

Bob

Nadia

Cousin Marv

Eric Deeds

Detective Torres

Dottie

Chovka

Fitz

Detective Romsey

Briele
Brooklyn sokaklarının arka yüzünde geçen film, kuzeni Marv ile birlikte bir bar işleten Bob Saginowski’nin etrafında dönüyor. Ancak bu bar, sıradan bir içki mekânı değil; yerel çetelerin kara paralarını topladığı ve "teslimat noktası" (the drop) olarak kullandığı bir merkezdir. Bob, kendi halinde, az konuşan ve beladan uzak durmaya çalışan bir barmendir. Bir gece, çöp kutusunda bulduğu yaralı bir pitbull yavrusunu kurtarmasıyla hayatına Nadia girer ve Bob için her şey daha karmaşık bir hal almaya başlar.
İşlettikleri barın maskeli iki soyguncu tarafından basılmasıyla, Bob ve Marv kendilerini tehlikeli bir borç sarmalının içinde bulurlar. Çeçen mafyası kaybolan paranın peşine düşerken, Bob’un geçmişine dair sırlar ve kasabanın karanlık figürleri yavaş yavaş gün yüzüne çıkar. Suç filmi türünün tüm ağırlığını taşıyan yapım, sadece bir soygunun sonuçlarını değil, insanın içindeki saklı şiddeti ve sadakat kavramını da derinlemesine sorguluyor.
Filmin başrolünde, Bob karakterine hayat veren Tom Hardy, kariyerinin en etkileyici ve minimalist performanslarından birini sergiliyor. Hardy, karakterin sakin ama tekinsiz doğasını, her an patlamaya hazır bir volkan gibi bastırılmış bir enerjiyle canlandırıyor. Ona, barın sahibi Marv rolünde eşlik eden efsanevi aktör James Gandolfini ise, geçmişteki gücünü kaybetmiş bir adamın çaresizliğini ve hırsını ustalıkla yansıtıyor.
Nadia rolünde izlediğimiz Noomi Rapace, hikâyeye duygusal bir derinlik ve kırılganlık katarken, filmin kötü adamı Eric Deeds rolündeki Matthias Schoenaerts, tekinsiz varlığıyla tansiyonu her saniye yükseltiyor. Bu güçlü kadro, karakterlerin arasındaki gerilimi ve güvensizliği seyirciye iliklerine kadar hissettirmeyi başarıyor.
Yönetmen Michaël R. Roskam, Dennis Lehane’in kısa öyküsünden uyarlanan bu filmde, klasik suç filmi kalıplarını karakter odaklı bir dramla birleştiriyor. Filmin temposu kasıtlı olarak ağır tutulmuş; bu da finaldeki patlama anının etkisini katbekat artırıyor. Brooklyn’in gri ve kasvetli atmosferi, görüntü yönetimiyle birleşerek klostrofobik bir çevre yaratıyor. Film, büyük aksiyon sahneleri yerine diyalogların ve sessizliğin gücüne güvenen, editoryal bir titizlikle işlenmiş bir kara film örneği.
Sabırla inşa edilen ve finalinde büyük bir darbe indiren suç ve polisiye filmleri sevenler için bu yapım bir başyapıt niteliğinde. Tom Hardy’nin oyunculuk dehasına tanık olmak isteyenler ve James Gandolfini’nin son beyaz perde performansını izlemek isteyen sinemaseverler bu filmi kesinlikle listelerine eklemeli. Klasik aksiyondan ziyade, karakter derinliği ve atmosfer arayan izleyiciler için biçilmiş kaftan.
Sinema tarihinin en iyi "sessiz ama derinden giden" karakter çalışmalarından birini sunduğu için izlenmeli. Dennis Lehane’in (Gizemli Nehir ve Zindan Adası’nın yazarı) kaleminden çıkan senaryo, izleyiciyi sürekli ters köşeye yatırırken, şiddetin en beklenmedik anlarda nasıl ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Ayrıca, filmdeki köpek sevgisi ile yeraltı dünyasının vahşeti arasındaki tezatlık, hikâyeye çok özgün bir doku katıyor.
Maskeler ve Gerçek Kimlikler: Görünüşte zararsız olan insanların altında yatan karanlık sırlar.
Kurtuluş ve Merhamet: Yaralı bir köpeği kurtarmanın, aslında insanın kendi ruhunu kurtarma çabasına dönüşmesi.
Güç ve Kaybediş: Eskiden saygı duyulan bir figürün, değişen dünya düzeninde hayatta kalma mücadelesi.
Sadakat: Tehlikeli bir dünyada kime güvenilebileceğinin belirsizliği.
Bu filmin soğuk ve gerçekçi suç atmosferini sevdiyseniz, yine bir Dennis Lehane uyarlaması olan Gizemli Nehir (Mystic River) veya Ben Affleck yönetimindeki Hırsızlar Şehri (The Town) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, benzer bir sessiz gerilime sahip olan Sürücü (Drive) de ilginizi çekebilir.
Film, efsanevi oyuncu James Gandolfini’nin 2013 yılındaki vefatından önce tamamladığı son filmidir.
Tom Hardy, çekimler boyunca pitbull yavrularıyla o kadar yakınlaşmıştır ki, onlardan birini sahiplenmek istemiştir.
Film, Dennis Lehane’in "Animal Rescue" adlı kısa öyküsünden, bizzat yazar tarafından senaryolaştırılmıştır.
Hayır, The Drop tamamen bağımsız bir hikâye olup Dennis Lehane’in özgün bir eserinden uyarlanmıştır.
Köpek, ana karakter Bob’un merhametini ve değişme arzusunu simgelerken, aynı zamanda onu Nadia ve Eric Deeds gibi tehlikeli karakterlerle bağlayan bir köprü görevi görür.
Evet, film boyunca ilmek ilmek işlenen Bob karakterinin geçmişi ve gerçek doğası, final sahnelerinde izleyiciyi oldukça şaşırtacak bir kırılma yaşıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...