klasik canavar gerilimi için Alien serisi, benzer bir gerilim filmleri dozajı arayanlar için idealdir.
Filmin açılış sahnesi, serinin en iyi giriş sekanslarından biri olarak kabul edilir ve yönetmen Bayona bu sahnede klasik korku sineması tekniklerinden yararlanmıştır. Ayrıca yanardağ patlaması sırasında iskelede mahsur kalan Brachiosaurus sahnesi, 1993 yapımı ilk filme bir hüzünlü selam niteliğindedir. Filmde kullanılan Indoraptor animatroniği, oyuncuların daha gerçekçi tepkiler vermesi için son derece detaylı ve hareketli olarak inşa edilmiştir.
Indoraptor, Indominus Rex ve Velociraptor DNA'larının birleşimiyle, özellikle lazer işaretleme ve ses komutlarıyla hedef odaklı öldürme yapması için tasarlanmış hibrit bir prototiptir.
Jeff Goldblum, Dr. Ian Malcolm karakteriyle filmin başında ve sonunda, senatoda yapılan etik tartışmalarda yer alarak serinin felsefi temelini hatırlatan kilit sahnelerde görünmektedir.
Filmin çarpıcı finaliyle birlikte dinozorlar artık izole bir adada değil, insanların yaşadığı kıtalara ve modern dünyaya yayılmıştır; bu da "Jurassic World" isminin tam anlamıyla gerçeğe dönüşmesine neden olur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...