
Tarih, Savaş, Romantik

Napoleon Bonaparte

Josephine Bonaparte

Paul Barras

Duke of Wellington

Junot

Talleyrand

Caulaincourt

Lucille

Tsar Alexander

Emperor Francis I
Fransız Devrimi'nin kaotik günlerinde, Marie Antoinette’in giyotine gidişiyle başlayan hikâye, genç ve hırslı topçu subayı Napolyon Bonapart’ın tarih sahnesine çıkışını konu alıyor. Toulon Kuşatması’ndaki taktiksel dehasıyla dikkatleri üzerine çeken Napolyon, kısa sürede Fransa’nın en güçlü adamı haline gelirken, bir yandan da aristokrat bir dul olan Josephine de Beauharnais ile tanışır. Bu tanışma, sadece iki insanı değil, Avrupa’nın kaderini de değiştirecek bir ilişkinin fitilini ateşler.
Film, Napolyon’un askeri zaferlerini (Austerlitz, Mısır Seferi, Rusya işgali) ve siyasi manevralarını kronolojik bir akışla sunarken, asıl odağını imparatorun iç dünyasına ve Josephine ile olan toksik, tutkulu ve yıkıcı bağına çeviriyor. Ridley Scott, Napolyon’u sadece bir savaş makinesi olarak değil; güce aç, duygusal olarak olgunlaşmamış ve sevdiği kadının onayı olmadan kendini tamamlanmış hissetmeyen karmaşık bir figür olarak resmediyor. Hikâye, onun yükselişinden Waterloo’daki çöküşüne ve St. Helena’daki yalnız sonuna kadar uzanan destansı bir yayı kapsıyor.
Ridley Scott, Gladyatör’den yıllar sonra Joaquin Phoenix ile yeniden bir araya gelerek sinema tarihine geçecek bir iş birliğine imza atıyor.
Joaquin Phoenix (Napolyon Bonapart): Phoenix, alışılagelmiş "kahraman komutan" portresi çizmiyor. Napolyon’u zaman zaman ürkek, zaman zaman patlamaya hazır, sosyal becerileri zayıf ama savaş alanında bir dahi olarak yorumluyor. Karakterin garipliklerini ve insani kusurlarını ön plana çıkaran, ezber bozan bir performans sergiliyor.
Vanessa Kirby (Josephine): Filmin gizli öznesi. Kirby, Josephine’i sadece bir imparatoriçe olarak değil, Napolyon üzerinde psikolojik tahakküm kurabilen, hayatta kalma içgüdüleri güçlü ve manipülatif bir kadın olarak canlandırıyor. Phoenix ile aralarındaki kimya, filmin motor gücünü oluşturuyor.
Rupert Everett (Arthur Wellesley - Wellington Dükü): Kısa ekran süresine rağmen, Waterloo Savaşı’nda Napolyon’un karşısındaki o soğukkanlı İngiliz duruşunu mükemmel bir asaletle yansıtıyor.
Usta yönetmen Ridley Scott, 80'li yaşlarında bile epik sinemanın yaşayan en büyük temsilcisi olduğunu Napolyon ile bir kez daha kanıtlıyor. Film, özellikle savaş sahnelerindeki teknik mükemmelliğiyle büyülüyor. Austerlitz Savaşı’ndaki buzun kırılma sahnesi, ses tasarımından görüntü yönetimine kadar sinema dersi niteliğinde. Scott, CGI ile pratik efektleri o kadar dengeli kullanıyor ki, savaşın kaosu ve vahşeti iliklerinize kadar işliyor.
Ancak film, biyografik bir belgesel doğruluğu bekleyenler için tartışmalı olabilir. Scott, tarihi gerçekleri dramatik anlatım uğruna bükmekten çekinmiyor. Senaryo, yılları çok hızlı katettiği için olaylar arasında bazen kopukluk hissi yaratabiliyor. Buna rağmen film, bir imparatoru yüceltmek yerine onun zaaflarını mercek altına alarak, "büyük adam" mitini yapıbozuma uğratan cesur bir editoryal dile sahip.
