

Gatsby Welles

Ashleigh Enright

Chan Tyrell

Ted Davidoff

Francisco Vega

Roland Pollard

Connie

Josh

Terry

Tiffani
Gatsby Welles, eski moda zevkleri olan, nevrotik ve entelektüel bir gençtir. Üniversiteden kız arkadaşı Ashleigh ile birlikte, onun bir röportaj görevi için hafta sonunu New York'ta geçirmeyi planlarlar. Gatsby, sevdiği kadına çocukluğunun geçtiği şehri tüm romantizmiyle tanıtmak isterken, New York’un öngörülemez havası ve hayatın tesadüfleri planlarını altüst eder. Şehirde bastıran sağanak yağmur, ikiliyi farklı maceralara sürükler.
Ashleigh, ünlü bir yönetmenin peşinde sinema dünyasının parıltılı ama karmaşık koridorlarında kaybolurken; Gatsby, yağmurlu sokaklarda eski dostlarla ve yeni yüzlerle karşılaşır. Bu süreçte Gatsby, ailesiyle olan çatışmalarını ve hayattan ne beklediğini sorgulamaya başlar. New York'ta Yağmurlu Bir Gün, nostaljik atmosferiyle melankoliyi ve tesadüfi aşkları bir araya getiren zarif bir şehir güzellemesidir.
Timothée Chalamet, Gatsby rolünde Woody Allen sinemasının o meşhur entelektüel ve huzursuz karakter yapısını günümüze ustalıkla taşıyor. Chalamet’nin piyano başındaki sahneleri ve yağmur altındaki yürüyüşleri, karakterin melankolik ruh halini izleyiciye çok saf bir yerden geçiriyor. Elle Fanning ise Ashleigh karakteriyle, saf bir heyecanla girdiği Hollywood çevresindeki şaşkınlığını enerjik bir performansla sergiliyor.
Selena Gomez, Gatsby’nin karşısına çıkan açık sözlü ve zeki Chan rolünde filmin en tazeleyici performanslarından birini sunuyor. İkili arasındaki zekice diyaloglar, filmin romantik dokusunu güçlendiriyor. Ayrıca Jude Law, Liev Schreiber ve Diego Luna gibi dev isimler, Ashleigh’in savrulduğu o parıltılı dünyadaki kilit karakterler olarak kadronun kalitesini zirveye taşıyorlar.
Woody Allen’ın yönetmenliğini üstlendiği film, yönetmenin New York’a olan bitmek bilmeyen aşkının en taze meyvelerinden biri. Filmin görüntü yönetmenliğini üstlenen efsanevi Vittorio Storaro, şehrin sarı ve sıcak tonlarını yağmurun puslu grisiyle harmanlayarak izleyiciye adeta bir rüya atmosferi sunuyor. Film, klasik bir romantik komediden ziyade, hayattaki yanlış anlaşılmalar ve doğru zamanlamalar üzerine kurulmuş bir durum komedisi niteliğinde. Caz müzikleriyle beslenen anlatım dili, izleyiciyi modern dünyadan koparıp nostaljik bir masalın içine çekmeyi başarıyor.
New York atmosferini seven, caz müziklerine hayranlık duyan ve diyalog odaklı entelektüel filmlerden keyif alan izleyiciler bu yapımı mutlaka izlemelidir. Romantik komedi türüne daha sanatsal ve melankolik bir pencereden bakmak isteyenler için bu film huzur verici bir sığınak olacaktır.
Film, izleyiciyi yormayan sade ama derinlikli bir hikaye vaat ediyor. Modern çağın hızı içinde, yağmurun ritmiyle yavaşlayan bir New York keşfi sunması filmi benzerlerinden ayırıyor. Timothée Chalamet’nin yükselen yıldızını parlattığı bu yapım, aşkın ve hayallerin bazen planladığımız gibi değil, tam da ihtiyacımız olduğu gibi karşımıza çıktığını hatırlatıyor.
Nostalji ve Kimlik: Modern dünyaya uyum sağlayamayan bir gencin geçmişe ve sanata duyduğu özlem.
Tesadüflerin Gücü: Hayatın planlanamaz olduğu ve yağmurun getirdiği beklenmedik karşılaşmalar.
İlişkilerde Dürüstlük: Kişinin kendi gerçekliğini keşfettiğinde partneriyle olan uyumsuzluğunu fark etmesi.
Eğer bu filmin yarattığı büyülü New York havasını sevdiyseniz, yine Woody Allen imzalı Midnight in Paris (Paris'te Gece Yarısı) veya Annie Hall gibi klasikleri listenize ekleyebilirsiniz. Ayrıca Greta Gerwig’in Frances Ha filmi de şehrin ruhunu ve gençlik sancılarını benzer bir samimiyetle işler.
Film, prodüksiyon sürecinin ardından çeşitli tartışmalarla gündeme gelse de, Avrupa ve Asya sinemalarında büyük beğeni toplamıştır. Vittorio Storaro, filmdeki sahnelerin ruh haline göre renk paletini sürekli değiştirmiş; Gatsby için daha sıcak, Ashleigh için ise daha değişken ışıklar kullanmıştır. Filmin çekimleri sırasında New York sokaklarının o meşhur dokusu, herhangi bir dijital müdahale olmadan en doğal haliyle kaydedilmiştir.
Filmin tamamı, hikayenin geçtiği New York'un Manhattan, Greenwich Village ve Central Park gibi ikonik bölgelerinde çekilmiştir.
Evet, yetenekli oyuncu filmdeki piyano sahnelerinde kendi yeteneğini konuşturmuş ve "Everything Happens to Me" şarkısını seslendirmiştir.
Film, geleneksel mutlu sonlardan ziyade, her iki karakterin de kendi gerçekliğini bulduğu, oldukça gerçekçi ve şiirsel bir kapanış yapar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...