

Ariel Makaroff

Sonia Makaroff

Elías Makaroff

Joseph Makaroff
Estela

Abuela de Ariel

Mitelman

Rita
Osvaldo

Saligani Papá
Kayıp Kucak, Arjantin'in başkenti Buenos Aires’te, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı köhne ama ruhu olan bir ticaret pasajında geçiyor. Genç Ariel, annesi ve ağabeyiyle birlikte bu pasajda küçük bir dükkân işletmektedir. Ancak Ariel’in aklı, o doğduktan hemen sonra onu ve ailesini terk ederek İsrail’e giden ve 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı’na katılan babasındadır. Babasının gidişi, Ariel’in hayatında kapanmayan bir boşluk ve yanıtlanmamış sorular bırakmıştır.
Ariel, monoton hayatından kaçmak ve Avrupa’ya yerleşebilmek için Polonyalı büyükbabasından kalan vatandaşlık hakkını kovalarken, bir yandan da pasajın renkli karakterleri arasında kendi yolunu bulmaya çalışır. Ancak geçmişin hayaletleri, babasının ani dönüşüyle birlikte ete kemiğe bürünür. Film, babasız büyüyen bir çocuğun yetişkinliğe adım atarken geçmişiyle barışma sürecini, Arjantin’in ekonomik kriz fonunda, hem hüzünlü hem de son derece mizahi bir dille işliyor.
Filmin başrolünde, Daniel Hendler sergilediği performansla karakterin içsel karmaşasını ve absürt mizah anlayışını izleyiciye mükemmel bir şekilde geçiriyor. Hendler, Ariel rolüyle Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü kazanarak, neslinin en yetenekli oyuncularından biri olduğunu kanıtlamıştır. Karakterin hem bıkkın hem de meraklı halleri, filmin editoryal derinliğini güçlendiren en önemli unsurdur.
Ariel’in annesi rolündeki Adriana Aizemberg ve babası rolündeki Sergio Boris, hikâyeye duygusal bir ağırlık katıyor. Pasajın diğer sakinleri ise, her biri ayrı birer karakter çalışması olan yan oyuncular tarafından canlandırılıyor. Bu geniş kadro, Buenos Aires’in çok kültürlü yapısını ve Yahudi cemaatinin geleneksel dokusunu oldukça doğal bir oyunculukla yansıtıyor.
Yönetmen Daniel Burman, bu filmle modern Arjantin sinemasının en önemli seslerinden biri haline gelmiştir. "Yahudi Üçlemesi" olarak bilinen serisinin bu en güçlü halkasında Burman, Woody Allen vari bir anlatım tarzını Güney Amerika’nın kaotik enerjisiyle birleştiriyor. Filmin temposu, bir pasajın günlük ritmi gibi bazen telaşlı bazen de durgun ilerliyor. El kamerası kullanımı ve doğal ışık tercihleri, izleyiciye bir film izlemekten ziyade o pasajın içinde yaşıyormuş hissi veriyor.
Baba-oğul ilişkileri, köken arayışı ve kimlik meselelerine ilgi duyanlar için bu yapım bir başyapıt niteliğinde. Eğer dünya sinemasının o kendine has, samimi ve festival filmi dokusunu seviyorsanız Kayıp Kucak sizi mest edecektir. Hem güldüren hem de boğazda bir düğüm bırakan dram ve komedi dengesi, kaliteli sinema arayan her izleyiciye hitap ediyor.
Filmi izlemek için en geçerli sebep, terk edilmenin yarattığı boşluğun nasıl bir kimlik inşasına dönüştüğünü görmektir. Sadece bir aile hikâyesi değil, aynı zamanda göçmenliğin, aidiyetin ve ekonomik zorluklar karşısında ayakta kalmaya çalışan küçük esnafın hikâyesini de anlatan bu çok katmanlı yapım, izleyiciye derin bir empati sunuyor.
Baba-Oğul Çatışması: Yıllar süren sessizliğin ve terk edilmişliğin ardından gelen zorlu yüzleşme.
Kimlik ve Köken: Kendi geleceğini kurmak için geçmişin tozlu sayfalarını karıştırma gerekliliği.
Toplumsal Dayanışma: Bir pasaj dolusu insanın, tüm farklılıklarına rağmen oluşturduğu mikro-toplum ve "Ohana" benzeri aile bağları.
Eğer bu filmin samimi ve kültürel dokusunu sevdiyseniz, yine Daniel Burman imzalı Babamın Sırrı (Family Law) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, Arjantin sinemasının o eşsiz karakter analizlerini seviyorsanız, bir başka efsane olan Gözlerindeki Sır veya aile bağlarını merkezine alan İtalyan yapımı En İyi Gençlik gibi eserler ilginizi çekebilir.
Film, Arjantin'in 2004 yılı Oscar aday adayı olarak seçilmiştir. Berlin Film Festivali’nde hem Büyük Jüri Ödülü’nü hem de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanarak uluslararası çapta büyük sükse yapmıştır. Yönetmen Daniel Burman, filmin geçtiği pasajın kendi çocukluğundaki anılarla büyük benzerlikler taşıdığını ve hikâyenin yarı-otobiyografik izler barındırdığını belirtmiştir.
Hayır, film Yahudi kültürünü merkezine alsa da babasızlık, büyüme sancıları ve gelecek kaygısı gibi tüm insanlığa hitap eden evrensel temaları işlemektedir.
Film, "kara komedi" unsurları barındıran bir dramadır. Hayatın trajik yönlerini ince bir mizahla anlatmayı başarır.
İspanyolcada "Parçalanmış Kucaklaşma" anlamına gelir ve Ariel ile babasının yarım kalan, kesintiye uğramış ilişkisini simgeler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...