

Lola (Cécile)

Roland Cassard

Michel

Frankie

Madame Desnoyers

Jeanne, la mère de Michel

Cécile Desnoyers

Claire, the bar owner

Daisy
Madame Frédérique
Fransa’nın liman kenti Nantes’ın melankolik sokaklarında geçen hikâye, hayatın tekdüzeliğinde kaybolmuş Roland Cassard’ın etrafında şekillenir. Roland, günlerini amaçsızca geçirirken tesadüf eseri çocukluk aşkı Cécile ile karşılaşır. Ancak Cécile artık sahne adı Lola olan, bir kabarede dans ederek oğlunu tek başına büyütmeye çalışan bir kadındır. Roland’ın kalbinde eski duygular yeniden alevlenirken, Lola’nın kalbi hala yedi yıl önce onu hamileyken terk eden Michel için atmaktadır.
Film, karakterlerin yollarının kesiştiği tesadüflerle dolu bir labirent gibidir. Bir yanda Roland’ın içine düştüğü elmas kaçakçılığı planları, diğer yanda Lola’ya hayranlık duyan Amerikalı denizci Frankie ve Lola’nın gençliğini anımsatan küçük adaşı Cécile’in hikâyesi anlatılır. Her karakter, aslında bir başkasının geçmişini veya geleceğini temsil ederek döngüsel bir aşk ve umut hikâyesini tamamlar.
Filmin kalbinde, büyüleyici performansıyla Anouk Aimée yer alıyor. Aimée, Lola karakterine hem bir şov kızının ışıltısını hem de bekar bir annenin kırılgan gururunu ustalıkla nakşediyor. Bakışlarındaki hüzün ve umut, karakterin derinliğini her sahnede hissettiriyor.
Roland Cassard rolünde Marc Michel, hayata karşı duyduğu bıkkınlığı ve yeniden bulduğu aşkla gelen canlanmayı son derece doğal bir oyunculukla sergiliyor. Amerikalı denizci Frankie rolündeki Alan Scott ise filme yabancı bir perspektif ve sempatik bir enerji katıyor. Elina Labourdette ve Annie Duperoux gibi isimler de bu melankolik atmosferin tamamlayıcı unsurları olarak kadroda yer alıyor.
Jacques Demy’nin ilk uzun metrajlı filmi olan bu eser, yönetmenin daha sonra Cherbourg Şemsiyeleri ile zirveye taşıyacağı "müziksiz müzikal" estetiğinin ilk adımıdır. Max Ophüls’e bir saygı duruşu niteliği taşıyan film, akıcı kamera hareketleri ve ışık kullanımıyla görsel bir şiiri andırır. Nantes sokaklarını sadece bir dekor değil, karakterlerin duygusal gelgitlerini yansıtan yaşayan bir mekan olarak kullanır. Filmin siyah beyaz sinematografisi, nostalji ve gerçeklik arasındaki ince çizgiyi mükemmel şekilde belirginleştirir.
Fransız sineması tutkunları ve Yeni Dalga akımının daha romantik, daha lirik yönünü keşfetmek isteyen izleyiciler bu filme bayılacaktır. Saf aşkın, beklemenin ve tesadüflerin büyüsüne inananlar için romantik dram filmleri kategorisinde eşsiz bir yere sahiptir. Eğer hikâye anlatımında görselliğin ve atmosferin ön planda olduğu kült filmler ilginizi çekiyorsa, bu yapım listenizde mutlaka yer almalı.
Sinema tarihinde "mutluluğun ve hüznün aynı anda nefes alabildiği" nadir filmlerden biridir. Demy, hayatın acımasız gerçeklerini masalsı bir tonda anlatmayı başarır. Film, karakterlerin birbirine teğet geçen hayatları üzerinden kader kavramını sorgulatırken, izleyiciyi yormayan ama içine çeken bir ritme sahiptir. Ayrıca Anouk Aimée’nin ikonik performansı, tek başına bu filmi izlemek için yeterli bir sebeptir.
Bekleyiş ve Sadakat: Lola’nın yıllarca geri dönmeyeceğine inanılan bir aşkı beklemesi.
Kader ve Tesadüfler: Karakterlerin yollarının Nantes sokaklarında şaşırtıcı şekilde kesişmesi.
Nostalji ve Geçmiş: Karakterlerin sürekli eski anılara ve çocukluk aşklarına tutunma çabası.
Döngüsellik: Küçük Cécile karakteri üzerinden ana karakterin geçmişine ayna tutulması.
Eğer bu filmin atmosferini sevdiyseniz, yönetmenin diğer başyapıtı olan ve benzer temaları işleyen Cherbourg Şemsiyeleri (The Umbrellas of Cherbourg) ilk durağınız olmalı. Ayrıca Max Ophüls imzalı Lola Montès, görsel üslup açısından bu filme ilham vermiş bir diğer Fransız sineması klasiğidir. Şehir ve tesadüf temalı anlatımlardan hoşlanıyorsanız, Eric Rohmer filmleri de ilginizi çekebilir.
Filmin adı ve karakteri, Marlene Dietrich’in Mavi Melek filmindeki Lola Lola karakterinden esinlenilmiştir.
Jacques Demy’nin eşi ünlü yönetmen Agnès Varda, filmin orijinal negatiflerini yıllar sonra restore ederek sinemaya yeniden kazandırmıştır.
Demy bu filmi "müziksiz bir müzikal" olarak tanımlamıştır; zira filmde müzik, olay örgüsünün bir parçası gibi ritmi belirler.
Evet, film 1961 yılında Raoul Coutard’ın usta işi siyah beyaz sinematografisiyle çekilmiştir ve bu tercih filmin şiirsel atmosferine büyük katkı sağlar.
Hikâye, yönetmen Jacques Demy’nin de doğum yeri olan Fransa’nın liman kenti Nantes’da geçmektedir.
Filmin başrol karakterinin kabaredeki sahne adı Lola’dır; ancak gerçek adı tıpkı filmdeki küçük kız karakter gibi Cécile’dir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...