

The Bride

O-Ren Ishii

Vernita Green

Elle Driver

Bill

Budd

Sofie Fatale

Gogo Yubari

Hattori Hanzo

Johnny Mo
Kill Bill: Vol. 1, sinema dünyasının en ikonik intikam hikayelerinden biri olarak kabul edilir. Hikaye, "Gelin" olarak bilinen eski bir suikastçının, kendi düğün gününde uğradığı korkunç saldırıdan sağ kurtulmasıyla başlar. Ölümcül Suikast Timi (Deadly Viper Assassination Squad) üyeleri ve liderleri Bill tarafından ölüme terk edilen Gelin, dört yıl süren derin bir komadan uyandığında tek bir amaca odaklanır: Onu ve doğmamış bebeğini yok etmeye çalışan herkesi tek tek öldürmek.
Gelin’in intikam listesinde beş isim vardır ve bu yolculuk onu Teksas’tan Japonya’ya kadar sürükler. Tokyo’nun yeraltı dünyasının kraliçesi haline gelen O-Ren Ishii ile yüzleşmek için efsanevi kılıç ustası Hattori Hanzo’dan özel bir kılıç dövdüren Gelin, samuray disiplini ve vahşi bir kararlılıkla düşmanlarının peşine düşer. Film, sadece bir aksiyon hikayesi değil, aynı zamanda görsel bir şölen sunan estetik bir şiddet şiiridir.
Uma Thurman, "Gelin" (Beatrix Kiddo) rolüyle kariyerinin en unutulmaz performanslarından birini sergiliyor. Fiziksel dayanıklılığı ve karakterin içindeki soğukkanlı öfkeyi yansıtma biçimi, filmi sürükleyen en temel unsur. Lucy Liu, O-Ren Ishii karakteriyle zarafet ve acımasızlığı muazzam bir dengede birleştirirken, Sonny Chiba efsanevi kılıç ustası Hattori Hanzo rolünde filme derin bir saygı duruşu niteliği katıyor.
Yardımcı kadroda yer alan Vivica A. Fox, Michael Madsen ve Daryl Hannah gibi isimler, her biri kendi başına birer film konusu olabilecek derinlikte karakterlere hayat veriyorlar. Her oyuncu, Tarantino’nun kendine has diyalog yazım tarzını ve karakter arklarını başarıyla taşıyarak bu suç filmi atmosferini güçlendiriyor.
Quentin Tarantino, Kill Bill ile dövüş sanatları sinemasına, spagetti western türüne ve anime estetiğine olan aşkını beyaz perdeye yansıtıyor. Film, doğrusal olmayan anlatımıyla izleyiciyi sürekli diri tutarken, kullanılan renk paletleri ve müzik seçimleri her sahneyi başlı başına bir sanat eserine dönüştürüyor. Aksiyon sahnelerindeki koreografi, sadece bir kavga değil, adeta bir dans olarak tasarlanmış. Özellikle "Mavi Yapraklar Evi"ndeki final savaşı, sinema tarihinin en iyi koreografilerinden biri olarak kabul edilir.
Bu yapım, her şeyden önce Quentin Tarantino filmleri tutkunları için bir başyapıttır. Kanlı aksiyon sahnelerinden rahatsız olmayan, estetik kaygısı yüksek ve stilize edilmiş bir sinema dili arayan izleyiciler bu filme bayılacaktır. Uzak Doğu dövüş sanatları sinemasına ilgi duyanlar ve klasik intikam filmleri türünü farklı bir perspektifle izlemek isteyen herkes için mutlaka izlenmesi gereken bir eserdir.
Kill Bill: Vol. 1, sadece hikayesiyle değil, bu hikayeyi anlatış biçimiyle benzerlerinden ayrılır. Müziklerin sahnelerle olan kusursuz uyumu (özellikle Nancy Sinatra’nın "Bang Bang" girişi), siyah-beyaz sahnelerin dramatik etkisi ve animasyon bölümlerinin orijinalliği filmi bir türler kolajı haline getirir. Sinemada görselliğin hikaye anlatımında ne kadar baskın bir rol oynayabileceğini görmek için bu film eşsiz bir örnektir.
İntikam ve Adalet: Kaybedilen her şeyin hesabını sorma arzusu.
Onur ve Sadakat: Samuray geleneği üzerinden işlenen etik kodlar.
Annelik İçgüdüsü: Kaybedilen bir evladın acısının yarattığı yıkıcı güç.
İhanet: En yakınındakiler tarafından sırtından vurulmanın bedeli.
Eğer bu filmdeki atmosferi sevdiyseniz, intikam temasını benzer bir estetikle işleyen Lady Snowblood (1973) ve Lone Wolf and Cub serisine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca Tarantino’nun bir diğer başyapıtı olan ve kült filmler listelerinin başında gelen Pulp Fiction da yönetmenin tarzını anlamak için ideal bir seçimdir. Chan-wook Park imzalı Oldboy da yine benzer bir karanlık intikam duygusunu başarıyla yansıtan bir diğer aksiyon filmi örneğidir.
Filmin çekimleri sırasında Uma Thurman’ın giydiği ikonik sarı tulum, Bruce Lee’nin Game of Death filmindeki kostümüne bir saygı duruşudur. Tarantino, Gelin’in hikayesini Uma Thurman ile birlikte Pulp Fiction çekimleri sırasında tasarlamıştır. Ayrıca filmdeki kanlı sahnelerde dijital efektler yerine geleneksel yöntemlerin (kan torbaları ve basınçlı tüpler) kullanılmasına özellikle dikkat edilmiştir.
Evet, Tarantino başlangıçta filmi tek bir parça olarak planlamıştı ancak yaklaşık dört saatlik süreyi kısaltmak yerine, hikayeyi iki bölüme ayırarak izleyiciye sunmayı tercih etti.
O-Ren Ishii'nin geçmişini anlatan etkileyici anime sekansları, ünlü Production I.G stüdyosu tarafından, Tarantino’nun vizyonuna uygun şekilde özel olarak tasarlandı.
Hattori Hanzo, Japon tarihinde yaşamış gerçek bir samuraydır. Filmde bu ismin kullanılması, hem povtarihsel bir gönderme hem de dövüş sanatları sinemasına bir selam niteliği taşır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...