
Film, dahi ama toplumdan izole bir hayat süren matematik profesörü Aras'ın hikâyesini merkezine alıyor. Aras, evrenin temel işleyişini ve insan kararlarının önceden tahmin edilebilirliğini kanıtlayacak devrim niteliğinde bir teorem üzerinde çalışmaktadır. Ancak bu formül, sadece rakamlardan ibaret değildir; Aras denklemi çözmeye yaklaştıkça, zaman algısı bozulmaya ve çevresindeki insanların aslında birer simülasyon veya algoritma parçası olduğu yönünde sanrılar görmeye başlar.
Akademik bir hırsla başlayan bu yolculuk, kısa sürede bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Aras, bulduğu sonucun dünya düzenini değiştirebileceğini fark ettiğinde, kendisini hem devlet ajanlarının hem de kendi zihnindeki karanlık yansımaların hedefinde bulur. Film, "Gerçeklik, sadece kanıtlayabildiğimiz bir varsayım mıdır?" sorusuna yanıt arıyor.
Filmin başrolünde, Aras karakterine hayat veren ve entelektüel derinliği yüksek performansıyla tanınan bir isim yer alıyor. Karakterin deha ile delilik arasındaki ince çizgide yürüyüşünü, minimal ama etkili bir oyunculukla sergiliyor. Ona eşlik eden kadroda, gizemli bir istihbarat görevlisini canlandıran tecrübeli bir aktör ve Aras’ın geçmişiyle olan bağını temsil eden bir kadın oyuncu bulunuyor.
Oyuncuların arasındaki diyaloglar, matematiksel terimlerin günlük hayatın trajedileriyle harmanlandığı, zekice kurgulanmış bir yapıya sahip. Her bir yan karakter, Aras’ın çözmeye çalıştığı teoremin bir parçasıymış gibi gizemli bir duruş sergiliyor.
Yönetmen, filmde soğuk renk paletleri ve simetrik kamera açıları kullanarak matematiksel bir düzen hissi yaratmış. 2024 yapımı bu film, aksiyon sahnelerinden ziyade atmosferik gerilime ve senaryonun karmaşıklığına güveniyor. Teorem, izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkarıp, perdedeki bulmacayı ana karakterle birlikte çözmeye davet eden "yüksek zekâlı" (high-concept) bir sinema örneği sunuyor.
A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) ve Pi gibi matematik temalı gerilimleri sevenler.
Tenet veya Inception tarzı, zaman ve gerçeklik algısıyla oynayan yapımlardan hoşlananlar.
Minimalist ama derinlikli bilimkurgu sinemasına ilgi duyanlar.
Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, matematiği sadece bir araç olarak değil, bir "korku nesnesi" olarak konumlandırmasıdır. Sayıların içindeki düzenin aslında ne kadar korkutucu olabileceğini ve mutlak bilginin insanı nasıl yalnızlaştırabileceğini başarıyla yansıtıyor. Filmin finali, uzun süre üzerine konuşulacak cinsten bir mantık oyunu barındırıyor.
Düzen ve Kaos: Evrendeki her şeyin bir kuralı olup olmadığı sorgusu.
Yalnızlık: Dehanın getirdiği toplumsal izolasyon.
Gerçeklik Algısı: Gördüğümüz dünyanın bir veri yığınından ibaret olma ihtimali.
Bu filmin felsefi ve matematiksel derinliğini sevdiyseniz, The Imitation Game (Yapay Oyun) veya doğaüstü bir matematiksel gizemi anlatan The Oxford Murders (Lazarus Projesi) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca düşük bütçeli ama dahi kurgulu Coherence (Paralel Evren) da benzer bir tat bırakacaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...