
Aile, Macera

Alec Ramsey

Henry Dailey

Alec's Mother

Snoe

Alec's Father

Neville

Jake

Arab
The Black Stallion
Jockey #1
The Black Stallion, 1940’larda bir yolcu gemisinde babasıyla seyahat eden küçük Alec’in hikâyesini anlatır. Gemide, hırçın ve vahşi bir Arap aygırı da taşınmaktadır. Gemi büyük bir fırtınada battığında, Alec ve bu gizemli siyah at kendilerini ıssız bir adada bulurlar. İlk başta birbirlerinden korksalar da, hayatta kalabilmek için birbirlerine güvenmek zorunda kalırlar. Adadaki bu zorlu süreç, aralarında kelimelere ihtiyaç duymayan, ruhsal bir dostluğun temelini atar.
Adadan kurtulup eve döndüklerinde ise hikâye farklı bir boyuta evrilir. Alec, atını bırakmayı reddeder ve eski bir jokey olan Henry Dailey ile tanışarak bu vahşi atı dünyanın en hızlı yarış atına dönüştürmek için çalışmaya başlar. Aile filmleri kategorisinde bir klasik sayılan yapım, doğanın vahşiliği ile medeniyetin hırsı arasındaki köprüyü spoilersız ve büyüleyici bir dille kurar.
Filmin en etkileyici yanı, başroldeki genç oyuncu Kelly Reno’nun atla kurduğu gerçekçi bağdır. Reno, diyaloğun çok az olduğu sahnelerde bile duygularını sadece bakışlarıyla aktarabilen editoryal bir yetkinlik sergiliyor. Henry Dailey rolündeki efsanevi Mickey Rooney ise, karakterine kattığı bilgelik ve tutkuyla filme büyük bir derinlik kazandırıyor; bu performans ona bir Oscar adaylığı da getirmiştir.
Ancak filmin asıl yıldızı, "Siyah" rolündeki Cass Ole adlı Arap aygırıdır. Hayvanın perdedeki asaleti ve zekası, filmi sıradan bir çocuk hikâyesinden çıkarıp epik bir doğa güzellemesine dönüştürür. Dram filmleri içindeki bu oyuncu uyumu, izleyiciye insan ile doğa arasındaki o kaybolan bağı yeniden hatırlatır.
Carroll Ballard’ın yönettiği film, özellikle adadaki sessiz sahneleriyle sinema tarihinin en estetik sekanslarından bazılarına sahiptir. Francis Ford Coppola’nın yapımcılığını üstlendiği eser, Caleb Deschanel’in büyüleyici görüntü yönetimi sayesinde her karesi bir tabloyu andıran görsel bir şölen sunar. Filmin ilk yarısındaki görsel anlatım dili, sinemanın saf halini temsil ederken; ikinci yarıdaki yarış heyecanı tempoyu ustalıkla yükseltir.
Bu film, atlara tutkuyla bağlı olanlar, doğa ile iç içe hikâyeleri sevenler ve estetik bir sinematografi arayan her yaştan izleyici için uygundur. Eğer aksiyon ve gürültüden ziyade, saf duyguların ve görsel güzelliğin ön planda olduğu macera filmleri ilginizi çekiyorsa, bu yapım koleksiyonunuzda mutlaka bulunmalı. Hem çocuklar hem de yetişkinler için farklı katmanlarda anlam ifade eden bir eserdir.
The Black Stallion, sinemada görselliğin diyalogdan çok daha fazlasını anlatabileceğinin kanıtıdır. Adadaki o efsanevi sahneler, izleyiciyi adeta hipnotize eden bir ritme sahiptir. Film, sadece bir yarış hikâyesi değil, bir büyüme ve dostluk destanıdır. Carmine Coppola’nın müzikleriyle birleşen o unutulmaz kıyı sahneleri, izlemeyi bir seyir keyfinden öte, ruhsal bir deneyime dönüştürür.
Koşulsuz Dostluk: İnsan ve hayvan arasındaki sınırları aşan güven duygusu.
Hayatta Kalma: Doğanın sertliği karşısında gösterilen fiziksel ve ruhsal direnç.
Tutku ve Disiplin: Vahşi bir potansiyelin doğru rehberlik ve sevgiyle başarıya ulaşması.
Eğer bu filmin yarattığı o doğal ve samimi atmosferi sevdiyseniz, yine bir at hikâyesi olan War Horse (Savaş Atı) veya bir çocuk ile vahşi doğa arasındaki bağı işleyen Fly Away Home (Kanatlanıp Uç) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca National Velvet (Büyük Yarış) klasik Western tadında bir başka başarılı alternatiftir.
Film, Walter Farley’nin çok sevilen çocuk kitabından uyarlanmıştır. Yapım aşamasında gerçekçiliği sağlamak için çekimler büyük oranda doğal ışıkla ve zorlu dış mekanlarda yapılmıştır. Filmin ses kurgusu o kadar başarılıdır ki, ses tasarımcısı Alan Splet bu alanda Özel Başarı Oscar’ı almıştır; atın nefes alışverişleri ve doğanın sesleri izleyiciyi o atmosferin içine tamamen çeker.
Evet, film son derece duygusal ve öğretici bir aile filmidir; ancak gemi kazası sahneleri çok küçük izleyiciler için biraz gerginlik yaratabilir.
Evet, filmde kullanılan atlar ve jokey çekimleri gerçekçiliği en üst düzeyde tutmak için büyük bir titizlikle gerçekleştirilmiştir.
Başrolde ana at olarak Cass Ole kullanılmıştır ancak bazı aksiyon ve yakın çekim sahnelerinde ona benzeyen birkaç farklı at daha görev almıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...