

Emre

Murat

Zeynep

Şahin

Kemal

İlhan

Selim

Yavuz

Pekmez

Doctor
Genç ve idealist savcı Emre (Selahattin Paşalı), su sorunuyla boğuşan Yanıklar kasabasına yeni atanır. Görevine büyük bir ciddiyetle başlayan Emre, kasabanın yerel eşrafı ve belediye başkanı tarafından başlangıçta sıcak karşılansa da, kasabadaki yozlaşmış ilişkiler ağını ve hukuksuzlukları kurcaladıkça işler değişir.
Bir gece katıldığı akşam yemeğinden sonra kendisini bir suç davasının hem tanığı hem de şüphelisi olarak bulan Emre; kasaba halkının linç kültürüyle, yerel gazete sahibi Murat (Ekin Koç) ile kurduğu tekinsiz ama ilgi çekici dostlukla ve kasabanın her geçen gün daha da derinleşen devasa obruklarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Emin Alper, "kuraklığı" hem fiziksel bir susuzluk hem de vicdani bir çölleşme olarak tasvir eder.
Selahattin Paşalı ve Ekin Koç Dinamiği: İkilinin arasındaki gerilimli, belirsiz ve çok katmanlı ilişki, filmin motor gücünü oluşturuyor. Paşalı'nın disiplinli savcı portresi ile Koç'un gizemli Murat karakteri harika bir tezat yaratıyor.
Obruk Metaforu: Kasabanın her yerinde açılan obruklar, toplumsal adaletin ve ahlakın içine çöktüğü boşlukları simgeleyen dehşet verici bir görsel simge.
Ses ve Atmosfer: Yanıklar kasabasının o tozlu, sıcak ve klostrofobik havası izleyiciyi ilk saniyeden itibaren huzursuz etmeyi başarıyor.
Final Sekansı: Sinema tarihimize geçecek kadar güçlü olan final sahneleri, linç kültürünün ve "çoğunluk" vahşetinin sarsıcı bir yansıması.
Modern Bir Başyapıt Görmek İçin: Siyasi eleştiriyi gerilim türüyle bu denli ustaca birleştiren nadir bir yerli yapım olduğu için.
Toplumsal Dinamikleri Anlamak İçin: Taşradaki güç dengelerini, dedikodunun bir silah olarak kullanılmasını ve liyakat mücadelesini sorgulamak adına.
Sinematografik Bir Şölen: Her karesi üzerine düşünülmüş, görsel dili oldukça kuvvetli bir anlatı izlemek için.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...