Tarihi epik filmlere ve dönem dramalarına ilgi duyanlar için görsel bir şölen. Ridley Scott sinemasını (Kingdom of Heaven, Gladiator, The Duellists) sevenler, yönetmenin imzasını bu filmde de net bir şekilde görecektir. Ayrıca askeri stratejiye, 18. ve 19. yüzyıl Avrupa tarihine ve karmaşık psikolojik karakter analizlerine meraklı izleyiciler için tatmin edici bir yapım.
Sinemada bu ölçekte prodüksiyonlar artık çok nadir yapılıyor. Napolyon, kostümlerinden set tasarımlarına, binlerce figüranın kullanıldığı savaş koreografilerinden müziklerine kadar "büyük sinema" deneyimini yaşatıyor. Joaquin Phoenix ve Vanessa Kirby’nin karşılıklı oyunculuk düellosu ve özellikle Waterloo Savaşı sekansı, filmi beyazperdede veya büyük bir ekranda deneyimlemek için yeterli sebepler.
Güç ve Kibir: Zirveye tırmanışın getirdiği sarhoşluk ve bu kibrin kaçınılmaz bir düşüşle sonuçlanması.
Savaşın Bedeli: İstatistiklere indirgenen ölümlerin ardındaki vahşet ve liderlerin hırsları uğruna feda edilen hayatlar.
Bağımlılık İlişkisi: Napolyon ve Josephine arasındaki, birbirlerini hem var eden hem de yok eden hastalıklı sevgi bağı.
Tarih ve Mit: Bir insanın nasıl efsaneleştiği ve bu efsanenin ardındaki kırılgan gerçeklik.
Waterloo (1970): Savaş sahnelerinin gerçekliği ve binlerce gerçek askerin kullanılmasıyla bilinen, Napolyon’un sonunu anlatan klasik.
Barry Lyndon: Stanley Kubrick’in görsel estetiği ve dönem atmosferiyle Napolyon’a ilham veren başyapıtlarından biri.
The Duellists: Ridley Scott’ın ilk filmi olan bu yapım, Napolyon döneminde geçen iki subayın yıllara yayılan düellosunu anlatır.
Darkest Hour: Tarihi bir liderin (Winston Churchill) en zorlu anlarına ve insani yönlerine odaklanması bakımından benzerdir.
Filmdeki savaş sahneleri için binlerce figüran kullanıldı ve oyuncular, o dönemin top ve tüfeklerini kullanabilmek için özel askeri kamplarda eğitim aldı.
Joaquin Phoenix, Napolyon rolüne hazırlanırken karakterin fiziksel duruşunu ve konuşma tarzını taklit etmek yerine, onun ruh haline odaklandı; hatta sette Ridley Scott ile senaryoyu anlık olarak değiştirdikleri sahneler oldu.
Ridley Scott, filmin sinema versiyonunun yanı sıra, karakter derinliğinin ve Josephine ile ilişkisinin daha detaylı işlendiği yaklaşık 4 saatlik bir "Director's Cut" (Yönetmen Kurgusu) versiyonunu da hazırladı.
Film tarihi olaylara dayanmakla birlikte, dramatik etkiyi artırmak için kurgusal öğeler barındırır ve kronolojide oynamalar yapar; tam bir tarih dersi niteliği taşımaz.
Hayır, filmdeki o ünlü sahne tamamen kurgudur. Tarihçilere göre Napolyon'un askerleri Mısır Seferi sırasında piramitlere ateş açmamıştır.
Film, bir Apple Original Films yapımıdır. Sinema vizyonunun ardından Apple TV+ platformunda yayınlanmıştır.
Tarihteki yaygın inanışın aksine Napolyon çok kısa değildi; dönemin ortalamasına göre normal bir boydaydı. Filmde Joaquin Phoenix de kendi boyuyla oynamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...