

Amani

Yari
Arafat

Boris

Amin

-
Scientology Recruiter
Rachel

Sasha
-
Nikahta Keramet Var mı?, kültürlerarası çatışmaları ve göçmenlik sorunlarını mizahi bir dille ele alan, hem hüzünlü hem de kahkaha dolu bir yapım. Hikâyenin merkezinde, New York’ta yaşayan ve vize sorunları nedeniyle sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan Filistinli Arafat yer alıyor. Arafat, Amerika'da kalabilmek için son çare olarak biriyle evlenmeye karar verir. Ancak kaderin cilvesi odur ki, bu sahte evlilik için karşısına çıkan kişi, ailesinin ve toplumunun asla onaylamayacağı İsrailli bir kadın olan Yael’dir.
Bu kağıt üzerindeki evlilik, sadece göçmenlik bürosunu atlatmakla kalmaz; aynı zamanda her iki tarafın da sahip olduğu derin önyargıları ve ailevi baskıları sarsmaya başlar. Arafat ve Yael, yetkilileri inandırmak için "mutlu bir çift" gibi davranmak zorundayken, bir yandan da aralarındaki siyasi ve kültürel uçurumları aşmaya çalışırlar. Film, en imkânsız şartlarda bile sevginin ve anlayışın nasıl filizlenebileceğini etkileyici bir şekilde anlatıyor.
Filmin başrolünde, aynı zamanda senaryoya da katkıda bulunan Ghazi Albuliwi yer alıyor. Albuliwi, Arafat karakterinin yaşadığı çaresizliği ve sakarlıkları son derece doğal bir mizahla yansıtıyor. Ona eşlik eden Hiam Abbass, canlandırdığı anne karakteriyle hikâyeye geleneksel bir ağırlık katarken, İsrailli oyuncu Einat Tubi (Yael), karakterinin modern ve özgürlükçü duruşuyla Arafat’ın dünyasına taze bir soluk getiriyor. Oyuncuların performansları, filmin politik alt metnini göze sokmadan, insani duygular üzerinden izleyiciye geçirmeyi başarıyor.
Yönetmen Ghazi Albuliwi, bu yapımda Orta Doğu’nun bitmek bilmeyen gerilimlerini New York’un kozmopolit yapısına taşıyarak absürt bir komedi yaratmış. Film, "düşman kardeşler" olarak nitelendirilen iki toplumun bireylerini, hayatta kalma ortak paydasında buluşturuyor. Temposu oldukça akıcı olan yapım, yer yer kahkahalar attırırken yer yer de göçmenlerin yaşadığı zorluklara dair iç burkan anlar sunuyor. Sinematografik açıdan sade olan film, gücünü samimi diyaloglarından ve karakterlerinin sahiciliğinden alıyor.
Kültürel çatışmaları konu alan bağımsız komedileri sevenler ve "zıt kutupların aşkı" temalı hikâyelerden hoşlananlar için bu film harika bir seçenek. Eğer romantik komedi türünün Hollywood kalıpları dışına çıkmış, daha gerçekçi ve politik dokunuşlara sahip örneklerini arıyorsanız, Nikahta Keramet Var mı? beklentilerinizi karşılayacaktır. Ayrıca göçmenlik deneyimine dair eğlenceli filmler izlemek isteyen sinemaseverler de bu yapımda kendilerinden pek çok şey bulabilirler.
Bu film, siyasetin ve sınırların aslında insanlar arasında ne kadar yapay engeller oluşturduğunu çok basit ve etkili bir dille kanıtlıyor. Arafat ve Yael’in hikâyesi, büyük ideolojilerin gölgesinde kalan küçük ama değerli insan hikâyelerine odaklanıyor. "Barış mümkün mü?" sorusuna bir nikah masası üzerinden verilen bu esprili cevap, izleyiciye hem moral veriyor hem de önyargılarıyla yüzleşme fırsatı sunuyor. Sıcak, samimi ve gürültüsüz bir komedi arayanlar için kaçırılmaması gereken bir yapım.
Kültürel Önyargılar: İnsanların yetiştiği toplumların dayattığı kalıpları yıkma süreci.
Göçmenlik ve Aidiyet: Bir ülkede kalabilmek için verilen ahlaki ve hukuki mücadele.
Aile Baskısı: Geleneksel beklentiler ile bireysel özgürlükler arasındaki çatışma.
Empati: Karşı tarafa duyulan nefretin, ortak dertlerle tanışınca nasıl anlayışa dönüştüğü.
Eğer bu tarzdaki kültürel komedileri sevdiyseniz, bir Yunan kızı ile Amerikalı bir gencin aşkını anlatan My Big Fat Greek Wedding (Kalbinin Sesini Dinle) veya göçmenlik ve mutfak kültürünü harmanlayan The Hundred-Foot Journey (Aşk Tarifi) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca benzer bir "sahte evlilik" temasını işleyen The Proposal (Teklif) da daha hafif tonlu bir alternatif olabilir. Bu tür komedi filmleri, farklılıkların aslında nasıl birer zenginliğe dönüşebileceğini anlatır.
Film, uluslararası festivallerde gösterilmiş ve farklı kültürlerin bir arada yaşaması üzerine verdiği pozitif mesajlarla takdir toplamıştır.
Senarist ve başrol oyuncusu Ghazi Albuliwi, hikâyeyi kurgularken kendi çevresindeki gerçek gözlemlerden ve New York'taki Orta Doğulu toplulukların yaşamından esinlenmiştir.
Filmin orijinal adı olan "Peace After Marriage", ironik bir şekilde "evlilik sonrası barış" kavramına vurgu yapar.
Tamamen gerçek bir kişi olmasa da film, New York'taki göçmenlerin yaşadığı gerçek bürokratik zorluklardan ve Orta Doğu kökenli ailelerin sosyal yapısından esinlenmiştir.
Siyasi bir arka plana sahip olsa da film, ağır bir politik söylemden ziyade bireylerin yaşadığı komik ve insani durumlara odaklanmaktadır.
Film ağırlıklı olarak İngilizce çekilmiş olup, karakterlerin kültürel bağlarını yansıtmak adına yer yer Arapça ve İbranice diyaloglar da içermektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...