

Marion

Mingus

Jeannot

Bella

Ron

The Oak Fairy

Rose

Manu
Willow

Lulu
New York'ta 2 Gün, Fransız bir fotoğrafçı olan Marion ve Amerikalı radyocu sevgilisi Mingus’un, Manhattan’daki huzurlu hayatlarının altüst olmasını konu alıyor. Marion’un yaklaşan sergisi için Fransa’dan gelen babası, kız kardeşi ve kız kardeşinin sevgilisi (ki kendisi aynı zamanda Marion’un eski sevgilisidir), New York’a adeta bir kasırga gibi iniş yaparlar. Küçük bir apartman dairesine doluşan bu eksantrik Fransız kafilesi, yanlarında sadece bavullarını değil, Avrupa’nın tüm gürültüsünü, patavatsızlığını ve kültürel alışkanlıklarını da getirmişlerdir.
Film, sadece 48 saatlik bir zaman diliminde geçerken; Mingus’un sabrının sınırlarını zorlayan bu misafirlik, çiftin ilişkisini de ciddi bir sınavdan geçirir. Fransızların rahatlığı ve Amerikalıların politik doğruluğu arasındaki uçurum, her sahnede yerini kahkaha dolu bir çatışmaya bırakır. Marion, bir yandan sergisini kurtarmaya çalışırken diğer yandan bu "kültürel istila" karşısında Mingus ile olan bağını ayakta tutmaya çalışacaktır.
Filmin başrolünde, aynı zamanda senaryoyu yazan ve yöneten Julie Delpy yer alıyor. Delpy, Marion karakterinde yine o bildiğimiz nevrotik, zeki ve enerji dolu performansını sergiliyor. Ona, Amerikalı entelektüel sevgilisi Mingus rolünde komedi dünyasının sevilen ismi Chris Rock eşlik ediyor. Chris Rock, stand-up gösterilerindeki o enerjik halini biraz daha dinginleştirerek, etrafındaki absürtlüğe anlam vermeye çalışan "normal adam" portresini harika çiziyor.
Kadroda asıl renkli karakterler ise Marion’un ailesini canlandıran isimler. Julie Delpy’nin gerçek babası Albert Delpy, filmde de babası rolünde ve sergilediği doğal, uçarı performansla filmin gizli yıldızı haline geliyor. Kız kardeş rolündeki Alexia Landeau ve eski sevgili rolündeki Alexandre Nahon, karakterlerine kattıkları sinir bozucu ama samimi havayla hikâyeyi güçlendiriyorlar.
Julie Delpy, bu filmle aslında "2 Days in Paris" ile başlattığı serüveni okyanus ötesine taşıyor. New York'ta 2 Gün, Woody Allen sinemasına selam gönderen, diyalog ağırlıklı ve son derece dinamik bir komedi filmi. Yönetmen, New York’un o sofistike atmosferini, Fransızların salaş ve dobra yapısıyla çarpıştırarak ortaya zekice yazılmış bir parodi çıkarıyor. Filmin kurgusu, karakterlerin bitmek bilmeyen konuşmaları ve durumsal komediler üzerine kurulu; bu da izleyiciyi bir an bile sıkılmadan hikâyenin içinde tutuyor.
Kültürel farklılıklara dayalı mizahı sevenler, ilişkilerdeki absürt durumları izlemekten keyif alanlar ve Julie Delpy’nin sinematografik diline hayran olanlar bu filmi kesinlikle kaçırmamalı. Eğer yabancı komedi türünde sadece fiziksel şakalar değil, aynı zamanda zekice kurgulanmış diyaloglar arıyorsanız, bu 2 günlük macera size çok iyi gelecektir.
Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, bir ilişkinin ne kadar sağlam olduğunu sorgularken bunu ağır bir dramla değil, hayatın içinden gelen absürtlüklerle yapmasıdır. Julie Delpy ve Chris Rock gibi iki farklı ekolün bir araya gelmesi, filme benzersiz bir ritim kazandırıyor. Ayrıca filmin "ruhunu satma" üzerine kurulu yan hikâyesi, günümüz sanat dünyasına dair de çok ince ve eğlenceli eleştiriler barındırıyor.
Kültürel Çatışma: Avrupa ve Amerikan yaşam tarzı arasındaki trajikomik farklar.
Aile Dinamikleri: Ailenin, bireylerin özel hayatı üzerindeki bazen yıkıcı bazen birleştirici etkisi.
Dürüstlük ve İlişkiler: Bir ilişkide sırlar ve farklı geçmişlerin yarattığı güven sınavı.
Bu filmin havasını ve diyalog yapısını sevdiyseniz, serinin ilk filmi olan 2 Days in Paris'i mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca Richard Linklater'ın kültleşmiş serisi Before Sunrise üçlemesi de (ki yine Julie Delpy başroldedir) ilişkiler üzerine derinlemesine sohbetler barındırmasıyla iyi bir alternatif olabilir. Daha çok New York odaklı bir mizah için Woody Allen’ın Annie Hall filmi de listenizde yer alabilir.
Julie Delpy, bu filmde de kendi ailesinden isimlerle çalışarak sinemasına kişisel bir dokunuş katmıştır. Filmde Chris Rock’un canlandırdığı karakterin evindeki Barack Obama kartonu gibi döneme dair pek çok kültürel referans yer almaktadır. Ayrıca filmde Marion'un sergisindeki fotoğrafların bir kısmı, gerçek hayatta da fotoğrafçılıkla ilgilenen Delpy'nin kendi çalışmalarından izler taşımaktadır.
Evet, film 2007 yapımı "2 Days in Paris" filminin devamı niteliğindedir; ancak hikâye farklı bir partner ve farklı bir şehirde geçtiği için bağımsız olarak da rahatlıkla izlenebilir.
Evet, bu yapım Türkiye'deki pek çok dijital platformda ve DVD formatında Türkçe altyazılı ve dublajlı olarak yer almıştır.
Hikâyenin büyük bir kısmı Manhattan’ın entelektüel ve kültürel dokusuyla bilinen sokaklarında ve dar ama şık apartman dairelerinde geçmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...