
Dram, Gizem

Sude

İlyas

Saliha

Elif

Zeynep

Funda

Yücel

Commissioner Sezai

Cemile

Ahmet
Kanto, yıllardır vaktini ve emeğini ailesine harcamış 45 yaşındaki ev hanımı Sude’nin hayatına odaklanıyor. Tam kendi ayakları üzerinde durmaya, düzenli bir işe başlayarak bireysel özgürlüğünü kazanmaya hazırlandığı sırada, planları beklenmedik bir gelişmeyle altüst olur. Demans hastası olan kayınvalidesi Saliha’nın evlerine taşınması, Sude için sadece bir bakım sorumluluğu değil, aynı zamanda ertelenmiş hayallerinin bir kez daha rafa kalkması demektir.
Saliha’nın gelişiyle birlikte ev içindeki dengeler hızla sarsılır ve bastırılmış gerginlikler gün yüzüne çıkar. Ancak asıl kırılma noktası, ailece yenilen bir akşam yemeğinde patlak veren şiddetli tartışmanın ardından yaşanır: Saliha gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Bu kayboluş, aileyi sadece sokaklarda Saliha’yı aramaya değil, kendi içlerindeki gömülü sırlarla ve vicdani hesaplaşmalarla yüzleşmeye iten karanlık bir süreci başlatır.
Filmin başrolünde Sude karakterine hayat veren Didem İnselel, bir kadının sıkışmışlığını ve içsel uyanışını oldukça duru ve etkileyici bir performansla sergiliyor. Sude’nin eşi rolünde izlediğimiz Sinan Albayrak, aile içi krizlerdeki bocalamayı ve duygusal çatışmaları başarıyla yansıtarak hikâyenin gerçekçilik dozunu artırıyor. Demansın pençesindeki Saliha karakterini canlandıran usta oyuncu Yıldız Kültür ise, repliklerinden ziyade bakışları ve varlığıyla filmin gizemli atmosferine derinlik katıyor.
Yönetmen Ensar Altay, Kanto ile bir aile trajedisini aşarak insan psikolojisinin en kuytu köşelerine sızmayı başarıyor. Belgesel kökenli bir sinemacı olmasının getirdiği gözlem gücü, filmin her karesinde hissediliyor. Özellikle demans hastalığının bir aile üzerindeki yıkıcı etkisini ve bireyin fedakarlık sınırlarını sorgulayan anlatım dili, filmi benzerlerinden ayırıyor. Minimalist bir tempo ile ilerleyen yapım, seyirciyi acele ettirmeden, adım adım o büyük yüzleşmeye hazırlıyor.
İnsan ilişkilerinin karmaşıklığını ve aile içi dinamikleri derinlemesine işleyen yapımlardan hoşlananlar için Kanto, oldukça doyurucu bir seçenek. Psikolojik dram türüne ilgi duyan ve karakter odaklı hikâyeleri seven izleyiciler, Sude’nin içsel yolculuğunda kendinden parçalar bulacaktır. Ayrıca, bir festival filmi estetiği arayan ve yerli sinemanın nitelikli örneklerini takip eden sanatseverler için 2025’in en güçlü adaylarından biri.
Kanto, sadece bir "kayıp ilanı" hikâyesi değil; bir kadının kendi sınırlarını, sabrını ve kimliğini yeniden inşa etme çabasıdır. Filmi izlemek için en büyük sebep, hepimizin hayatında yer alan aile, vicdan ve kişisel özgürlük temalarını klişelerden uzak, son derece samimi ve gizem dolu bir dille anlatmasıdır. Ensar Altay’ın estetik görsel tercihlerine eşlik eden güçlü oyunculuklar, filmi unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor.
Fedakarlık ve Sınırlar: Bir bireyin ailesi için kendi hayatından ne kadar vazgeçebileceğinin sorgulanması.
Kayıp ve Vicdan: Hem fiziksel bir kayboluşun hem de zihinsel bir yitişin (demans) yarattığı boşluk.
Gömülü Sırlar: Aile içinde halı altına süpürülen gerçeklerin kriz anlarında ortaya çıkışı.
Kendini Keşfetme: Sude’nin kriz anında kendi gücünü ve arzularını yeniden tanıması.
Eğer Kanto’nun yarattığı o yoğun duygusal atmosferi ve aile içi gerilimi sevdiyseniz, Asghar Farhadi sinemasındaki ahlaki ikilemleri hatırlatan yapımlar ilginizi çekebilir. Benzer şekilde, demans ve yaşlılık temasını merkezine alan ama bunu bir gizem unsuruyla harmanlayan bağımsız sinema örnekleri, Kanto ile ortak bir ruh taşımaktadır. Türk sinemasından ise aile dramını bireysel bunalımlarla birleştiren Zeki Demirkubuz atmosferini seven izleyiciler bu filmde de benzer bir tat bulabilir.
Yönetmen Ensar Altay, daha önceki ödüllü belgesel çalışmalarındaki derin gözlem yeteneğini bu kurmaca filme de taşıyarak dikkatleri üzerine çekiyor. Filmin dünya prömiyeri öncesinde 13. Boğaziçi Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj kategorisinde yarışması, yapımın niteliği hakkındaki beklentileri yükseltti. Çekimlerde tercih edilen kapalı mekanlar ve loş ışıklar, karakterlerin ruhsal sıkışmışlığını izleyiciye fiziksel olarak hissettirmek amacıyla tasarlandı.
Kanto, 6 Şubat 2026 tarihinde sinemalarda izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
Filmin gizemi, demans hastası Saliha’nın bir tartışma sonrası aniden ortadan kaybolması ve bu olayın ailenin sakladığı gerçekleri tetiklemesi üzerine kuruludur.
Film, İstanbul prömiyerini 13. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında gerçekleştirecek.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...