
Suç, Dram, Müzik

Prof. Walter Vale

Tarek Khalil

Zainab

Mouna Khalil

Barbara

Karen

Charles
Darin

Jacob
Zev
Connecticut’ta yaşayan ve ekonomi profesörü olan Walter Vale, hayatın renklerini çoktan kaybetmiş, ruhu emekliye ayrılmış bir adamdır. Bir konferans için yıllardır gitmediği New York’taki dairesine döndüğünde, evinin dolandırıcılık yoluyla Suriyeli bir müzisyen olan Tarek ve Senegalli kız arkadaşı Zainab’a kiralandığını görür. Başta büyük bir şaşkınlık yaşasa da, gidecek yerleri olmayan bu iki gencin durumuna kayıtsız kalamaz ve onlara dairesinde kalma teklifinde bulunur.
Walter’ın monoton dünyası, Tarek’in ona Afrika davulu (djembe) çalmayı öğretmesiyle sarsıcı bir değişim geçirir. Ancak bir gün Tarek, metroda yaşanan küçük bir aksilik sonucu gözaltına alınır ve belgesiz göçmen olduğu için sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Walter, bu haksızlığa karşı tüm imkanlarını seferber ederken hem kendi içindeki tutkuyu yeniden keşfeder hem de Amerikan hukuk sisteminin karanlık yüzüyle tanışır.
Richard Jenkins, Walter Vale rolünde kariyerinin en duru ve etkileyici performansını sergiliyor. Canlandırdığı profesörün o içe dönük, donuk halinden, öfkesini ve sevincini haykıran bir adama dönüşümünü büyük bir ustalıkla aktarıyor. Bu performansı Jenkins'e "En İyi Erkek Oyuncu" dalında Oscar adaylığı getirmiştir. Tarek rolünde Haaz Sleiman, enerjisi ve samimiyetiyle filmin kalbini oluştururken; Danai Gurira, Zainab karakterinin mesafeli ama vakur duruşunu başarıyla yansıtıyor.
Hiam Abbass ise Tarek'in annesi Mouna rolünde filme dahil olduğunda, Walter ile aralarında kurulan sessiz anlayış ve hüzün dolu bağ, hikayenin duygusal derinliğini ikiye katlıyor.
Tom McCarthy’nin hem yazıp hem yönettiği film, büyük sözler söylemeden çok büyük meselelere dokunan bir sinema harikasıdır. Yönetmen, göçmenlik gibi karmaşık bir politik konuyu, tamamen insani duygular ve dostluk üzerinden ele alıyor. Filmin temposu, bir belgesel sakinliğinde ilerlerken finaline doğru artan duygusal yüküyle izleyiciyi derinden sarsıyor. Müzik, bu yapımda sadece bir arka plan öğesi değil; karakterleri birbirine bağlayan evrensel bir dil olarak konumlandırılıyor.
Sakin akan, karakter odaklı ve toplumsal eleştirisini nezaketle yapan bir dram filmi arayanlar için The Visitor biçilmiş kaftandır. Adalet, özgürlük ve insan hakları gibi temalara duyarlı olanların yanı sıra, müziğin birleştirici gücünü hissetmek isteyenler bu filmi mutlaka listesine almalı. Eğer kalıpların dışında bir platform filmi deneyimi arıyorsanız, Walter'ın bu uyanış hikayesi size çok iyi gelecektir.
The Visitor, dünyadaki "öteki" kavramına karşı empati kurmanızı sağlayan en dürüst yapımlardan biridir. Bir insanın hayatının, hiç tanımadığı insanların trajedisiyle nasıl kökten değişebileceğini gösterir. Siyasi sloganlar atmak yerine, hapishane camının arkasındaki bir insanın çaresizliğini göstererek izleyiciyi vicdani bir muhasebeye davet eder. Richard Jenkins'in o muazzam oyunculuğu için bile izlenmeye değerdir.
Yalnızlık ve Uyanış: Rutin bir hayatın içinde sıkışmış bir ruhun müzikle yeniden canlanması.
Göçmenlik ve Bürokrasi: Modern dünyada kağıt üzerindeki isimlerin, insan hayatından daha değerli görülmesi.
Müziğin Dili: Kültürler ve diller arasındaki bariyerlerin ritim aracılığıyla yıkılması.
Adalet ve Çaresizlik: Sistemin çarkları arasında kaybolan bireylerin hukuki mücadelesi.
Bu filmin insancıl dokusunu sevdiyseniz, Tom McCarthy'nin bir diğer önemli yapımı olan Station Agent veya sınıf farklarını hüzünlü bir dille anlatan İki Gün, Bir Gece filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bir göçmen hikayesini farklı bir perspektiften sunan In America da ilginizi çekebilir.
Richard Jenkins, bu filmdeki rolü için djembe çalmayı sıfırdan öğrenmiş ve çekimlerin birçoğunda gerçekten kendi çalmıştır.
Filmin çekimleri sırasında New York sokaklarındaki gerçek kalabalık ve hayat akışı, sahne doğallığını bozmamak adına filme dahil edilmiştir.
Yönetmen Tom McCarthy, senaryoyu yazarken New York'taki göçmen merkezlerinde bizzat gözlem yaparak gerçek hikayelerden esinlenmiştir.
Walter, piyano çalmaya çalışsa da müzikle duygusal bir bağ kuramamaktadır. Tarek ile tanıştıktan sonra Afrika davulunun ritmi ve içgüdüsel yapısı, onun bastırdığı duygularını dışa vurması için bir araç haline gelir.
Film, 11 Eylül saldırıları sonrası Amerika'da sertleşen göçmenlik yasalarını ve bu yasaların masum bireylerin hayatları üzerinde yarattığı yıkıcı etkileri odağına alır.
The Visitor, izleyiciye pembe bir tablo çizmez. Gerçekçi bir yaklaşımla sistemin katılığına vurgu yapar ve Walter'ın artık hiçbir zaman eski, hissiz adam olamayacağını göstererek hüzünlü ama anlamlı bir noktada durur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...